Trump Grönland’ı satın almak istiyor

Son günlerde ABD Başkanı Donald Trump’un Danimarka’ya bağlı özerk bölge Grönland’ı almak istediği medyaya yansımıştı. Trump’un bu isteği ABD tarihinde bir ilk değildir, ABD tarihinde birçok kara parçasını, toprağı para karşılığında sınırlarına katmıştı ki 1917 yılında Virgin Adaları'nın bir bölümünü Danimarka'dan 25 milyon dolar karşılığında satın almıştı.

Trump Grönland’ı satın almak istiyor

Grönland’ın Trump tarafından satın alınmak istediği medyaya yansımıştır. Bu çerçevede Trump’un Grönland’ı satın almak isteyen ilk ABD Başkanı olmadığını belirtmek gerekir. Trump dışında 1946 yılında Harry Truman da buzul adayı 100 milyon dolara satın almak istemişti. Truman’ın bu talebi Danimarka tarafından reddedilmişti.  
 
Trump’un Grönland adasını satın almak istemesinin birçok nedeni vardır. Özellikle ada Kuzey Kutbu’na çok yakın ve adanın bir cephesi Rusya’ya bakıyor. Bu açıdan ada stratejik bir öneme sahiptir. Hali hazırda ABD’nin adada bir Thule hava üssü mevcut Kuzey Amerika’ya yönelik balistik füze tehdidine karşı kullanılıyor fakat ABD bu hava üssünü genişletmek istiyordu hatta Trump yakın zamanda adada bir diplomatik temsilcilik açmak istediğini belirtmişti. Jeopolitik öneminin dışında ada ekonomik açıdan da önemli zira ada yer altı kaynakları bakımından zengindir. Fakat yer altı kaynaklarının çıkarılmasındaki en büyük engel ise ada yüzeyinin yüzde 80’inin buzullarla kaplı olmasıdır. Önümüzdeki 50 yıl içerisinde iklim değişikliğinden ötürü buzulların gün gün erimesini göz önüne alırsak yer altı kaynaklarının çıkarılmasında herhangi bir engelin kalmayacağı da aşikardır.  
 
Danimarka cephesinden ve Grönland adasının yerel halkından bu satın alma talebine yönelik tepkiler geldi. Reuters haber ajansına konuşan Grönland Dışişleri Bakanı Anne Lone Bagger “Yatırıma, iş yapılmasına hazırız ama satılık değiliz” dedi. Eski Danimarka Başbakanı Lars Lokke Rasmussen de Twitter hesabından yaptığı açıklamayla “1 Nisan şakası olmalı ama mevsimi değil” tepki gösterdi.  

ABD Başkanı Trump twitter üzerinden, satın almaya yönelik yapılan tepkilere yanıt verdi. Paylaşmış olduğu Twit’de “söz veriyorum Grönland’a gökdelen yapmayacağım” ifadelerini kullandı.

Son olarak Trump Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen'in yaptığı açıklamaya atıfta bulunarak "iki hafta sonra yapılması planlanan toplantımızı başka bir zamana erteliyorum" ifadelerini kullandı.

Trump’un veya ABD’nin adayı satın almak istemesindeki başlıca neden ise Çin’in yürütmüş olduğu yayılmacı politikadır. Çin yayılmacı politikası gereği Asya’dan Avrupa’ya doğru ve Ortadoğu'dan Afrika’ya doğru bir yol haritası izlemekte. Bu çerçevede 2016 yılında Çin merkezli bir firma eski bir ABD üssünü satın almak için girişimlerde bulunmuştu fakat bu girişim Danimarka tarafından veto edilmişti. Ayrıca 2018 yılında bir başka Çin merkezli şirket de 560 milyon dolar karşılığında adaya yapılacak havalimanını inşaa etme hakkına sahip olmuş ve daha sonra anlaşmadan çekilmişti. 
 
Buz kütlesi Alaska’nın ABD’ye satılışı 

19’uncu yüzyılda Rusya Alaska'sı uluslararası ticaretin merkeziydi. O dönem başkenti Novoarkhangelsk’te (bugünkü Sitka) tüccarlar Çin kumaşları, çay ve buzdolabının üretilmediği bu dönemde buz ticareti yaparlardı. Bu şehirde gemiler yapılır, fabrikalar inşaa edilir, kömür ve altın çıkarılırdı. Açıkçası o dönemde böyle bir toprak elden çıkarılmazdı. 
 
5 Ekim 1853’te Kırım savaşının başlamasıyla birlikte İngiltere, Fransa ve Osmanlı Devleti Rusya’ya karşı birlik oldu. Bu kritik dönemde Rusya’nın Alaska’yı destekleyemeyeceği ya da savunamayacağı açıktı ve İngiltere’nin Alaska’yı alacak olmasından korkuyordu eğer bu olursa elindeki her şeyi kaybedeceğini biliyordu. Moskova ve Londra arasında gerginliğin yaşandığı bu dönemde Rusya-Amerika ilişkileri ise hiç olmadığı kadar iyiydi. Tarafların aklına gelen ortak fikir Alaska’nın el değiştirmesi oldu ve Rusya’nın Washington’daki elçisi Baron Eduard de Stoeckl, Çar’ın adına ABD Dışişleri Bakanı William Seward’la görüşmelere başladı. 

Amerika bu buz kütlesi ve kahvaltıda balık yağı içen elli bin Eskimo’yla ne yapacak? Georgy Manaev

Kamuoyunun ve basının karşı durmalarına rağmen tarihler 30 Mart 1867’yi gösterdiğinde Washington’da taraflar 1,5 milyon hektarlık Rus toprağının 7,2 milyon dolara (2018 rakamlarıyla 108 milyon dolar olduğu hesaplanıyor) satılması konusunda anlaşma imzaladı. Yani 4047 m2’si 2 sent’e denk gelmiş oldu. Alaska 3 Ocak 1959’da 49. Eyalet Olarak ABD’ye katıldı.  

Tarihin en karlı alımı Louisiana 
 
Tarihler 1803’e geldiğinde dönemin ABD Başkanı Thomas Jefferson, şimdiki Amerika’nın üçte biri alanına denk gelen Louisiana’yı Napolyon Bonapart’tan sadece 15 milyon dolara satın adı. Satılan alanın büyüklüğü ve ödenen paranın azlığı dikkat çekici olsa da her iki taraf içinde bu anlaşma karlı olmuştur. Fakat o dönemde Amerika’nın tamamı haritalandırılmadığı için Napolyon Louisiana’nın büyüklüğüne dair herhangi bir bilgiye sahip değildi fakat bölgenin haritalandırılmasından sonradan satılan toprağın büyüklüğü gün yüzüne çıkmıştır. 
 

Böyle bir satışın gerçekleşmiş olması mantık sınırlarını aşmaktadır fakat haritalandırılmaların yapılmadığını ve Napolyon Fransa’sının Avrupa'da savaş halinde olmasından ötürü paraya ihtiyacı olduğunu göz önüne alırsak satışın Fransa için gerekçeleri gün yüzüne çıkmış olur. Ayrıca satış dünya tarihini ve ABD tarihini tamamen şekillendiren bir olaydır. Zira bugün ABD topraklarının dörtte biri bu satışından ardından ABD’ye geçmiştir. Satış Thomas Jefferson diplomatik zekasını da gözler önüne sermiştir. Satış Amerika Birleşik Devletleri’nin oluşumunda büyük bir paya sahiptir. 
 
ABD’ye satılan Filipinler 
 
Doğu kültüründen büyük izler taşıyan Filipinler’in nüfusu 110 milyon olarak tahmin edilmektedir. Tarihi süresince birçok devletin hakimiyeti altına giren Filipinler 1898 yılında İspanyol ve Amerikan savaşının sonucunda, İspanyollar bu ülkeyi 20 milyon dolar karşılığında Amerikalılara satmıştır. 1934 yılında kadar Amerikalıların hakimiyeti altında olan Filipinler bu tarihte kabul edilen bir kanunla 10 yıl içinde tamamen bağımsızlığına kavuşturulması kararlaştırılmıştır. 1946 yılına gelindiğinde “Filipinler Cumhuriyeti” resmen kurulmuştur.  
 
Sömürgeciliğin son sürat ilerlediği 19 ve 20’inci yüzyıllarda Filipinler yer altı kaynakları bakımından her zaman için dikkatleri üzerine çekmeyi başarmıştır. 7 bin 109 adadan oluşan ülke zengin yer altı kaynaklarına sahiptir. Önemli madenler arasında Altın, gümüş, bakır, krom, demir, çinko, kurşun, manganez, alçıtaşı ve kömür yer almakta. Filipinler’in krom kaynakları dünyada ilk sıralarda yer alır. Altında dünyada 8’inci, bakır üretiminde ise Asya’da liderdir.