Türkiye-AB ilişkilerinde ikinci perde: Bu kez güç kimin elinde?

Önümüzdeki günlerde Türkiye ile AB'nin vize serbestisi konusunu görüşmesi beklenirken, Almanya'nın Die Welt gazetesi 'AB'nin yeni Türkiye raporuna' eriştiğini ve raporda Türkiye'nin AB’ye üyelik şansının giderek azaldığının yer aldığını yazdı. Peki, AB ülkeleri tarafından kapısı çalınacak konumda olan Türkiye, nasıl oldu da yine istenmeyen ülke oldu?

Almanya Başbakanı Angela Merkel, Avrupa Birliği (AB) Liderler Zirvesi’nde yaptığı basın toplantısında, Türkiye'nin, AB'nin komşusu ve NATO üyesi olduğuna değinerek Ankara ile aralık ayında vize serbestisi konusunun bir kez daha görüşeceğini bildirdi. Merkel, Türkiye ile AB arasındaki göç mutabakatının yeni bir aşamaya getirilmesi, Gümrük Birliği anlaşmasının geliştirilmesi ile ekonomik iş birliği konularını da Türkiye ile görüşmek istediklerini aktardı.

Ancak Almanya’da yayımlanan Die Welt gazetesi, bugün öğleden sonra açıklanması beklenen AB Komisyonu'nun katılım müzakerelerine ilişkin yeni yıllık Türkiye raporunda Türkiye'nin AB’ye üyelik şansının giderek azaldığının vurgulandığını yazdı.

KOZLAR BİR KEZ DAHA DEĞİŞTİ

Yılın ilk çeyreğinde Ankara’nın Avrupa’ya geçmek isteyen mültecileri durdurmama kararı almasının ardından AB, Türkiye ile yeni bir göçmen anlaşması yapmak istemiş ve Türkiye ile yeniden  pazarlık masasına oturmanın yollarını aramıştı.

Peki o günden bu güne neler değişti? AB ülkeleri tarafından kapısı çalınacak bir konumda olan Türkiye, nasıl odlu da yine istenmeyen ülke oldu?

Dış politikada yaşanan gelişmeler ile birlikte özellikle Doğu Akdeniz’deki güç mücadelesinin seyri tüm dengeleri değiştirdi. Die Welt gazetesi özellikle, AB'nin yıllık Türkiye raporunda Ankara'nın Avrupa Birliği'nden giderek daha fazla uzaklaştığı, demokrasi, hukukun üstünlüğü, temel haklar ve yargı bağımsızlığı konusunda ciddi gerilemeler yaşandığına ilişkin eleştirilere de yer verildiğini duyurdu.

Bununla birlikte raporda, Türkiye’nin dış politikasının “giderek artan şekilde AB’nin güvenlik ve dış politika öncelikleri ile çeliştiğine” yer verildi. Raporda somut olarak, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki doğal gaz arama faaliyetlerine ilişkin olarak Kıbrıs yönetimine karşı “yasa dışı faaliyetler yürüttüğü ve provokatif açıklamalarda bulunduğu” belirtildi.

Ayrıca Die Welt gazetesi raporda Ankara'nın yolsuzlukla mücadelede herhangi bir ilerleme kaydetmediğinin vurgulandığını belirterek, kuvvetler ayrılığının mevcut olmadığı ve ekonominin işleyişi konusunda ciddi endişelerin devam ettiğinin ifade edildiğini kaydetti.

Avrupa Birliği'nin Genişlemeden Sorumlu Üyesi Oliver Varhelyi de geçen ay Türkiye'nin AB'ye tam üyelik süreciyle ilgili Frankfurter Allgemeine Zeitung gazetesine  verdiği demeçte,  "Türkiye ile üyelik müzakereleri pratikte durmuş vaziyette. Zira son zamanlarda bir ilerleme kaydedilmediği gibi geri adım atıldı" ifadelerini kullanmıştı.

TÜRKİYE’NİN GÖÇ POLİTİKASINA ÖVGÜ

Söz konusu eleştirilerin yanı sıra raporda, Türkiye’nin göç ve iltica politikasında “önemli ilerlemeler kaydettiği” vurgulandı. Aynı gazetenin haberine göre, raporda “2019 yılında Türkiye 2016 yılının Mart ayında AB ile varılan anlaşmayı uygulamaya çaba gösterdi. Türkiye, Doğu Akdeniz’deki göç akınlarının verimli yönetiminde kilit rol üstlendi” ifadeleri yer aldı.

Türkiye 1963 yılında AB'nin o zamanki adı olan Avrupa Ekonomik Topluluğu ile ortaklık antlaşması imzalamış, 1987 yılında tam üyeliğe başvurmuştu. 1999 yılında AB üyeleri tarafından aday olarak kabul edilen Türkiye, 2005 yılında tam üyelik müzakerelerine başladı. Müzakereler hukuken devam etse de fiilen tıkanmış durumda.