Türkiye-Çin ekonomik ilişkileri

Türkiye ile Çin arasındaki ilişkiler resmi olarak 1970’lerde başlamıştır. Bu dönemden sonra Ankara ve Pekin arsında artarak gelişen ekonomik ilişkiler 1990’da Çin’in ihracattaki üstünlüğü sağlamasıyla devam etmektedir. 2018’de ticaret hacmi 23,6 milyar dolara ulaşmıştır. Türkiye’nin Çin’e 2,9 milyar dolar ihracat geçekleştirmesi göz önüne alınırsa Türkiye’nin büyük oranda ticaret açığı verdiği göze çarpmaktadır.

Türkiye-Çin ekonomik ilişkileri

Türkiye jeopolitik konumu itibariyle Avrupa, Ortadoğu, Afrika ve Orta Asya başta olmak üzere farklı pazarlara çok rahat bir ulaşım ağı içerisindedir. Türkiye jeopolitik konumunun getirisi olan bu avantajını 2000’li yıllara kadar etkili bir şekilde kullanamamıştır. İthalat—ihracatta belirli pazarlara ağırlık verme ve sınırlı sayıdaki ülkelere bağımlı olmanın o ülkelerdeki siyasi ve ekonomik şoklara ve düşen talebe karşı daha kırılgan bir ekonomi anlamına geldiğini ciddi şekilde tecrübe eden Türkiye, 2000 yılından sonra jeopolitik konumunun getirisi olan geniş ticaret ağını iyi bir şekilde kullanmaya yönelik politikalar geliştirilmiş ve ticaret yaptığı ülkeler portföyünü genişletmiştir. İkili ticari ilişkilerde geniş ürün yelpazesi ve ticaret ağı geliştiren Türkiye’nin çabaları günümüzde de sürmektedir.  
 
Türkiye’nin Asya ülkelerinden kopuk bir şekilde ticari ilişkiler gerçekleştirmesi sonucunda uzun yıllar boyunca dış ticaretinde AB’nin ağırlığı hissedilmiştir. Dış ticaretini Asya ve Pasifik bölgelerine kaydırmaya yönelik politikalar geliştiren Türkiye bu bağlamda devlet başkanları ve bakanlar düzeyinde gerçekleştirdiği temaslarla hem siyasi hem ekonomik alanda ilişkilerini geliştirmeye çalışmıştır. Dünya ekonomisinin ağırlık merkezinin Asya’ya kayması Türkiye’nin ilgisini arttırmıştır ve hızlandırmıştır. Bu çerçevede Asya Pasifik bölgesinde yer alan Çin bugün Türkiye’nin Uzakdoğu’daki en büyük ticari partneridir.   
 
Türkiye ile Çin arasındaki resmi ilişkilerin başladığı 1971’den itibaren iki ülke arasındaki ekonomik ilişkiler artma eğilimi göstermiştir. İki ülke ekonomisindeki ideolojik ve yapısal farklılıklar ekonomik ilişkilerin düşük düzlemde devam etmesine neden olmuştur. Ekonomik ilişkiler 1990’ların başından itibaren Çin’in ihracat üstünlüğüyle devam etmektedir. TÜİK’in verilerine göre iki ülke arasındaki ticaret hacmi 23,6 milyar dolar olarak gerçekleşmiş. 

İki ülke arsındaki ticaret ilişkisi sürekli artış eğilimi göstermektedir, 2000 yılında 1 milyar dolar bandının aşılmasının ardından 2005’te 7,4 milyar dolara, 2010’da 19,5 milyar dolara ve 2018 yılında 23,6 milyar dolara ulaşılmıştır. Gerçekleştirilen ticarette Türkiye'nin payı çok düşük seviyelerde olduğu grafik üzerinde anlaşılmaktadır. 

2013 yılından itibaren Türkiye’nin Çin’den ithalatı her yıl ortalama 20 milyar dolar olarak gerçekleştirmiştir bu da Türkiye’nin cari açığının üçte birine denk gelmekte. Ticaretin zamanla Çin lehine gelişmesi Türkiye’nin cari açığını giderek arttırmıştır. Bu çerçevede ticari ilişkilerin dengeli ve adil bir şekilde geliştirilmesi ve devam ettirilmesi adına birtakım çalışmaların gerekliliği ortaya çıkmıştır.  
 
İki ülke arasında ithalatı ve ihracatı gerçekleştirilen ürünlere bakıldığından son 17 yılda Türkiye’nin ithal ettiği ürün çeşitliliğinde artış gözlemlenirken, Çin’in ithal ettiği ürün çeşitliliğinde aynı artış gözlemlenmemektedir. Türkiye’nin Çin’e ihraç ettiği mallara genel olarak bakıldığında karşımıza ileri teknoloji gerektirmeyen ham madde ve yarı mamul ürünler çıkmaktadır. Buna karşılık teknoloji ya da sermaye yoğun olarak tanımlanabilecek imalat sanayiine dayanan malların Çin’den ithal edildiği görülmektedir. İhracı gerçekleştirilen mal grupları içerisinde mermer, bakır cevheri, demir ve çelik, değerli metaller, giysi ve türevleri, motor parçaları, tarımsal ürünler, sağlık ürünleri ve altın gibi ürünler yer almakta. Buna karşılık ithal edilen mallar arasında bilgisayar, telefon, elektrikli aletler, yayın ekipmanları, yarı iletken aygıtlar, vinçler, demir ve çelik malzemeleri, kimyasal maddeler, hayvan ve tarım ürünleri, araç parçaları ve mücevher gibi ürünler bulunmaktadır. 
 
Türkiye birçok üründe potansiyel ihracatçı konumundadır ve Çin son dönemde tekstil, gıda, otomotiv parçaları, tabii kaynaklar, makine ve teçhizat ürünlerine yönelik alımlarını arttırmış durumda. Bu çerçevede Türkiye'nin ihracat hacmindeki dengeyi sağlamak adına ihracatı yapılan ürünlerin pazar payının artırılmasına, ürün çeşitliliğinin ve rekabet gücünün artırılmasına yönelik çalışmalar yapması gerekmektedir.