Trump’ın İran tutarsızlığı

Geçtiğimiz günlerde İran’ın ABD’ye ait RQ-4 Global Hawk adlı İHA’sını düşürmesinin ardından, Washington ve İrail’deki savaş yanlıları beklenilen anın geldiğini düşünmüştü ancak Trump verdiği savaş emrini geri çekmişti. Trump savaş emrini son anda neden geri çekti? İran’a yönelik bir savaşın emrini yeniden verir mi?

Trump’ın İran tutarsızlığı

 

Geçtiğimiz günlerde İran’ın Amerika Birleşik Devletleri (ABD)’ye ait RQ-4 Global Hawk adlı İHA’sını düşürmesinin ardından, Washington ve İrail’deki savaş yanlıları beklenilen anın geldiğini düşünmüştü ancak Trump verdiği savaş emrini son 10 dakika kala geri çekmişti. Söz konusu durumun ardından konuşan ABD Başkanı Donald Trump, ‘’Ne kadar insan ölecek? diye sordum, bir general 150 kişinin öleceğini söyledi. Bunu duyunca saldırıya 10 dakika kala emri geri çektim. Bir İHA'nın düşürülmesine karşılık orantılı değildi, daha vaktimiz var’’ ifadelerini kullanarak savaş emrini neden geri çektiğini açıklamıştı.

Trump’ın yapmış olduğu açıklamadaki ‘’daha vaktimiz var’’ ifadesi, iki ülke arasındaki gerilimin önümüzdeki günlerde daha fazla tırmanacağının önemli göstergelerinden biri olarak karşımıza çıktı. Washington yönetiminin İran ile bir savaş düşünüp düşünmediğinin değerlendirmesini yapmak şu an için oldukça güç. Zira Trump savaşın gerekli olup olmadığına ilişkin kanaatini seçimler üzerinden ele alıyor olabilir.

ABD’nin Olası bir savaşa girmesi, Trump’a seçim kaybettirecek. Nitekim New York Times, Trump’ın Fox News’teki en sevdiği yayıncılardan birinin Başkanın İran’a yönelik bir savaş kararı alması halinde yeniden seçilme şansıyla vedalaşabileceği yorumunda bulunmasının kendisini çok etkilediğini ileri sürmüştü.

Bu bağlamda Trump’ın saldırı emrinden aniden vazgeçmiş olması, İran’a karşı sert görünme çabası  olduğunu ve olası bir savaşın içine girme konusundaki isteksizliği arasındaki gerilimi ortaya çıkartmıştır. Aynı zamanda Trump’ın dışında İran’a yönelik savaşın gereksiz olduğunu savunan ezici bir çoğunlukta söz konusu. Washington’daki akil kişiler savaşın ABD’ye ve bölgedeki müttefiklerine maliyet üreteceğinin farkında.

Trump’ın asıl amacı savaş değil, İran’ı Barack Obama’nın yaptığı nükleer anlaşmadan vazgeçirerek nükleer müzakereler konusunda yeniden masaya oturtmak. Trump daha iyi bir nükleer anlaşmayla İran’ın nükleer kapasitesini sıfırlama peşinde koştu ve ambargo silahını devreye soktu ancak Dışişleri Bakanı Pompeo Bolton’da İran konusunda nükleer anlaşmanın yeterli olmayacağını düşünenler arasında. Bu da demek oluyor ki, mesele sadece İran’ın nükleer programı da değil. Trump yönetiminin uyguladığı politikalar doğrultusunda bir değerlendirme yapmak gerekirse, buradaki amaç İran’ı kendi evine geri döndürecek bütün araçları sonuna kadar kullanmak.

Öte yandan İsrail ve Suudi Arabistan yaşanmakta olan bölgesel karmaşayı ve Trump iktidarını bir şans olarak görüyor. Son günlerde iki ülkede İran’a karşı küresel koalisyonun kurulmasına destek peşinde. Trump aynı zamanda İran’a yönelik artmakta olan baskının İsrail’in yaklaşan başkanlık seçimlerinde desteğini almak için gerekli olduğunu düşünse de krizin kontrolsüz şekilde artmasının kendisini ani bir karara zorlayabileceğinin farkında. Bu nedenle Trump ambargonun en iyi çözüm olduğu konusundaki fikrini değiştirmek istemiyor. İran’ın dini lideri Hamaney’e yönelik sembolik ambargo kararının arkasında da bu gerekçe var.

Tahran hükümeti ise ABD’nin İHA’sını düşürmüş olmanın keyfini çıkartıyor. İranlı generaller düşürülen İHA’nın önünde canlı yayınlara çıkıyor ve muhafazakar gruplar ABD’ye ölüm sloganları atıyor. Yani İran halkı, ambargolardan yorgun düşmüş ve korkmuş olsada, ABD’ye karşı durmaya devam ediyor.

Öte yandan Irak’taki ABD askerlerinin varlığının, İran’ın ana hedefi olduğunu söyleyebiliriz. Ortadoğu’da yaşanan karmaşalar düşünüldüğünde ise, Irak ve Suriye daha fazla derinleşmiş bir krizi kaldıracak gibi görünmüyor. İran’ın İsrail’i hedef alması ise Washington için adeta bir kabus senaryosu olabilir. Körfez’deki petrol taşımacılığı ve deniz güvenliğinin daha fazla riske girmesi, Yemen’de Suudi Arabistan’ın yeni bir durumla karşı karşıya gelmesi, Afganistan’daki ABD askerlerinin hedef alınması gibi bu maliyet listesine eklenecek çok fazla durum söz konusu. Trump’ın bu güne dek, bu denli büyük bir dış politika kriziyle karşılaşmadığını ve Tarhan’ın Trump’ın en büyük imtihanı olduğunu söylemek mümkün.