Türkiye ihracat rakamlarında artış

Dünyada öngörülen ve ABD, İngiltere, Almanya, Fransa ve Çin gibi dev ülkeleri etkisi altına alan finansal kriz, İran – ABD gerilimi ile zirveye tırmandı. Hem bölgesel hem de global düzeyde negatif yönde seyreden ekonomik indekslerin aksine Türkiye, önemli oranda büyüme sağlayarak dünya sıralamasında da adını üst sıralara yazdırdı.

Globelleşen ve teknoloji ağırlıklı ‘katma değeri yüksek’ ürünlerin yüksek rakamlarla ilk sıralara yerleştiği 2000’li yıllar, birçok yeni ülkenin de dünya pazarında kendi markalarıyla yer bulmasına imkân verdi. Elbette teknoloji devlerinin aldığı pay, büyümekte olan ülkelere göre birkaç kat fazlaydı fakat ileri teknoloji ülkelerin ‘eğitim’ reformlarında kendisine yer buldukça, madalyonun öteki yüzüde görünür olmaya başladı.

Bu ülkelere örnek olarak Güney Kore ve Çin’in başı çektiği Asya ülkeleri öncülük ederken, Afrika ülkeleri, Latin Amerika’nın üretim bandı ekonomide kendisine yer bulmaya başladıkça, Kuzey Avrupa’nın atılımı yeni bir reel ekonomi modelinin zorunluluğunu da beraberinde getirdi.
Türkiye, 2000’lerin başından itibaren, hem teknik hem de ekonomik yatırımlar ile bu ülkeler arasında kendisine yer bulmaya çalışırken, 2017 yılında yaşanan sıçrama, sektördeki birikimin de en önemli göstergesi oldu.

 2018 yılında, 168,1 milyar dolara ulaşan ihracat rakamı Cumhuriyet tarihi rekoru kırarken, son üç yılda, ABD’nin ‘ticaret savaşı’nın akabinde negatif ivme kaydeden dünya rakamlarının üzerine çıkan Türkiye, ihracat birim fiyatları yüzde 0,43 ve yüzde 0,90 artış gösterdi.

Ford Otosan, Arçelik, Tüpraş, Vestel, Tofaş gibi ekonomiye yön veren markaların dışında, FLO, Roberto Bravo, İkbal Şekerleme, Kahve Dünyası gibi yerel markaların yurt dışı pazarında kendisine yer bulması ihracat rakamlarının sıçramasında önemli rol oynadı.
Almanya, İtalya, Irak, ABD ve İngiltere en çok ihracat yapılan ülkeler listesinde ilk beşi oluştururken, yapılan yeni anlaşmalarla, özellikle gıda sektörünün ihracatında Çin üst sıralara hızla tırmandı.



Dünya Bankası İş Yapma Kolaylığı Raporu’na göre, 190 ekonomi arasından 43’üncü sıradan 33’üncü sıraya yükselen Türkiye, 1,9 milyona ulaşan işyeri ve 22 milyona yaklaşan aktif sigortalı sayısı ile büyüme çizgisini devam ettirmeyi sürdürüyor.

Birleşik Markalar Birliği tarafından ikincisi organize edilen Değer Zirvesi ve Türkiye’ye Değer Katan Markalar Ödül Töreni’nde Ticaret Bakan Yardımcısı Rıza Tuna Turagay’ın paylaştığı son verilere göre; Türkiye’nin ihracatı 180.5 milyar dolar ile bir önceki yıla göre 2.04 oranında arttı. Bu rakamı, dünya ticaretinin sadece yüzde 1.2 oranında büyüdüğü, dünyanın önde gelen ihracatçı ülkelerinin ihracatlarının yüzde 2,7 oranında küçüldüğü bir ortamda gerçekleştiren Türkiye, üçüncü çeyrekte yüzde 0.9 büyüme oranı yakaladı.

Önümüzdeki yıllarda ekonominin büyüme hızının artırılması için ihracatçılara 3.8 Milyar TL kaynak yaratıldı. Bu kaynağın 665 Milyon TL’si doğrudan Turquality bünyesindeki markalar için, 245 Milyon TL’si marka ve tanıtım desteği için ve 210 Milyon TL’si ise tasarım desteği için ayrıldı.

Bu veriler ışığında 2020’nin ilk çeyreğinde hızlı bir büyüme kaydetmek için teknolojik gelişmeler de hızla ekonominin argümanları arasına dâhil edildi.

 SONUÇ:

Ticaret Bakanlığı koordinasyonunda İhracatçı Birlikleri ile birlikte yıl boyunca takip edilen Türkiye İhracat Stratejisi 2023 ve Eylem Planı, küresel ticarette öne çıkan 200 ürünün artırılması yolunda önemli adımların atılmasını sağladı. Hem bölgesinde hem de global pazarda büyüyen Türkiye, rekabet avantajını lehine çevirerek büyümesini sürdürmek istiyor. Türkiye, dünyada en çok ticareti yapılan 200 üründen 47’sinde ihracat üstünlüğünü elinde tutarken, sektörlere göre bu ürünler; ayakkabı, deri ve deri mamülleri, taş ve cam, sebze, ahşap ve kimyasallar gibi dünya pazarında kendisine geniş oranda yer bulabilen ürünlerden oluşuyor.

2020 yılından 2023 yılına uzanan dönemde ürün kalemlerini genişleterek hem Asya hem de Avrupa ve Amerika’da ihracat rakamlarını artırmayı hedefleyen Türkiye, özellikle teknolojik gelişim için kolları sıvadı. Elektrikli otomobil, insansız hava araçları ve tank gibi endüstrinin en ağır dallarında yerli ve milli araçlarını üreten Türkiye, önümüzdeki beş yılda bölgede yükselen tansiyonun vurduğu dünya ekonomisinin aksine büyümesini garanti altına almayı hedefliyor.