ABD seçimlerinde gerilim tırmanıyor!

ABD, 3 Kasım'da yapılacak olan başkanlık seçimlerine hazırlanırken gerilim de her geçen gün tırmanıyor. Başkan Trump, Covid-19 tedavisinin ardından katıldığı ilk TV programında sorulara verdiği yanıtlar ve spiker ile arasında yaşanan gerilimle bir kez daha gündeme gelirken Biden'ın oyları artmaya devam ediyor. Peki, ABD seçimlerinde beklentiler ne? Seçmen kimi tercih edecek? Trump, yeniden başkanlık koltuğuna oturabilecek mi?

Birçok kişi kasım ayında yapılması planlanan ABD başkanlık seçimleri ve muhtemel sonuçları konusunda endişeli.

Bugün Joe Biden, Michigan, Wisconsin ve Pensilvanya gibi önemli eyaletler de dahil olmak üzere yapılan anketlerde ciddi bir farkla önde görünüyor.

Bazı analistler, Demokrat Parti'nin bir tsunami ile Beyaz Saray'ı ve her iki meclisi de kontrol altına alabileceğini düşünüyorlar. Ayrıca Beyaz Saray'ın yanı sıra Senato'nun da Demokrat Parti için büyük önem taşıdığını belirtmekte fayda var. Çünkü bakanlar, bakan yardımcıları, büyükelçiler ve hakimler gibi başkanın idaresinde olan tüm büyük atamalar burada onaylanıyor.

Bunun yanı sıra hükümetin yıllık bütçesi içinde buradan onay alınması gerekiyor. 2014 yılında Cumhuriyetçilerin kontrolündeki Senato'nun Başkan Barack Obama'nın ortaya koyduğu girişimleri engellediğine dikkat çekmekte yarar var.

Demokratların 2020'de Senato'nun kontrolünü ele geçirebilmesi için ülkenin kuzeydoğusunda bulunan Maine bölgesinden bir koltuk kazanması gerekiyor. Burada ve diğer eyaletlerdeki kongre adayları arasında yaşanan tartışmalar genelde şu konular üzerine odaklanıyor: Sağlık hizmetleri, korona, muhafazakar veya liberal yargıçlar, vergi ve ekonomi.

Ortadoğu, parti liderlerinin ve destekçilerinin zihninden uzak görünüyor. Ayrıca Rusya ve Çin'den bahsedilmiyor. Şimdi, diplomatik çalışmalardan emekli olduğum şu vakitte, bir parti adına gönüllü olarak çalışıyorum. Geçmişte bir partinin destekçileri, seçmenleri oy vermeye teşvik etmek için her evi ziyaret ederdi.

Şimdi koronavirüsten dolayı seçmenlerle telefonda konuşmaya çalışıyoruz. Evimin yakınındaki mahalleler ve şehirlerdeki yüzlerce insanla iletişime geçtim. Yaşadığım bölgedeki seçmenlerin büyük çoğunluğu diğer partiyi destekliyor.

Daha önce bu değerli gazetede ABD'deki derin siyasi bölünmeler hakkında yazmıştım. Maine de benzer bir sorundan mustarip.

Bir evi aradığım ve karşı tarafı desteklediğimi ifade ettiğim vakit telefonun diğer ucundaki kişi aniden tek kelime etmeden telefonu kapatıyor. Telefonu hemen kapatmayanlar, önce bana ve partime hakaret ediyor, sonra telefonu kapatıyorlar.

Yaptığım yüzlerce telefon görüşmesi sırasında, karşı tarafın hiçbir destekçisi ile tek bir siyasi tartışmaya girmedim. Çok nadir olarak küçük şehrimizdeki bir mağazada, kilisede veya kütüphanede karşılaştığım insanlarla politik konulara değindim.

Çünkü bu artık acı verici bir raddeye ulaştı. ABD'lilerin yirmi yıl önceki konumlarından ve siyasete bakışlarından tamamen farklı bir noktadayız. Partideki meslektaşlarımla birlikte seçmenleri adaylarımızı seçmeye teşvik etmek için sokağa astığımız pankartların karşı partinin destekçileri tarafından çalındığına tanık olduk.

Zaman içinde bazı komşular ile dostluk kurdum. Evimin dışındaki siyasi pankartları gören bazı komşularım -aralarında tanımadığım kimseler de vardı- kendi evlerinin önüne de asmak için benden pankart istediler.

Banliyölerde genellikle komşularınız hakkında pek bilgi sahibi olmazsınız. Parti pankartları bize birbirimizi tanıma fırsatı verdi. Anlatmış olduğum bu durum ülkedeki kutuplaşmanın derinliğini de ortaya koyuyor. Zira sadece benzer siyasi görüşleri olduğunu bildiğiniz insanlarla konuşuyorsunuz. Fakat bu durum herhangi bir demokratik sistem için tamamen sağlıksızdır. Korona salgınının yanı sıra seçim öncesi ve sonrasında silahlı milisler tarafından şiddet eylemleri düzenlenebileceği yönünde korkular var.

ABD'nin eski Şam Büyükelçisi Robert Ford'un Independent Türkçe'de yer alan makalesinde aktardığı bu sözlerin ardından ülke içerisindeki durumu ve akıllara takılan soru işaretlerini de vurguladı.  

Yaşadığım bölgede silahlı milisler bulunmakla birlikte geçen hafta Michigan Valisini kaçırmayı planlayan muhafazakar milislerin altı üyesi tutuklandı. İlk kez böyle bir komploya tanık oluyorum. Demokrat Parti, 'siyasi bir tsunami' olarak nitelendirilebilecek ezici bir zafer kazanmadığı taktirde, her eyalette yapılacak oylamalar için haftalarca beklememiz gerekecek. Mahkeme salonları, oylamayla ilgili bir dizi davaya ev sahipliği yapacak.

Burada şu sorular akla geliyor:

Sağcı ve solcu milisler yerel yetkilileri korkutmak ve sindirmek amacıyla mahkeme önlerinde ve sandık başlarında kendilerini gösterecekler mi?

Denver şehrinde yaşandığı gibi muhafazakar ve sol görüşlü silahlı gruplar arasındaki bir çatışmaya tanık olacak mıyız?

Başkanın yemin edeceği tarihe kadar nihai bir sonuç elde edilmezse ne olacak? ABD'liler siyasi bölünmelerin üstesinden nasıl gelebilirler?

Seçimlerin sonunda kim kazanırsa kazansın toplumdaki derin siyasi bölünmelerin üstesinden gelinmesi mümkün görünmüyor.