Türkiye’nin güçlenmesi küresel güçleri rahatsız etti

Çin’in Wuhan kentinden yayılarak dünyayı etkisi altına alan yeni tip koronavirüs (Covid-19) ile mücadele ederken, sürecin hem öncesinde hem de sonrasında attığı adımlar ile Türkiye bölgede güçlenmeye devam etti. Türkiye Doğu Akdeniz, Suriye ve Irak’ta yürütülen operasyonların ardından neden rahatsızlık yarattı?

Dünya gündeminde Covid-19 büyük bir yer tutarken, jeopolitik olarak en önemli konumlardan birisinde olan Türkiye’nin Doğu Akdeniz hamlesi kamuoyunda geniş yankı buldu. Yunanistan ile sınır ilişkileri ile birlikte Dışişleri Bakanlığı’nın Libya ziyareti, Suriye politikası, Başika ve Musul ile birlikte  ‘Pençe ve Kaplan Operasyonu’ dünya ülkelerinin yakın markajında yer buldu.

Son dönemde Türkiye’nin bazı komşularıyla ilişkilerinde gözle görülür gerilim yaşanıyor: Şam, Ankara ile işbirliğini sıfıra indirgedi, Bağdat BM Güvenlik Konseyi ve Arap Birliği’ne şikâyet etmekle tehdit ediyor, Atina ve Lefkoşa ‘diplomatik cephe’ oluşturdu ve yeni yaptırımların getirilmesi amacıyla Avrupa Birliği içinde büyük çabalar harcıyor.

Bölgedeki bu Türkiye karşıtlığının nedeni ne?

Türkiye’nin son hamlelerine ilişkin açıklama yapan Rusya Dışişleri’ne bağlı Diplomasi Akademisi öğretim görevlisi Doç. Dr. Vladimir Avatkov, “Pandemi ile ilgili uluslararası-politik ve sosyoekonomik kriz büyümeye devam ediyor. Birçok ülke potansiyelini artırmak için bu krizden yararlanmaya çalışıyor” diyor. 

Sputnik’te yer alan habere göre, Rusya Bilimler Akademisi Dünya Ekonomisi ve Uluslararası İlişkiler Enstitüsü (İMEMO RAN) kıdemli araştırma görevlisi ve Rusya Dışişleri’ne bağlı Diplomasi Akademisi öğretim görevlisi Doç. Dr. Vladimir Avatkov, Ankara’nın politikalarını “Hâlihazırda Türkiye son derece aktif dış politika yürütüyor ve Türkiye’nin daha bağımsız ve özellikle ABD’den bağımsız aktif bir uluslararası aktör haline geldiği gerçeğini kabul etmeye hazır olmayan ülkeler var” sözleri ile değerlendiriyor.

Avatkov, Ankara’nın giderek büyüyen bağımsızlığı bağlamında Türkiye-Yunanistan, Türkiye-Libya, Türkiye-Suriye ve Türkiye-Irak yönündeki gerginlik eğiliminin yükseldiğini dile getirerek, “Küresel güç statüsüne geçişte, Türkiye’nin bugün karşı karşıya olduğu kilit görevlerden biri, enerjisini aktif ama tehlikeli şekilde gerginlik yaratıcı olan boyuttan daha barışçıl ve küresel güce layık bir boyuta taşımak. Küresel güç, sadece hırslar değil, sorumluluk anlamına da geliyor” dedi.