Yunus Emre Koca anlattı: Türkiye'nin enerjideki dışa bağımlılığı nasıl bitirilebilir?

Türkiye’deki enerji çalışmalarını ve sektörün geleceğini, Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı Projesi (TANAP) Proje Mühendisi Yunus Emre Koca, Intell4’a değerlendirdi…

Şeyda Kübra Ayaz - Intell4

Enerji sektörü, ülke ekonomileri için lokomotif özelliği taşıması nedeniyle oldukça önem arz eden ve ciddi miktarda yatırımların yapıldığı alanlardan biri. Türkiye’nin de son dönemde bu alanda yaptığı çalışmalar hem enerjide bağımsızlığın sağlanması hem de ekonomik kalkınma için gerekli görülüyor.

Türkiye’deki enerji çalışmalarını ve sektörün geleceğini, Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı Projesi (TANAP) Proje Mühendisi Yunus Emre Koca, Intell4’a değerlendirdi…

Dünyadaki enerji tüketimi giderek artıyor ve yapılan çalışmalar da bu artışın devam edeceği yönünde. Artan enerji talebine istinaden ülkelerin enerji arzı konusunda geliştirdiği politikalar ve stratejiler neler?

Enerji kaynaklarının verimli kullanılabilmesi için ciddi teknolojik çalışmalar ve politikalar gerçekleştiriliyor. Enerji arzı güvenliği hususundaki riskler, siyasi riskler olup, bu risklerin minimize edilip azaltılması için ciddi bir devlet politikası ve desteği gerekiyor. Bu hususta özellikle AB’nin stratejilerine bakıldığında enerji arzı güvenliği zor olan enerji kaynaklarından kurtulup, alternatif enerji kaynaklarına bir yöneliş olduğunu ancak bu alternatif kaynakların çevreye zarar verilmeden üretimi ve dönüşümü sağlanmaya çalışılıyor.

Enerji finansmanını sağlayan uluslararası finans kuruluşlarına bakıldığında çevreye zarar vermeyen enerji projelerini desteklediklerini hatta son yıllarda bunu finansman sağlamak için bir gereklilik olarak gördüklerini gözlemliyoruz.

Bu çerçevede özellikle AB, “net zero” karbon emisyonu amacıyla  Hidrojen yakıtlarına geçmek için ciddi çalışmalar yapmaktadır.

Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de enerji tüketiminde artış görülüyor. Genel resme bakıldığında Türkiye’deki enerji tüketimini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye’deki enerji tüketimine dair bazı yaklaşık değerlerden bahsetmek, genel resmi anlamak açısından önemli. Bu değerleri iki başlık altında değerlendirmek gerekirse, ilk olarak “Enerji Tüketimi”ni ele alalım. Türkiye’nin yıllık yaklaşık 145 bin Mtep (milyon ton eşdeğer petrol) tüketimi mevcuttur. İstatistiki değerlere bakıldığında son 10 yılda yaklaşık yüzde 60’lık artışlara varan enerji tüketimi mevcut. Bu da aslında enerji konusunun ülkelerin geleceğinde ne kadar stratejik olduğuyla ilgili bize bilgi veriyor.

Tüketimin ana başlıklarını; yaklaşık olarak yüzde 25 civarında sanayi sektörü, yüzde 25 civarında enerji ve çevrim sektörü, yüzde 20 civarında mesken ve hizmetler, yüzde 20 civarında ulaşım ve yüzde 10 da diğer oluşturuyor.

İkinci olarak da “Enerji Arzı”nı ele alalım. Enerji arzındaki enerji kaynaklarının dağılımına bakacak olursak; yaklaşık olarak yüzde 30 doğal gaz, yüzde 25 petrol, yüzde 15 kömür, yüzde 15 linyit, yüzde 15 yenilenebilir enerji kaynakları (hidrolik kaynaklar, rüzgâr, güneş, jeotermal ve biyokütleden) oluşturuyor.

Türkiye’de enerji arzını artırmak adına hangi çalışmalar yapılıyor?

Türkiye’nin enerji arzını sağladığı yüzde 55’lik kısım doğalgaz ve petrol. Ülkemizin bu anlamda ciddi enerji rezervlerine sahip olmaması nedeniyle bu ürünlerin büyük kısmı ithal edilmektedir. Dolayısıyla tüketimin bu kadar büyük bir kısmının ithal edildiği/dışa bağımlı olan bir ülke olarak Türkiye’nin olabildiğince yerli üretime yönelik hedefler koyması gerekiyordu. Bu kapsamda Türkiye’nin son yıllarda enerji arzını kuvvetlendirmek adına uygulamaya geçirdiği çok önemli çalışmalar yapılmaya başladı.

Öncelikle Türkiye’nin enerji tüketiminin büyük kısmında henüz dışa bağımlılığı devam etmesi nedeniyle dış alımlarda ülke, kaynak, şirket, miktar çeşitlendirmelerine gitmesi gerekiyordu. Buna istinaden son yıllarda bu konularda ciddi projeler uygulamaya geçti. BTC ile başlayan boru hattı çalışmaları TANAP ve Türk Akım gibi büyük projelerin tamamlanmasıyla devam etti. Mevcut durumda dış alımın yapıldığı kaynaklarda olabildiğince çeşitlendirilmeye gidildi. Ayrıca hayata geçirilen enerji depolama tesislerinin de enerji arzı güvenliği açısından katkısı çok önemlidir.

Yenilenebilir enerji kaynaklarının yatırımı kamu-özel olarak teşvik edilip, yatırımın fizibilitesinin yatırımcı için uygun olabilecek koşulların ve zeminin oluşturulması için devlet tarafından ciddi düzenlenmeler sağlandı. Nitekim son yıllarda özellikle güneş ve rüzgar gibi yenilenebilir enerji üretimindeki artışlar istatistiklere yansımış durumda. Son yıllarda biyokütle ile ilgili de ciddi teşvikler devlet tarafından sağlanıyor.

Türkiye’de var olan doğalgaz ve petrol rezervlerinin arama ve üretimin yapılması da bu çalışmalardan biri. Nitekim bununla ilgili oluşturulan politikalar çerçevesinde arama ve sondaj yapabilen yerli gemiler satın alınmış olup, bu gemilerle ciddi rezervlerin varlığı tespit edilip nihai ürüne çevrilmesi hususunda çalışmalar devam ediyor.

Bunların yanı sıra, belki kısa vadeli getirisi düşük olsa da uzun vadeli getirisi düşünüldüğünde ülkemizin tespit edilen enerji rezervlerine istinaden alternatif enerji kaynaklarını bulabilme, bu enerji kaynaklarının dönüşümünü sağlayabilecek AR-GE çalışmalarının destekleme ve üniversite-kamu-özel sektör iş birliğini geliştirme de önemli enerji politikaları arasında yer alıyor.

TANAP kapsamında hangi çalışmalar yürütülüyor? Türkiye’ye etkileri nasıl olacak?

“Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı Projesi’nin (TANAP) amacı, Azerbaycan’ın Hazar Denizi’ndeki Şah Deniz 2 Gaz Sahası ve Hazar Denizi’nin güneyindeki diğer sahalarda üretilen doğalgazın öncelikle Türkiye’ye, ardından da Avrupa’ya taşınması. Böylece TANAP, Güney Kafkasya Boru Hattı (SCP) ve Trans-Adriyatik Boru Hattı (TAP) ile birleşerek, Güney Doğal Gaz Koridorunu oluşturuyor.

Enerji’nin İpek Yolu olarak tanımlanan bu büyük proje hem istatistiksel değerlerinin büyüklüğü hem de etkilediği ülkeler açısından katkısı çok değerli.

Türkiye’ye katkısı açısından düşünüldüğünde ülkemizin TANAP ile enerji arzında ciddi bir alternatif oluşturduğu ve aynı zamanda Avrupa’ya enerji ihraç eden bu büyük projenin güzergahında yer alarak jeopolitik konumunu etkin bir şekilde kullandığı görülebiliyor.

Nitekim 2020 yılında çok değerli uluslararası bir kuruluş olan PMI tarafından “Yılın Projesi” ödülüne layık oldu.”

Arz kısmında yapılan çalışmalar dışında Türkiye’deki enerji tüketimi noktasında hangi politikalar uygulanmalı?

Enerji verimliliği konusu burada bir ana başlık. Aynı üretimin daha az enerji tüketilerek yapılmasını, enerji verimliliği olarak adlandırıyoruz. Enerjiyi verimli kullanmanın getirilerini gösteren en iyi örnek olarak Amerika Birleşik Devletleri verilebilir. ABD’de enerji tüketimin artış oranının sanayi ve ekonomik büyümenin çok altında kaldığı görülüyor. Bu büyük farklılık, enerji alanındaki yavaşlamadan ziyade artan tüketime karşı enerjinin verimli kullanımının bir göstergesi.

Maalesef Türkiye, enerji verimliliği değerlerinde Avrupa ülkelerinin çok gerisinde. Enerji verimliliği ile ilgili olarak, enerjinin sektörel dağılım istatistiklerine bakılarak ciddi politikalar belirlenmeli.

Örneğin; yüzde 20’yi bulan mesken ve hizmet enerji tüketimine istinaden konutlarımızın yalıtılması, pencerelerin çift cama çevrilmesi, enerji verim sınıfı yüksek elektrikli ev aletlerinin kullanılması, gereksiz aydınlatmaların önlenmesi, verimliliği yüksek, uzun ömürlü tasarruflu lambaların kullanılması gibi küçük politikalar bile enerji verimliliği için oldukça önemli.

Bunlara ek olarak, yüzde 25’lik sanayi enerji tüketimine istinaden sanayide enerji yoğunluğunun düşürülmesine yönelik gerekli revizyon ve teknoloji yatırımlarının yapılması, AR-GE projelerinin desteklenmesi ile enerji verimliliği sağlanabilir.

Yüzde 20’yi bulan ulaşımdaki enerji tüketimine istinaden araçlarda yakıt tüketimlerinin düşürülmesi, alternatif enerjili araçların geliştirilmesi (Nitekim elektrikli araçlara ciddi bir yönelim var son yıllarda) gereklidir. Toplu taşımaya yönelmek gibi bazı küçük adımların sonucunda, bu önlemlerin kümülatif getirisi azımsanamayacak mertebelerde olabilir.

Enerji verimliliği öncelikli bir devlet politikası olarak benimsenmeli. Öte yandan, ülkemizin artan enerji ihtiyacını karşılayacak en önemli enerji kaynağı olarak da ilan edilmeli. Enerji Bakanlığı’nı enerji verimliliği uygulamalarını tüm ülke sathında yaygın olarak hayata geçirmek için politikalar geliştirmelidir. Enerji verimliliği bir yaşam tarzı halini alıncaya kadar da bu politika sürdürülmeli. Nihayetinde ülkenin enerji bağımsızlığı ciddi bir milli güvenlik konusu olmalıdır bence. Tabii ki birey olarak da olabildiğince bu bilinçte hassasiyet sahibi olmalıyız diye düşünüyorum.