ABD Türkiye'yi F-35 programından çıkardı

Türkiye'nin F-35 programından çıkarıldı ABD tarafından resmen bildirildi. F-35 Müşterek Taarruz Uçağı Projesi'nden çıkarılmasından hemen önce CAATSA yaptırımları duyurulmuştu. Türkiye haklarını ABD’de hukuki yollarla ararken, ABD'den ikinci hamle geldi. Peki, bundan sonra ne olacak?

F-35 Müşterek Taarruz Uçağı Programı (JSF) Ortak Mutakabat Zabtı ile programa dahil olan Türkiye, ilk etapta 100 adet F-35A uçağı almayı taahhüt etmişti.

Türkiye’nin tercih ettiği F-35 modelleri, A serisi ve bin 100 kilometre muharebe yarıçapı ve standart donanımlı, ileri teknoloji ile donatılmış beşinci nesil olacaktı.

2018 yılında mülkiyeti Türkiye’ye verilen dört adet F-35 için ABD'de, Türk pilotların da katıldığı eğitim programları zorunlu tutulmuştu. Bu eğitim şartının ardından iki adet daha F-35 uçağı verilmişti.

Ancak Türkiye’nin S-400’leri alacağını duyurmasının ardından mülkiyeti verilen altı uçağın Türkiye’ye transferi durdurulmuş, 2020 Savunma Bütçesi kapsamında bunların ABD Hava Kuvvetleri için alınması kararlaştırılmıştı. 

Ayrıca ABD’de üretilen F-35 uçaklarının bin 5 adet parçası Türk firmaları tarafından üretiliyordu. Alınan kararların ardından Türk firmaların üretime katkısı büyük oranda askıya alınmıştı.

Mutabakatta Türkiye ile birlikte İtalya, İngiltere, ABD, Avustralya, Kanada, Danimarka ve Norveç bulunuyor.

TÜRKİYE F-35 PROGRAMINDAN ÇIKARILDI

Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Türkiye’yi F-35 programından resmi olarak çıkardığını Ankara’ya bir bildirim ile duyurdu.

ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) tarafından yapılan bildirimin ardından AA’ya açıklama yapan ABD’li savunma yetkilisi, bildirimin detaylarına dair detay vermekten kaçındı.

ABD’li yetkili bildirimin 2006 yılında ve Türkiye'nin 26 Ocak 2007'de imzaladığı Ortak Mutabakat Zabtı'nın feshedilmiş olduğunu ve yeni oluşturulan mutabakat metnine Türkiye'nin dahil edilmediğini belirtti.

Geride kalan sekiz ortak ile yeniden güncellenen mutabakata Türkiye’nin dahil edilmemesinin ardından yeni bir katılımcı da eklenmedi.

ŞİMDİ NE OLACAK?

Türkiye’nin 2002 yılında dahil olduğu proje, uzun yıllar ABD tarafından siyasi bir argüman olarak kullanıldı.

Irak işgali sırasında yaşanan 1 Mart Tezkeresi krizi sürecinde sık sık gündeme gelen F-35 gerilimi, Türkiye - ABD ilişkilerinin düzelmesi ile birlikte özel şirketlerin de projede yer almasıyla 12 milyar dolar hacmine kadar ulaştı.

Projede hem tedarikçi hem de müşteri olan Türkiye, ABD’nin Patriot talebine olumsuz yanıt vermesinin ardından hava savunma sistemi S-400’lere yöneldi.

2013-15 yılları arasında Gaziantep’te ABD, Kahramanmaraş’ta Almanya ve Adana’da Hollanda Patriotları görev yaparak geri dönmüştü. İncirlik’te konuşlandırılan İspanyol Patriot’lar, 2015 yılından 2019 yılına kadar görev yapmıştı.

Mevcut konumu ve Doğu Akdeniz’de yaşanan gelişmelerin ardından hava savunma sistemlerine ağırlık veren Ankara, Rusya’nın teslimat, fiyat, ortak üretim ve teknoloji transferi noktasında cazip teklifle gelmesinin ardından S-400 sistemlerinden ‘dört’ bölükten oluşan iki adet almaya karar verdi. Dokuz bataryadan oluşan dört bölükteki batarya sayısının 36 olacak.

Her bir sistemde 72 olmak üzere iki sistemde toplam 144 füze olacak. Ayrıca 48 yedek füze bulunacak. Böylece toplamda 192 füze teslim edilecek.

NATO üyesi Yunanistan, Hırvatistan, Bulgaristan ve Slovenya gibi ülkelere S-300 satan Rusya’nın Türkiye’ye S-400 satışı dünya kamuoyunda geniş yankı buldu.

ABD, "Amerika Düşmanlarına Yaptırımla Mücadele Yasası" (CAATSA) çerçevesinde Türkiye’nin S-400 sistemlerini almasına tepki gösterirken, yaptırım sinyalleri de verdi.

İlk S-400 sistemleri, 2019’un Temmuz ayında birinci grup malzemelerinin Türkiye’ye gelmesi ve İlyuşin ve Antonov-124 tipi üç uçakla Ankara'daki Mürted Hava Meydanı'na indirilmesi ile 15 Temmuz Darbe Girişimi'nden üç ay sonra İstanbul'da gerçekleştirilen Enerji Zirvesi sırasında yapılan anlaşma da hayata geçmiş oldu.

Avrupa ülkeleri ve ABD’nin 2021 yılından ikinci yarısında Çin ile birlikte Rusya’ya karşı da aldığı tavır, S-400’leri de yeniden gündeme getirdi.

ABD’li yetkililer sık sık tepkilerini dile getirirken son olarak Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, S-400 hava savunma sisteminin çözümüne ilişkin, "tek tarafın dayatmasıyla" bir sorunun çözülemeyeceğini ifade etti.

Habertürk’te katıldığı canlı yayında soruları yanıtlayan Çavuşoğlu; "Herhangi bir konuda tek tarafın dayatmasıyla sorun çözülemez. S-400 konusu ilişkilerimizde bir sorun. Tıpkı PKK/YPG ve FETÖ meselesi gibi sorunlar devam ediyor. Bir kere biz S-400'ü niye aldık? Bunu biliyorlar. Trump da kaç kez itiraf etti. Türkiye egemen bir devlet. Sizin rahatsızlıklarınız var, doğru. Bizim de size ortak komisyon kuralım dedik, yanaşmadınız. Bu sorunları çözebilmek için ortak bir hareket tarzı oluşturmamız lazım, bunun için de uzmanlarımız çalışsın diye önerilerde bulunduk. Brüksel'de telefon görüşmemiz son derece olumlu geçti ama sorunlar çözülmedi. Biz bunu aldık mı? Aldık. İhtiyacımız mı? Evet. Daha fazla ihtiyacımız var mı? Var. Sizden almamızı istiyorsanız, bir satma garantisi vereceksiniz. İki fiyat ve şartlarınız bize uygun olacak. Bundan sonraki yol haritası konusunda da bu anlamda mutabakata varmamız lazım. S-400 falan başka bir şey almamızı istemiyorsan daha cazip şekilde ortaya koyacaksınız. Bu kadar parayı götürüp herhangi bir yerde tutmak için vermedik. S-400'e bir formül lazım. Bunu biz kullanmak için aldık" dedi. 

ABD’nin uluslararası hukuka saygı duyması gerektiğine vurgu yapan Çavuşoğlu, sürecinde ABD - Türkiye ilişkilerinin geleceğine dair ise “Amerika ilişkileri daha da kötüleştirmek istiyorsa tercih kendileridir” dedi.

Uzmanlar, S-400’lerin Türkiye’ye bedelinin ağır olacağına işaret ederken, ilk kez bir NATO üyesine CAATSA yaptırımlarının uygulanacağına dikkat çekti.