Prof. Dr. Koç: "Türkiye - Ermenistan ilişkilerinde çok daha temkinli olunması gerekiyor"

12 Eylül gecesi Azerbaycan ve Ermenistan çatışmalarının yeniden başladığı duyurulmuştu. ABD Temsilciler Başkanı Nancy Pelosi'nin Ermenistan ziyaretindeki açıklamalarının ardından hem bölgedeki küresel güçlerin hedeflerini hem de Türkiye - Ermenistan - Azerbaycan ilişkilerini Çağ Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü'nden Prof. Dr. Murat Koç Intell4'a anlattı.

Azerbaycan - Ermenistan arasındaki II. Dağlık Karabağ Savaşı, sahada bitmiş görünse de diplomasi de devam etmişti. Azerbaycan - Ermenistan arasındaki II. Dağlık Karabaş Savaşı, 10 Kasım 2020'de Rusya'nın ara buluculuğu ile sonlandırılmıştı. rusya ayrıca ayrılıkçı grupların elinde bulunan bazı topraklı korumak için bölgeye iki bin barış gücü askeri sevk etmişti. 

Ateşkesin ilan edilmesinin ardından masada devam eden savaşa Rusya'nın yanı sıra hem AB be ABD hem de Fransa müdahil olmuştu. 

12 Eylül'de Ermenistan askerlerinin provakasyonunun ardından sınırda çatışmalar yeniden şiddetlendi. Resmi açıklamalara göre, 135 Ermeni askeri hayatını kaybederken 71 Azerbaycan askeri şehit oldu. 

Azerbaycan - Ermenistan çatışmalarının yeniden başlamasının ardından ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi'nin Erivan ziyaretinde Türkiye ve Azerbaycan'a yönelik suçlayıcı açıklamaları geniş yankı buldu. 

Çağ Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü'nden Prof. Dr. Murat Koç, çatışmaların yeniden başladığı Azerbaycan - Ermenistan sınırındaki gelişmeleri ve Türkiye'ye yansımalarını Intell4'a değerlendirdi. 

- Azerbaycan - Ermenistan sınırında çatışmalar yeniden başladı. ABD ve Fransa'nın bölgeye müdahil olması dengeleri nasıl değiştirir?

Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki çatışmaların aslında yeniden gündeme gelmesine bence küresel güç geçişinde Kafkasya’nın gün geçtikçe artan önemi ve bu önem doğrultusunda tıpkı Yunanistan gibi "proxy” olarak kullanılmaya çalışılan Ermenistan'ın önemli bir rolü ve payı var.

Bu aynı zamanda Doğu - Batı güç geçiş alanlarında küresel güç boşluğunun henüz tam olarak doldurmadığı coğrafyaların tamamı için geçerli.

Ermenistan ve Yunanistan gibi belirtilen nitelikteki her coğrafyada bu nevi proxy unsurlar var ama hemen hemen kullanmış oldukları güvenlik argümanları aynı argümanlar.

Özetle Ermenistan’ın kısa, orta ve uzun vadedeki hedefleri ile örtüşen güncel stratejisini derinleştirmeye çalıştığı bir olayla karşı karşıyayız.

Peki, burada neler var? Burayı net olarak tanımlamalıyız.

1- Ermenistan mevcut statükonun kendi lehine bir şekilde yeniden düzenlenmesi için elindeki gücü kullanma gayretinde.

2- Ermenistan, MİNSK Grubunu tekrar canlandırmak ve hayata geçirmek suretiyle, Karabağ ile ilgili inisiyatifte söz sahibi olarak belirsizliğin derinleşmesini arzu etdiyor.

3- Oyun dışında kalarak henüz bölgede etkili bir yaklaşım içerisinde, istediği doğrultuda şekillendiremediği Rusya ile olan ilişkilerini Karabağ’ı Putin’in şantaj olarak koymak suretiyle ABD ve Fransa’yı da oyunun içine dâhil edebileceği tehdidini canlı tutmaya çalışıyor.

Bu üç yaklaşım ve diplomatik girişim sahada kendisini çatışma olarak gösteriyor. Bundan daha önemlisi, belki de dikkate değer olan; süreç içerisinde Ermenistan’ın sadece belirtilen maksadın tahakkuku için değil, Azerbaycan ana karasının toprak bütünlüğünü (Sadece Karabağ değil) tehdit edecek şekilde, beş ana bölgede yığınaklanmasını tamamlamış olması.

Bu yığınaklanma süreci içerisinde sadece Rusya’nın değil, Fransa’nın da önemli desteği ve Amerika Birleşik Devletleri’nin de farklı mülahazalarla vermiş olduğu destek var. Gerilimin geleceği ve yeniden savaşa evrilmesi açısından bunun önemli olduğunu düşünüyorum.

Bir diğer önemli ve dikkate değer husus, bölgedeki bir diğer aktör olan İran’ın biraz önce söylemiş olduğum aktörler noktasında ortaya koymuş olduğu Ermenistan yanlısı tavır. Bakınız dikkat çekici bir unsudur, bu noktada belki ABD ve İran’ın yegâne anlaştıkları konulardan birdir, bölgedeki statükonun Ermenistan lehine düzeltilmesi ya da Ermenistan’ın bir kısım maksimalist hedefine ulaşması noktasında Tahran ve Washington’un verdiği desteğin aynı düzlemde kesişmesi, Fransa’nın ise gerek İran’a gerek ABD’ye yakınlığı ile beraber bölgede yeni bir rol edinme çabasının da göz ardı edilmemesi gerektiğini düşünüyorum.

- Bölgede değişen dengelerin Türkiye'ye yansıması nasıl olacak?

Bu yakınlaşmanın İran açısından tam da nükleer anlaşma ile ilgili işlerin farklı bir boyuta evrildiği noktada yeniden değerlendirilmesi gerektiğini, tüm bu etkileşim düzleminde Türkiye’nin başta Zengezur Koridoru olmak üzere Ermenistan ilişkilerine iyileştirici ve güven artırıcı önlemler ya da tarafları tatmin edici ticari ve ekonomik girişimler bağlamında yeniden bakması gerektiğini düşünüyorum.

Bunun içindir ki, biraz önce söylediğim askeri, diplomatik ve güç geçişleri ışığında. önümüzdeki süreçte Ermenistan’ın konumu netleşmeden bölgede yeni bir barış ve iyi komşuluk ilişkisi insiyatifi geliştirmenin anlamlı olmayacağını ve geliştirilen insiyatiflerin gereksiz olacağını ve özellikle Türkiye - Ermenistan ilişkilerinde çok daha temkinli olunması ve caydırıcı askeri insiyatiflere daha ağırlık verilmesi gerektiğinin altını özellikle çiziyorum.