Türkiye ile Türk Cumhuriyetleri arasındaki ilişki

Türkiye’nin diğer Türk Cumhuriyetleriyle ilişkisi eskiden beri önem arz eden bir konudur. Türkiye ile bu diğer ülkelerin ekonomik ilişkilerinin son dönemlerde artmasına rağmen istenilen düzeye ulaşamaması ise irdelenmesi gereken konulardandır.

Türkiye ile Türk Cumhuriyetleri arasındaki ilişki

İhracata dayalı büyüme modelini 24 Ocak 1980 kararları ile benimseyen Türkiye, dış ticaret serbestiyle beraber 1990’lı yıllarda dış ticaret açıklarıyla karşı karşıya kalmıştır. 1980 kararlarıyla ‘ithal ikameci’ sanayileşme politikası terk edilerek, yerine ‘ihracata dayalı’ olan sanayileşme politikası benimsenmiştir.

İthalattaki yasakların azaltılarak gümrük duvarlarının aşağıya çekilmesi, ihracatın çeşitli tedbirlerle teşviği ve kolaylaştırılması ve Türk parasının gerçekçi bir şekilde değerlendirilmesi bu politikaların temel unsurlarını teşkil eder.

1990 ve 2000’li yıllarda yaşanan yerel ve global kaynaklı ekonomik ve siyasi krizlerle dış ticaret açıkları artış göstermiştir. Bu nedenle alternatif pazarlara yönelim sağlanarak var olan pazar yapısının çeşitlendirilmesi gerekliliği ön plana atılmıştır. Türk Cumhuriyetleriyle Türkiye arasındaki ekonomik ilişkiler bu bağlamda daha da değer kazanmaya başlamıştır. Geçmişten günümüze devam eden etnik ve kültürel bağlar, karşılıklı çıkarlar ile yeniden şekillendirilerek kalkınmanın itici gücü olarak kullanılması gayretine girişilmiştir.

1991 yılında Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin (SSCB) dağılmasıyla, Türk Cumhuriyetleri Azerbaycan, Türkmenistan, Özbekistan, Kazakistan ve Kırgızistan bağımsızlıklarını elde etmişlerdir. Bağımsızlıklarını kazanmalarının ardından dış ticaret hacimlerindeki keskin düşüşler, ekonomik büyüme problemi ve Rubledeki değer kayıpları sonucu oluşan ödemeler dengesi sorunları gibi nedenlerle küresel piyasalara entegre olmada sorun yaşamışlardır. Küreselleşmeyle be ülkelerdeki yer altı ve yer üstü kaynaklarının tespitiyle 2000’li yıllardan itibaren bu ülkeler ekonomilerini hızlı bir şekilde geliştirmişlerdir.

Doğal kaynaklar ve bu kaynakların taşımalarının çoğalmasıyla Avrupa’nın dikkati çekilmiştir. Türk Cumhuriyetlerinin bağımsızlıklarını kazanmasıyla birlikte, bu ülkelerle siyasi ve ekonomik ilişki kurmak isteyen ülkelerin başında ise Türkiye gelmektedir. Türkiye’nin bu girişiminin altındaki nedenlerden biri, bu ülkelerin Türkiye ile iş birliği imkanlarını arttıracak olması düşüncesidir.

Türkiye’nin Türk Cumhuriyetleri ile ortak dil, din, kültür ve coğrafi yakınlık ögeleri ülkemizin iş birliği yoluna gitmesi sürecini doğurmuştur. Türk Cumhuriyetlerinin bağımsızlıklarının ardından, merkezi planlamadan piyasa ekonomisine geçişte ve özelleştirme çabalarında yaşadığı sıkıntılar, haberleşme, ulaştırma, bankacılık, sigortacılık vs. gibi alt yapı yetersizlikleri, özel işletmeciliğin geliştirilmesi için bir ticaret ve sözleşme hukuku ile uygun bir idari yapının tam olarak oluşturulamaması gibi nedenler ilişkilerin yeterince geliştirilememesinde önemli rol oynamıştır.

Türk Cumhuriyetlerinin ekonomik durumları

1990’lı yıllarda piyasa ekonomisine geçiş dönemi yaşayan Türk Cumhuriyetleri,  ortaya çıkan sorunlar nedeniyle yeterli büyüme rakamlarına erişememişlerdir. 2000’li yılların başından itibaren serbest piyasa ekonomisine geçilmesiyle dünya ekonomisi ile entegre sağlandığından iyileşmeler görülmeye başlamıştır. Daha önceden etkin ve verimli kullanılamayan ham madde zenginlikleri, bağımsızlıkların ilanının ardından ülke sanayisine katkı yapacak şekilde kullanılmıştır. Bu da ülkelerin ekonomilerinde güzel gelişmeler yaratmıştır.

2008 global krizinin Türk Cumhuriyetlerini de etkilemesine rağmen kriz dönemi hızlı atlatılmış ancak; 2012, 2013 ve 2014 yıllarında yüksek büyüme rakamlarına ulaşmalarına rağmen daha sonra Rusya’da yaşanan ekonomik kriz ve döviz artışlarından olumsuz etkilenmişlerdir.

Türkiye ile Türk Cumhuriyetleri arasındaki ekonomik ilişkiler

Türkiye, 1991 yılında bağımsızlığını kazanan Türk Cumhuriyetleriyle ilişkilerini başlangıçta etnik ve kültürel ortak paydaya dayalı bir anlayış ile geliştirmeye çalışmıştır ancak bu bakış açısıyla ilişkiler önemli bir seviyeye ulaşamamıştır. Bazı yorumculara göre, Türkiye’nin bu ülkelerle olan ulaşım sorunları Rusya’nın bu ülkelerdeki ticari etkinliğini arttıran en önemli unsurlardan biri olmuştur.

Türk Cumhuriyetlerinin toplam olarak yaptıkları ithalat miktarı 2001 yılından itibaren 2009- 2010 yılları dışında 2013’e kadar artış göstermiştir. 2001 yılında yaklaşık 11 milyar dolar olan ithalat miktarı 2013 yılında yaklaşık olarak 83 milyar dolar seviyesine çıkmıştır. 2013 yılında sonra yaşanan ekonomik krizler ülkelerin büyüme hızlarını düşürmüş bunun sonucunda da toplam ithalat miktarları 2016 yılında yaklaşık 53 milyar dolar, 2017 yılında 59 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir.

Türk Cumhuriyetlerinin ithalatlarında Türkiye’nin payı 2001’de yüzde 4 seviyelerindeyken 2017’de 4 milyar dolar ile yüzde 6,7 seviyesine ulaşmıştır. 2017 verilerine bakıldığında Azerbaycan ithalatını yüzde 16,7 ile; Kazakistan yüzde 39,1 ile Rusya’yla yapmaktadır. Yine 2017 verilerinde Özbekistan yüzde 22,8 ile ve Kırgızistan yüzde 33,4 ile Çin’le en büyük ithalat ticaretini yapmıştır. Türkmenistan ise yüzde 23,7 ile en çok ithalatını Türkiye ile yapıyor gözükmektedir. Ülkemiz toplam ihracatlar değerlendirildiğinde; Azerbaycan’ın ikinci, Kazakistan’ın yedinci, Türkmenistan’ın birinci, Özbekistan’ın beşinci ve Kırgızistan’ın dördüncü en fazla ithalat yaptığı ülke konumundadır.

Türkiye’den en az ithalat yapan ülkenin Kazakistan olduğu görülmektedir. Türk Cumhuriyetlerinden Türkiye’den en çok ithalat yapan ülkeler ise Türkmenistan ve Azerbaycan olmuştur.

Türk Cumhuriyetlerinin en çok ithal ettiği ürünlerin başında; kazanlar; makina ve cihazlar, aksam ve parçaları gelmektedir. Bunları elektrikli makina ve cihaz, aksam ve parçaları, motorlu kara taşıtları, aksam ve parçaları ile demir ve çelikten eşyalar takip etmektedir.

Türkiye’nin yaptığı ithalat baz alındığında Türk Cumhuriyetlerinin payının az olduğu görülmektedir. Türkiye, 2018 yılında yaklaşık 223 milyar dolar olan toplam ithalatının ancak yaklaşık yüzde 1,3’ü olan 2,9 milyar doları Türk Cumhuriyetlerinden yapmıştır. Türkiye 2018 yılı itibariyle beş Türk Cumhuriyetinden toplam yaklaşık 2,9 milyar dolar ithalat yapmış olup en büyük pay 1,47 milyar dolar ile Kazakistan ve 795 milyon dolar ile Özbekistan’a aittir.

Diğer Türk Cumhuriyetlerinin Türkiye’ye en çok ihraç ettikleri ürünler; bakır ve bakırdan eşyalar, pamuk, pamuk ipliği ve pamuklu mensucat, mineral yakıtlar, mineral yağlar ve bunların damıtılmasından elde edilen ürünlerdir.

Ülkeler arasında ekonomik ilişkilerin bir diğer önemli konusu da turizm hareketleri olarak kategorilendirilebilir. Döviz kazandırıcı olması nedeniyle, turizm ülkelerin kalkınmasında büyük rol oynamaktadır. Türkiye’yi ziyaret eden Türk Cumhuriyeti vatandaşlarının sayısı 2014 yılı itibariyle yaklaşık 1,5 milyon ve toplam turist sayısının yüzde 4’ü olarak gerçekleşmiştir. Türkiye’deki siyasi krizler ve diğer Türk Cumhuriyetlerindeki ekonomik krizler nedeniyle 2015 ve 2016 yılında azalmış ancak 2017 yılında 1,7 milyonla rekor kırmıştır.

Uzmanların görüşlerine göre, Türk Cumhuriyetleri ve Türkiye arasındaki ilişki geçmişe dayandığı için hep sürecektir. Yaşanan krizler etkisiyle yavaşlama gösteren ekonomik ilişkiler Türkiye nezdinde hiçbir zaman yönlendirici güce ulaşamamıştır. Türkiye ile diğer Türk Cumhuriyetleri arasındaki ekonomik ilişkilerin özellikle dış ticaret konusunda istenilen düzeyde olmadığı görülmektedir. Elde edilen sonuçlara ve yapılan araştırmalara göre; etnik ve kültürel olarak sıkı bağların olduğu bu ülkelerle olan ekonomik ilişkilerde, dış ticaret, turizm ve doğrudan yabancı özelinde, rakamların beklenen düzeyde gerçekleşmemektedir. Yapılması gereken şey ise; var olan sıkıntıların tespit edilmesi ve sorunun çözümü için uluslararası yolların aranması olmalıdır.

Son yıllarda yaşanan ekonomik daralmalara rağmen, Orta Asya’nın büyük bir bölümünü oluşturmaları yanında hızla artan nüfusları ve sahip oldukları petrol ve doğal gaz rezervleri ile Türk Cumhuriyeti ülkelerinin ekonomik ve ticari cazibe merkezi olma yolunda ilerlediğini söylemek mümkündür. Bunun en önemli ölçütü ise, bu kaynakların nasıl kullanılacağına bağlıdır. Bölge içindeki ticaret ve yatırımların canlandırılmasının sonucunda bölge ülkelerinin ekonomileri güçlendirilecektir. Doğal kaynaklara dayalı olan ekonomik yapının çeşitlendirilmesi ise kesinlikle üzerinde durulması gereken konulardandır.

Türkiye ile Türk Cumhuriyetleri arasındaki ticari sorunların aşılabilmesi için ulaşım ve lojistik problemlerinin de üzerinde durularak çözüme kavuşturulması, dış ticareti arttırıcı nitelik taşıyacaktır.