Trump, İran konusunda yeni tektik izliyor! Kazanmak için her şey mübah mı?

ABD-İran ilişkileri yalnızca bu iki ülkeyi değil tüm dünyayı yakından etkileyen yönüyle büyük önem arz ediyor. Ancak Trump yönetimi ‘kazanmak için her şeyi mübah’ gördüğü stratejisiyle yeni taktikler izliyor. Washington, İran’ın uzaya askeri uydu göndermesinin ardından, İran’ın Ekim ayında bitecek olan silah ambargosunun tarihini uzatmak için daha önce ayrıldığı nükleer programdan bile medet umuyor. ABD bu stratejisinde başarılı olabilecek mi? İlişkiler daha da gerilecek mi?

İran geçtiğimiz günlerde ilk askeri uydusunu uzaya fırlattı. İran Devrim Muhafızları Ordusundan yapılan açıklamada, "Nur" adı verilen askeri uydunun "Kasıd" (Haberci) adlı uydu taşıyıcı roketle uzaya gönderildiği belirtildi. Ancak İran kanadından gelen bu açıklama, Birleşmiş Milletler (BM) ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Dışişleri Bakanı Mike Pompeo tarafından sert bir dille eleştirildi.

İran’ın uzaya göndermiş olduğu askeri uydunun BM güvenlik kararlarını ihlal ettiği öne sürülürken, Washington yönetimi İran’ın uzay teknolojisini uzun menzilli askeri füze inşa etmek için kullandığını savundu. Ayrıca ABD’nin İran’ın bu güne dek yapmış olduğu bütün balistik füze ve uzay çalışmalarını BM’nin 2231 sayılı kanununa aykırı bulduğu biliniyor. ABD’nin bu görüşüne neden olan sebep ise, 'füzelerin nükleer başlık taşıyabilme' ihtimalinin bulunması.

Söz konusu gelişmelerin ardından, uzun süredir devam eden İran ile ABD arasındaki gerilim bir anda tersine döndü ve Pompeo, yapmış olduğu basın açıklamasında ABD’nin hala nükleer anlaşmanın tarafı olduğunu belirtti.  Uzmanlar Trump yönetiminin bu beklenmedik tavrını,  ABD’nin 8 Mayıs 2018’de tek taraflı olarak çıktığı anlaşmaya tekrar taraf olma çabası içerisinde olduğu şeklinde yorumladı.

TRUMP YİNE TAKTİK İZLİYOR

Pompeo’nun hukuk danışmanları İran nükleer anlaşmasında (KOEP) ABD’nin hala katılımcı olarak yer aldığı hususunda yasal bir iddia hazırlıyorlar; fakat Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler Sorumlusu Josep Borrell bunun artık mümkün olmadığını söylüyor. Çünkü ABD söz konusu anlaşmadan ayrıldığından bu yana nükleer anlaşma çerçevesinde gerçekleştirilen hiçbir oturuma katılmadı.

Washington’ın nükleer anlaşmanın bir tarafı olma girişimi şimdilik oldukça uzak bir ihtimal olarak görünse de, bazı ABD’li analistler Trump’ın ana hedefinin zaten bu olmadığını, asıl amacının İran’a uygulanan silah ambargosunun 18 Ekim 2020’de kalkmasını engellemek veya yenilemek olduğunu söylüyor. Çünkü anlaşma öncesi yaptırımların uygulanması hakkını, ABD anlaşmanın asıl üyesi olarak kullanabilir. Yani ABD anlaşmanın bir tarafı olarak masaya oturabilirse, katılımcı bir devlet olarak, İran’ın nükleer yakıt üretmek suretiyle söz konusu anlaşmayı ihlal ettiğini öne sürerek BM yaptırımlarının geri dönüşünü sağlayabilir.

 

ABD AMACINA ULAŞAMAZSA NE YAPABİLİR?

Nükleer anlaşmadaki olası bir ihtilafı çözme mekanizması olarak bilinen “Tetik mekanizması” Trump yönetiminin elinde tuttuğu bir koz olarak masada. Öyle ki, anlaşmada masada oturan herhangi bir taraf anlaşmanın belirlenmiş olan taahhütlerini yerine getirmemesi durumunda tüm taraflar komisyona havale edilir. Bu komisyonun asıl amacı sorunu çözmektir. Nitekim Almanya, İngiltere ve Fransa kısa bir süre önce Brüksel’de bu mekanizmayı harekete geçirmeye karar vermiş ve komisyonun ilk oturumu da 26 Şubat'ta yapılmıştı.

Ancak uzmanlar, bu tetik mekanizmasının olumsuz şekilde sonuçlanacağı görüşünde hemfikir. Yani ne İran’ın ne de anlaşmaya taraf diğer ülkelerin alınan kararı BM Güvenlik Konseyi’ne götürmesi beklenen bir durum değil.  Fakat eğer ki ABD de “tetik mekanizması” için düzenlenen bu oturumlara katılırsa, İran’ın anlaşmayı ihlal ettiği gerekçesiyle kararı BMGK’ye taşıyabilir. ABD’nin başvuracağı bir diğer yol ise İran’a uygulanan silah ambargosunun kaldırılmamasını BMGK’ye sunmak olacaktır. Ancak her iki duruma sunulan tasarıya Rusya veya Çin muhakkak karşı çıkacaktır.

SONUÇ: ABD, İRAN STRATEJİSİNDE İSTEDİĞİ BAŞARIYI SERGİLEYEMİYOR

Trump yönetiminin, her şeye rağmen beş yıldan bu yana İran’a uygulanan silah ambargosunun kaldırılmasını önlemeye yönelik çabalarında ısrarcı olduğu görünüyor. Uzmanlara göre, Trump’ın Avrupalı mevkidaşlarını bu konuda ikna etmesinin zor olmadığı düşünülüyor. Ancak özellikle İran ile yakınlığı bilinen Rusya’yı ve uzun süredir ticaret savaşı içinde olduğu ayrıca tüm dünyayı kasıp kavuran Covid-19 salgını nedeniyle de bir kez daha karşı karşıya geldiği Çin’i buna nasıl ikna edeceği hala belirsizliğini koruyor.

Ayrıca ABD’nin son dönemdeki İran stratejisini analiz eden uzmanlar, özellikle Trump’ın İranlı General Kasım Süleymani’nin öldürülmesi ve İran içinde hedeflediği  olası halk isyanlarını gerçekleştirememesini, Washington yönetiminin İran ile mücadele etme konusunda hedeflediği başarıyı sağlayamadığı şeklinde yorumluyor. 

Öte yandan Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) Covid-19 olarak isimlendirdiği ve pandemi ilan ettiği yeni tip koronavirüs salgınının yarattığı ağır krize rağmen mücadelesini sürdüren İran yönetimi, 5 yıldır süren silah ambargosunun kalkmasıyla birlikte planladığı siyasi ve askeri hedeflere bir adım daha yaklaşacaktır.

Bu kapsamda bir değerlendirme yapmak gerekirse, Trump yönetiminin aynı zamanda seçim mücadelesi verdiği bu kriz döneminde son çözüm olarak İran ile mücadelesini askeri bir boyuta taşıyıp taşımayacağı, şu an için belirsizliğini koruyor. Ancak ABD’nin kazanmak için her şeyi mübah gördüğü İran stratejisinin nasıl şekilleneceği, BM nezdinde gösterdiği çabalarının nasıl sonuçlanacağına bağlı olacak gibi görünüyor.