Olaf Scholz resmen görevde: Türkiye-Almanya ilişkileri nasıl etkilenecek?

Olaf Scholz’un resmi olarak Angela Merkel’den görevi devralmasıyla Almanya’da yeni bir dönem başlıyor. Yeni hükümetin yol haritasında pandemiyle mücadele ilk sırada yer alırken, iklim değişikliği, kömür kullanımının azaltılması gibi konularda önemli başlıklar olarak gündemde. Peki, Almanya’nın yeni hükümeti nasıl bir dış politika izleyecek?

Almanya Parlamentosu’nun alt kanadı Bundestag, Olaf Scholz’un başbakanlığını 303’e karşı 395 oyla onayladı ve 16 yıllık Angela Merkel dönemi resmen sona erdi. Scholz, Sosyal Demokratlar (SPD), Hür Demokratlar (FDP) ve Yeşiller arasında yaklaşık iki ay süren müzakerelerin ardından Almanya’nın yeni başbakanı olarak yemin etti.

Yeni hükümet, Scholz’un partisi SPD, FDP ve Yeşiller Partisi’nin koalisyonundan oluşuyor.

Scholz hükümeti, Almanya tarihinde en fazla kadının yer aldığı kabine oldu. Yeşiller’den Annalena Baerbock, Almanya’nın ilk Dışişleri Bakanı olarak Scholz hükümetinde yer alacak. Ayrıca yine Yeşiller Partisi’nden Cem Özdemir de ilk Türk kökenli bakan olarak Almanya’nın tarım politikalarından sorumlu olacak.

SCHOLZ’UN SEÇİLMESİNDEKİ ÜÇ KRİTİK ETKEN

Siyasete genç yaşta başlayan Scholz, SPD’de çekirdekten yetişen bir isim olarak dikkat çekiyor.

Eski bir avukat olan Almanya Başbakanı, Angela Merkel’in ilk hükümetinde bakan yardımcısı olarak görev yaptı. Daha sonra Hamburg Eyalet Başkanı oldu ve ardından 2018 yılında Maliye Bakanı olarak federal hükümette yer aldı.

Scholz’un partisi SPD, 2017 yılında yapılan genel seçimlerde yüzde 10 ile tarihindeki en düşük oyu almıştı. 2019 yılında SPD’nin liderlik yarışını kaybeden Scholz, imaj tazeleyerek yeniden yükselişe geçti.

Olaf Scholz’un yükselişinde üç kritik olayın etkili olduğu görüşü hakim. Bunlardan ilki, G7 Zirvesi’nde Merkel’in gölgesinden çıkarak uluslararası şirketlerin faaliyette bulundukları ülkelerde vergilendirilmeleri kararının alınmasını sağlaması. İkincisi, Almanya’daki asgari ücretin yükselmesinde rol oynaması. Üçüncü ve sonuncusu ise seçimlerde karşısındaki iki rakibinin sendelemesi. Yeşiller Partisi’nin adayı Baerbock ve FDP’den Armin Laschet’in yanlış kampanyaları, Scholz’un öne geçmesinde önemli etkenler olarak gösterildi.

Diğer yandan, Merkel’in politikalarını devam ettirmesi ve soğukkanlılığı, Alman seçmenlerin Scholz’u tercih etmesindeki kriterlerin başında yer aldı.

TÜRKİYE İLE İLİŞKİLERDE DEĞİŞİM YAŞANACAK MI?

Olaf Scholz, dış politikanın büyük ölçüde başbakanlıkta şekillendiği Almanya’da diğer ülkelerle ilişkilere yön veren isim olacak. Merkel hükümetinde Maliye Bakanı olarak görev yapan Scholz, Türkiye’yi ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı da yakından tanıyor.

Merkel döneminde olduğu gibi yeni hükümet politikalarında da Türkiye ile ikili ilişkilerin önemli bir yer kaplayacağı öngörülüyor. Ancak yeni dönemde Türkiye-Almanya ilişkilerinde radikal değişimler beklenmiyor.

Salı günü imzalanan yeni hükümetin koalisyon sözleşmesinde Türkiye ile ikili ve bölgesel ilişkilere başlık açıldı. Bildiride, “Endişe verici iç siyasi gelişmeler ve dış politika gerilimleri rağmen Türkiye AB’nin önemli bir komşusu ve NATO partneri olmaya devam ediyor” ifadeleri yer aldı.

Dış politika da dahil olmak üzere ılımlı bir çizgiye sahip olduğu bilinen yeni Scholz, göçmenler ve insan hakları konularında sosyal demokrat anlayışa daha yakın. Berlin’den Ankara’ya göçmenler için yapılacak mali yardımların devam etmesi bekleniyor.

Scholz, Türkiye’den gelen göçmen işçilerin Almanya’nın bugünkü refahında önemli bir payı olduğunu birçok kez dile getiren siyasetçilerden biri. Ayrıca önceki dönemlerde Türkiye’nin Avrupa Birliği (AB) üyeliğini destekleyen açıklamalarıyla da biliniyor.

Eylül’deki seçimlerden birkaç gün önce düzenlediği basın toplantısında Scholz’un Almanya’daki Türklere yönelik, “Siz artık bizdensiniz” sözleri dikkat çekmişti. Scholz’un ifadeleri, ülkedeki 4 milyona yakın Türk için vatandaşlık yolunun açılabileceği şeklinde yorumlandı.

Scholz kadar Almanya’nın 40 yaşındaki yeni Dışişleri Bakanı Baerbock da Türkiye-Almanya ilişkileri açısından önem arz ediyor. Önceki dönemlerde göçmenler konusunda Türkiye’ye mali yardım yapılmaması gerektiğini savunan Baerbock, Türkiye’nin AB müzakerelerinin dondurulmasından yana da tavır almıştı. Ayrıca Türkiye’ye silah satışının durdurulması ve ihracat garantilerinin verilmemesi çağrısında bulunarak Merkel’in Türkiye politikasını eleştirmişti.

Geçtiğimiz günlerde dış politika perspektifini açıklayan Almanya’nın yeni Dışişleri Bakanı, demokrasi ve insan haklarına vurgu yaparak, gerektiğinde sert önlemlerin uygulanabileceğini dile getirdi.

DIŞ POLİTİKADA YENİ DÖNEM

Angela Merkel, ticareti siyasetin önüne koymakla suçlandı. Temel Batı değerleri pahasına Alman ticari çıkarlarına öncelik verdiği ve bunun çoğu Çin ve Rusya ile ilgili olduğu için Yeşiller Partisi tarafından sıkça eleştirildi. Kuzey Akım 2 Boru Hattı ve AB-Çin Kapsamlı Yatırım Anlaşması gibi gelişmeler Merkel tarafından desteklendi.

“İnsan hakları ve değerleri tarafından yönlendirilen” bir dış politika izleyeceğini söyleyen Scholz ve Baerbock yönetiminin bu yaklaşımı devam ettirip ettirmeyeceği ise merak konusu. Alman ekonomisi Rusya ve özellikle Çin’le oldukça bağlantılı. Ancak yeni yönetimin olası bir ekonomik darbeye rağmen Moskova ve Pekin konusunda daha sert adımlar atabileceği öngörülüyor. Scholz hükümetinin alacağı pozisyon hem ekonomiyi hem de AB’nin Rusya ve Çin ile olan ilişkisini şekillendirecek.

Scholz'un başbakan olarak ilk yurtdışı gezisi cuma günü Paris ve Brüksel'e olacak. Scholz ve Dışişleri Bakanı Baerbock, Rusya'nın Ukrayna sınırına yakın askeri yığınağıyla ilgili endişeleri ele alacak.

Rusya, Ukrayna’nın işgaline yönelik endişeleri reddetse de Merkel, ABD, İngiltere, Fransa ve İtalya liderleriyle “Rus ekonomisine önemli ve ağır zararlar” verecek ortak bir strateji belirleneceği konusunda anlaşmaya vardı.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Scholz’u tebrik ettiği mesajında, yapıcı diyaloğu dört gözle beklediğini ve Almanya’nın “diyaloğa alternatif olmadığını” benimseyen tutumun devam etmesini umduğunu söyledi.

Koalisyon belgesinde dikkat çeken bir diğer konu da silah satışlarıydı. Yeni hükümetin silah ihracatına kısıtlamalar getirmesi bekleniyor. Bu durum, Türkiye’nin Almanya’dan aldığı silahları da etkileyecek.