Türkiye-ABD arasında yeni kriz: İstihbarat kesildi

ABD, Türkiye’nin sınır ötesi harekatları için 2007 yılından beri verdiği gizli askeri istihbarat iş birliği programını askıya aldığını açıkladı. Türkiye ise istihbarat alanındaki iş birliğinin sürdüğünü ancak yeterli desteğin verilmediğini açıkladı. ABD’nin terör örgütlerine karşı verilen askeri istihbarat desteğini kesmesi ne anlama geliyor? Yabancı bir birimin verdiği hayati istihbarat güvenlik riski taşır mı?

Türkiye’nin güneyinde oluşturulmak istenen terör koridorunu yok etmeye yönelik Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK), Suriye Milli Ordusu (SMO) ile yürüttüğü Barış Pınarı Harekâtı, ABD ile çıkar çatışmalarına neden oldu.

“Güvenli Bölge” oluşturulması konusunda kararlı olan Türkiye, 9 Ekim 2019’da harekâtı başlatırken, bölgede kendi adına vekalet savaşları amacıyla kullandığı PKK/PYD-YPG’nin üzerindeki baskıyı durdurmak isteyen ABD devreye girdi.

Türkiye, 30 kilometre derinliğinde ve 480 kilometre uzunluğunda Güvenli Bölge için ısrar edince ABD, yıllardır büyütüp beslediği terör örgütü adına mutabakat masasına oturmak zorunda kaldı.

İSTİHBARAT PAYLAŞIMINI KESTİ

Terör örgütü üyelerinin daha güneye çekilmesi talebine razı olan ABD’nin, “stratejik müttefikimiz” diye her daim yanında gördüğü Türkiye’ye karşı dostane tavrını gözler önüne seren bir gelişme ortaya çıktı.

Birleşik Krallık merkezli Reuters, çok sayıda ABD’li yetkiliye dayandırdığı haberinde, Washington’ın Türkiye ile yaptığı gizli askeri istihbarat işbirliği programını askıya aldığını duyurdu. Üstelik bu kararın Barış Pınarı Harekâtı sonrasında alındığı bildirildi.

ABD’nin istihbarat desteğinin, İncirlik üssünden kalkan insansız hava araçları vasıtasıyla özellikle Irak’ın kuzeyinden alındığı ve Türk yetkililerle paylaşıldığı aktarıldı. ABD’nin bu istihbarat desteğini 2007’den beri sürdürdüğü de aktarıldı.

“SÜRÜYOR AMA YETERLİ DEĞİL”

ABD’li yetkililere dayandırılan iddialara, Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın verdi. 5 Şubat’taki Kabine toplantısı sonrası açıklama yapan Kalın, bu konudaki sorular üzerine şunları söyledi:

 “ABD ile istihbarat paylaşımı konusundaki çalışmalarımız devam ediyor. Tabi bu istihbarat iş birliği çok yönlü, çok boyutlu bir konu. 

Şu an Irak sahasında, Suriye sahasında ve diğer alanlarda istihbarat paylaşımı ve iş birliği devam ediyor. Ama yeterli mi, bizim ihtiyaçlarımızı karşılayacak düzeyde bir istihbarat paylaşımı yapılıyor mu? Buna 'evet' demem mümkün değil. Çünkü, Türkiye aynı anda hem DEAŞ'a, hem PKK'ya hem FETÖ'ye karşı mücadele ederken, ABD başta olmak üzere diğer müttefiklerimizden yeteri kadar askeri, istihbari, siyasi destek görmediğimizi ifade etmek istiyorum."

İSTİHBARATLARI NE KADAR GÜVENLİ?

Savaş, çatışma zamanlarında olduğu gibi barış dönemlerinde de devletin bekası için istihbarat, kaçınılmaz bir gereklilik.

Türkiye de soğuk savaş döneminden bugüne kadar, müttefiki olan ülkeler ile dönem dönem istihbarat paylaşımı anlaşmaları imzalamış, bu ilişkiler günümüze kadar gelmiştir.

Ancak yabancı kaynaklardan gelen her istihbaratın doğru olduğunu da peşinen kabullenmemek gerekiyor. Nihayetinde 15 Temmuz 2016’daki darbe teşebbüsü öncesinde dışarıdan gelen istihbaratların doğruluğu veya bunların uygulanmasındaki kasıtlar Türkiye’nin başına sıkıntılar açtı.

Daha sonra Milli İstihbarat Teşkilatı, Türk Silahlı Kuvvetleri gibi kurumlardan darbecilerin temizlenmesinden sonra terörle mücadelede büyük adımlar atıldı. Bugün, MİT’in istihbaratı sayesinde dünyanın hemen hemen her ülkesinde tespit edilen teröristler, yurtdışı operasyonlarıyla yakalanarak Türkiye’ye getiriliyor.

Yine Irak’ın kuzeyi ve Suriye’de yürütülen terörle mücadele faaliyetlerinde MİT tarafından alınan istihbaratlar neticesinde terör örgütlerinin üst düzey elemanlarına büyük darbeler vuruldu. 

Ayrıca Irak Erbil’de suikast sonucu öldürülen Türk diplomat Osman Köse’nin katili teröristler, MİT’in başarılı çalışmalarıyla belirlenerek operasyonlarla kısa sürede etkisiz hale getirildi.

MİT’in devletin bekası adına yaptığı hizmetler takdire şayandır ancak bunun müttefik olarak bilinen ülkelerin aynı statüdeki kurumları tarafından da desteklenmesi gerekmektedir. 

Türk istihbaratına desteğin, oyalayıcı, yanıltıcı olmaması gerekmektedir. Bu bağlamda, Irak’ın kuzeyi ile Suriye sınırımızda bir terör devleti rüyasında olan ABD’nin üstelik bu terör örgütüne ilişkin vereceği istihbaratlar ne kadar güvenilir olacaktır?

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, istihbarat iş birliğinin çok yönlü olduğunu ve halen sürdüğünü ancak yeterli olmadığını ifade ederken, tam manasıyla bir müttefiklik ilişkisi içerisinde bir istihbarat paylaşımı yapılmadığına işaret ediyor.

ABD Başkanı Trump'ın tüm dünyaya “Çok büyük bir operasyona imza attık” diye duyurduğu DEAŞ Lideri Bağdadi'nin geçtiğimiz ekim ayında öldürülmesine dair operasyonu hatırlamak gerekirse MİT’in rolü ortaya çıkar.
 
“Bağdadi’yi izliyorduk” diyen ABD’ye bu imkanı Bağdadi’nin sağ kolu olan İsmail İthavi’yi 2018 yılında yakalayan ve sorgulaması sonucu çok önemli bilgilere ulaşan Türkiye verdi.