Yeni dünyada Türkiye'nin stratejik ilişkileri

Dünyada değişen trendler ve iş birlikleri doğrultusunda Türkiye - Hollanda ilişkilerinin daha iyi bir noktaya taşınabilmesi için ekonomi ve siyaset dışında birçok dinamiğin göz önüne alınması gerekir. Bu bağlamda iki ülkenin geçmişten bugüne gelen ilişkileri, teknoloji ve inovasyon iş birlikleriyle daha ileri seviyelere taşınabilir.

Endüstri toplumundan bilişim çağına geçişin yaşandığı dünyada, ülkeler ve kurumlar arasındaki iş birliği modellerinin de değiştiği görülüyor. Teknoloji temelli iş yapma şekilleri bilgi ve bilgiye dayalı ürünlerin değerini ön plana çıkarırken, yeni ekonomi üzerinden oluşan küresel rekabet, mikro-milliyetçilik ve entegrasyon üzerinden gelişiyor. Küresel dünyanın temel trendleri kaynak paylaşımı, orta sınıfın yok olması, insan kaynaklı iş gücünün yerini teknolojinin alması ve yumuşak güce geçiş etrafında şekilleniyor.

TÜRKİYE-HOLLANDA İLİŞKİLERİNİN 400 YILLIK TARİHİ

Türkiye, tarihi, kültürü ve jeostratejik konumu ile uluslararası aktörler arasında önemli bir yer tutuyor. Öte yandan, Birleşmiş Milletler ve NATO başta olmak üzere örgütlü yapılar içerisindeki üyeliği ile dış politikada oluşturduğu aktif duruş, küresel meselelerde Türkiye’yi öne çıkarıyor.

Avrupa Birliği üyesi olan Hollanda ise yaklaşık bir trilyon dolarlık Gayrisafi Yurtiçi Hasılası ve 17,4 milyon nüfusu ile Avrupa’nın gelişmiş ülkelerinden biri. Meşruti monarşi ile yönetilen ülke, dünyadaki en büyük 17’nci ekonomiye sahip. İnsan hakları ve adalet konusunda önde gelen ülkelerden olan Hollanda, Avrupa Birliği’nin yanı sıra, NATO ve OECD üyesi. Avrupa’nın en büyük limanlarından biri olan Rotterdam da Hollanda’da yer alıyor.

Türkiye ile Hollanda arasındaki ilişkiler, 1612 yılında Osmanlı Devleti’nin daveti üzerine İstanbul’a gelen ilk Hollanda elçisine dayanıyor. 400 yıl öncesinde başlayan iki ülkenin ilişkileri, daha sonrasında 1855-1859 yılları arasında Türkiye’nin Hollanda’ya büyükelçilik açması ile devam ediyor.

İki ülke arasında ticaretin altyapısını oluşturan anlaşma ve protokoller.

 

Ticaret temelli gelişen ilişkiler, karşılıklı olarak ipek, yün, pamuk ve baharat gibi ürünlerin ihraç edilmesiyle bugüne kadar sürdü. Cumhuriyetin ilan edilmesinin ardından da iki ülke arasındaki ilişkilerin güçlü tutulmasına önem verildi. Hollanda’nın önemli şirketlerinden biri olan Philips, 1930 yılında Türkiye’de de hizmet vermeye başladı. Bunun yanı sıra, 1934 yılında ilişkilerin geliştirilmesi adına Türk-Hollanda Derneği kuruldu.

Türkiye ile Hollanda arasındaki ticari ilişkiler, Türkiye ekonomisinin 1980’li yılların başında dışa açılmasından sonra daha da gelişme gösterdi. 10-12 Şubat 1993 tarihleri arasında Rotterdam, Utrecht, Amsterdam, Den Haag ve Amersfort Ticaret Odaları temsilcilerinin katılımıyla oluşan Hollanda özel sektör heyetinin Türükiye’yi ziyareti sırasında ikili ticari ilişkileri geliştirmek amacıyla Türkiye-Hollanda İş Konseyi kuruldu.

İş Konseyinin Hollanda tarafı NETUBA (Netherlands-Turkey Business Association) olup üyeleri daha çok Türkiye ile iş yapan veya yapmak isteyen küçük ve orta ölçekli Hollandalı firmalardan oluşuyor. Konseyin en son toplantısı 2001 yılında Türkiye’de yapıldı.

1996 yılında AB ile Türkiye arasında imzalanan Gümrük Birliği Anlaşması ile diğer Avrupa ülkeleriyle olduğu gibi, Türkiye ile Hollanda arasındaki sanayi ürünleri ticaretinde uygulanan gümrük vergileri kaldırılarak iki ülke arasındaki ticaretin artması sağlandı. Türkiye ile Hollanda arasındaki ticaret hacmi hem ihracat hem de ithalattaki artışlarla devamlı bir artış trendi içerisinde devam etti. 2015 yılından bu yana iki ülke arasındaki dış ticarette Türkiye lehine dış ticaret fazlası gerçekleştiği kaydedildi.

HOLLANDA’DAKİ TÜRK YATIRIMCILAR

İki ülke arasında geliştirilen ilişkiler, Hollanda’daki Türk toplumun varlığı ve ticari faaliyetlerinin artmasıyla her geçen gün daha da gelişti. 2019 yılındaki verilere göre, Türkiye ve Hollanda arasındaki ikili ticaretin hacmi yaklaşık 9 milyar doları buldu.

Türkiye’nin Hollanda’ya ihraç ettiği ürünler arasında tekstil ürünleri, otomobil ve yarış arabaları bulunurken, Hollanda’nın Türkiye’ye ihraç ettiği başlıca ürünler ise demir-çelik, petrol yağları, döküntü hurdaları ve traktörler.

2017 yılında iki ülke arasında siyasi gerilim yaşanmasına rağmen, ikili ticaret hacmi bakımından Hollanda, Türkiye’nin yedinci büyük ticaret ortağı. İki ülke arasındaki ilişkilerin temelinde ticaretin yanı sıra, Türkiye’nin enerji kaynakları transferindeki önemli konumu ve Hollanda’daki Türk nüfusunun önemli seviyede olması yatıyor.

Hollanda’da yaşayan yaklaşık 4 milyon göçmenin 500 binini Türk kökenli göçmenler oluşturuyor. Nüfus çoğunluğunun yanında girişimcilik özellikleriyle de ön plana çıkan Türklerin ülkedeki yatırımı 6 milyar avronun üzerinde. Öte yandan, Hollanda’da Türklere ait 28 bin şirket ve burada çalışan 80 bin kişi bulunuyor.

Türklerin ilk kez Hollanda’ya yerleşmelerinin üzerinden 64 yıl geçti. Bu da gösteriyor ki ülkedeki Türk nüfusu kalıcı ve etkin olarak orada yaşamını sürdürüyor.

Hollanda, 2002-2019 yılları arasında Türkiye’ye 25 milyar 402 milyon dolar doğrudan yatırım yaptı. Böylece Türkiye’ye en çok yatırım yapan ülkelerde biri oldu. Aynı yıllar içerisinde Türkiye’den Hollanda’ya yapılan yatırımlar ise 13 milyar 763 milyon dolara ulaştı. Hollanda, 2019 yılında Türkiye’den yurtdışına yapılan yatırımlarda ilk sırada yer aldı.

Ekonomik ilişkilerin yanı sıra, siyasi ilişkilerin de iyi bir düzeyde seyretmesi için Türkiye-Hollanda İlişkilerinin Güçlendirilmesi ve Türkiye-Hollanda Konferansı Kurulmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası imzalandı. Bu konferanslar iki ülke arasında dönüşümlü olarak düzenleniyor.

KÜRESEL İLİŞKİLERDE DEĞİŞEN DİNAMİKLER

Bilişim toplumu, Endüstri 4.0 gibi kavramlar ışığında değişen dünyayı doğru anlamak için yapay zeka, artırılmış gerçeklik ve mobilite merkezli düşünmek gerekiyor. Toplumları kültürel ve ekonomik anlamda dönüştürecek olan yeni trendler, uluslararası aktörler arasındaki ilişkilerde de yeni bir dönem açıyor.

Dünyadaki güç dengelerinin değişmeye başladığı günümüzde Çin’in etkisi göz ardı edilemez. Yeni İpek Yolu Proje olarak da nitelendirilen Bir Kuşak Bir Yol Projesi, yüzden fazla ülkeyi hem karadan hem de denizden birbirine bağlayarak küresel entegrasyon sağlamayı hedefliyor. Diğer taraftan, bu proje ile ülkelerin ekonomi politikaları ve finans kaynaklarında da değişiklikler yaşanması bekleniyor.

Orta sınıfın giderek kaybolmaya başladığı toplumsal yapılarda otoriter rejimlerin veya karmaşanın ortaya çıktığı görülüyor. Bu çerçevede, bölgesel güvenliğin sağlanması üzerinden küresel aktörler arasında yeni ittifakların oluşturulması söz konusu.

Soğuk Savaş sonrası artan küreselleşme, ülkelerin gelişmesi için uluslararası alanda oluşturulan bölgesel iş birlikleri ve bölge-ötesi geliştirilen ilişkilerin önemini ön plana çıkardı. Yumuşak gücün kullanılması ve her alanda diyalog geliştirilmesi, ülkelerin oluşturduğu politikaların temelini oluşturdu.

Türkiye ve Hollanda arasındaki ilişkilerin de daha ileri seviyeye taşınması için birçok dinamik göz önüne alınmalı. Ticari ve ekonomik ilişkiler, inovasyon ve teknoloji alanına genişletilmeli.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu 8. Wittenburg Konferansı’nda yaptığı açıklamada, iki ülke arasındaki ilişkilerin diyalog temelinde geliştirileceğini belirterek Hollanda’daki Türk toplumunun entegrasyonunu desteklediklerini ifade etti.

Konferansta yer alan İnovasyon Çalışma Grubu, Türkiye ve Hollanda arasındaki ilişkilerin teknoloji çerçevesinde yeni bir boyut kazandığını gösteriyor. Hollanda, teknoloji alanında yapılan çalışmalar ve yeni girişimler bakımında Avrupa’nın önde gelen ülkelerinden biri konumunda.

Hollanda’nın tarımda kullandığı yüksek teknolojiler ve dikey çiftlik gibi geliştirdiği projeler, dünyada kıtlık ve üretim zorluğu gibi meseleler gündemdeyken ayrı bir önem kazanıyor. Tarım ülkesi olan Türkiye’nin de geliştirici teknolojiler açısından Hollanda ile iş birliği yapması ve Avrupa’ya verilen ürünlerin birincil kaynaklarından olması sağlanabilir.

Temiz ve yenilenebilir enerjinin ön planda olduğu Hollanda’da tren, metro ve tramvay gibi ulaşım araçları yüzde yüz elektrikli ve temiz rüzgar enerjisi ile çalışıyor. Dünyanın en büyük sıfır emisyonlu otobüs filosuna da yine Hollanda ev sahipliği yapıyor. Türkiye’nin başat illerinde kalabalık nüfus ve yoğun sanayi ortamı göz önüne alındığında temiz enerjinin ne kadar önem arz ettiği görülebilir. Dolayısıyla bu konuda da Hollanda’nın teknolojilerinden yararlanabilmek hem Avrupa standartlarının sağlanması hem de iklim değişikliğindeki adımlar açısından önemli.

Teknolojinin tüm iş yapma şekillerini temelden etkilediği bir dünyada teknoloji üretimi ve inovasyon iş birlikleri, yeni dünyanın gerekliliklerini oluşturuyor. Bu nedenle Türkiye ve Hollanda arasında geliştirilen ilişkilerde bu gerekliliklerin ön planda tutulması gerekiyor.