Ticaret savaşları petrole yön mü veriyor?

Son yıllarda yaşanan ABD’nin küresel petrol pazarlarına yaptığı müdahaleler oldukça dikkat çekiyor. Bu müdahalelere bakıldığı zaman petrol üreten ülkelerle Washington arasında ciddi anlaşmazlıklar olduğu görülüyor. Özellikle ABD’nin  İran’a uyguladığı ambargolar tarihin en ağır ambargosu olarak düşünülüyor.

Ticaret savaşları petrole yön mü veriyor?

Son dönemde ABD’nin küresel petrol piyasalarına yönelik sert müdahalelerine bakıldığında petrol üreticisi ülkelerle Washington arasındaki ihtilaflar dikkat çekmektedir. Öte yandan 1960’ta İran, Irak, Venezuela, Kuveyt ve Suudi Arabistan öncülüğünde Bağdat’taki bir toplantıyla kurulan OPEC (Petrol İhraç Eden Ülkeler Teşkilatı) ile diğer petrol üreticisi ülkeler de haziran ayının son haftasında Viyana’da bir araya gelerek 2019’un ikinci yarısı için petrol arzı ve fiyatlarını belirleyecekler. Dolayısıyla Avrupa’daki bu iki toplantıda, önümüzdeki bir yıla şekil verme potansiyeli olan meseleler ele alınacak. Ancak bu süreçte ABD’nin OPEC’e yönelik baskıyı artırdığı görülüyor. 

OPEC’in resmi sitesine göre ilk toplantı 25 Haziran’da düzenlenecek. Avrupa’daki bu iki toplantı da önümüzdeki bir yılı şekillendirme potansiyeli olan meseleler ele alınacak. ABD’nin OPEC’e olan baskıyı arttırması ise akıllara bir çok soru işareti getiriyor. ABD’nin son yıllarda OPEC ülkelerine karşı izlediği politikaların teşkilatı dağılma noktasına getireceği düşünülüyor ayrıca ABD’nin tek kutuplu dünyayla başa çıkıp çıkmayacağı da tartışma konusu.

OPEC’in açılımı Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü’dür. 1960 yılında Irak’ın başkenti olan Bağdat şehrinde toplanan 12 ülkenin birleşerek meydana getirdiği ve dünya üzerindeki petrol rezervlerinin üçte ikisini elinde bulundurarak dünyaya petrol ihraç eden bir konfederasyondur. Örgütün temel amacı, üye ülkelerin petrol politikalarını koordineli bir şekilde yürütmek ve ihracatçılara güvenli ve istikrarlı bir fiyat belirlemek, ithalatçı ülkelere de düzenli ve ekonomik petrol sağlamaktır.

ABD-OPEC ilişkileri

Dünyanın en büyük petrol arzı üreticisi olan ABD, OPEC krizi ile liderliği Sovyetlere kaptırdı, ancak kısa bir süre sonra liderlik koltuğuna Suudi Arabistan oturdu. 1974 yılında tahttan inen ABD, 2016 yılında liderliği yeniden devraldı. ABD’nin petrol üretiminde yeniden dünya lideri olmasının nedeni, Amerikan topraklarında başlayan kaya petrolü oldu. Üretimi hızla artan kaya petrolü ABD’nin gücünü artırırken aynı zamanda OPEC ile arasında anlaşmazlıklara sebep oldu. ABD’nin uyguladığı güç politikaları Amerikan şirketlerinin de önünü açarak petrol üretimine hız kattı. 2013 yılından sonra küresel piyasalardaki dolar akışının frenlenmesiyle Amerikan doları yükselişe geçti.

1975 yılında Viyana’da OPEC toplantısını basan Venezuelalı Çakal Karlos’un İran ve Suudi petrol bakanlarını kaçırma skandalının yarattığı sonuçlar, günümüzdeki anlaşmazlıklarda da ara ara kendini hatırlatmaktadır. Fiyat belirleme politikalarında yaşanan anlaşmazlıklar ve artan baskılar bu duruma örnek gösterilebilir. Bazı iddialara göre Karlos’un Amerikan petrol şirketleriyle arasında gizli bağlar vardı. Geçtiğimiz yıllarda Suudi Arabistan’ın ulusal petrol ve doğal gaz şirketi ARAMCO’nun hisselerinin bir bölümünü borsaya açması, İran’ın Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) üyeleriyle imzaladığı anlaşmanın ABD tarafından tanınmaması ve Venezuela’nın Batılı müttefikler tarafından baskı altında tutulması yeni bir OPEC krizi yaşandığını düşündürtüyor. 

OPEC ülkelerinin neredeyse hepsi birçok baskıya maruz kaldılar. 2015 yılında İran’ın küresel oyuncularla yaptığı anlaşmayla 2020’de tamamen dünyaya açılmaya hazırlanırken Trump Hükümeti ambargo uyguladı. Aynı dönemde Venezuela’da iç savaş ortamına sürüklendi. Suudi Arabistan’da Kaşıkçı cinayetiyle türbülansa girdi. Teşkilata sonradan dahil olan Katar, Cezayir, Gabon gibi ülkelerde darbe ve ambargo tehditlerine uzun süre maruz kaldılar. Katar, Amerikan enerji devletleriyle anlaştıktan sonra OPEC ile olan üyeliğine son verdi. OPEC ülkeleri arasında problem yaşamayan tek ülke Kuveyt Emirliği olarak görünüyor. OPEC ülkeleri son zamanlarda mevcut küresel pazardaki belirsizliklerle karşı karşıya kaldı. OPEC’in üretimi artırıp arttırmayacağını ABD’nin Çin ile olan ticaret savaşı, Amerikan kaya petrolü üretimi, Venezuela ve İran petrolüne uygulanan ambargo gibi bir takım gelişmeler belirleyecek. ABD ile Çin arasında başlayan yeni küresel rekabetin önde gelen enerji kaynaklarından biri olan petrolün arz-talep dengesi ve bu talebin önemi ülkelerin stratejik konumlarını vurgulamaktadır. ABD Enerji Bilgi İdaresi Başkanlığı’na göre, 2018’de dünya petrol sarfiyatında küresel piyasanın beşte birini tüketen ABD’yi %13 tüketim payı ile Çin takip ediyor. Çin’in enerji arzında İran ve Sudan gibi ülkelerle uzun süreli bir iş anlaşması planladığı da bilinmektedir.

Petrolü düşüren etken sadece ticaret savaşları da değil. Ham petrol isteği de etkileyicilikten çok uzakta kaldı. Trump’ın Beyaz Saray’a geçmesiyle günümüze kadar bir takım dengeler değişmeye başladı. Öncelikli olarak petrol fiyatlarının düşürülmesi için baskı yapılmaya başlandı. OPEC’i bastırmak için Washington üzerindeki güçlerini kullanarak NOPEC( OPEC’i mahkemeye verebilme hakkı) kanun taslağının hazırlanmasını sağladılar. NOPEC kanun teklifi Trump yönetiminde yasalaşırsa OPEC’in dokunulmazlığı bozulacak ayrıca Amerikan mahkemelerinde OPEC aleyhine dava açılabilecek. OPEC, mart ayında yaptığı açıklamada Amerikan hükümetinin dava açma hakkı olması halinde, ABD kaya petrolünün OPEC tarafından hedef alınacağını bildirdi. ABD NOPEC teklifini kabul ederse, OPEC’in petrol fiyatlarını kırarak Amerikan kaya petrolü sektörüne darbe vurması bekleniyor.

2018 yılından sonra OPEC’in  bir süre petrol arzını kısması ABD’li üreticilere fayda sağlamıştı. OPEC ülkeleri ile Rusya ve diğer bazı petrol üretici ülkeler, 2019 Ocak ayında yaptıkları anlaşmada petrol üretimini azaltmayı kabul ettiler. Anlaşmanın ana konusu piyasa düzeninin bozulmasına neden olan stokçuluğu engellemekti ancak bu ülkelerinden haziran ayından itibaren arzı yükseltip yükseltmeyecekleri ABD’nin sert hamlelerine göre değişkenlik gösterebilir. Haziran ayında yapılacak OPEC toplantısının gündemi, Venezuela üzerindeki ABD baskısı ve Suudi Arabistan’ın ABD ve Rusya’nın istekleri doğrultusunda aynı çizgide kalıp kalmayacağı. İngiltere’nin AB’den çekilme müzakereleri AB gündemini meşgul ederken, ABD-AB-Ortadoğu-Çin hattı üzerindeki anlaşmalar iptal edilmiş ve büyük sorunların kapısını aralamıştır. İran anlaşmasının tartışmaya açık olması, ABD ile Çin arasındaki ticaret savaşı, İran ve Venezuela petrol arzının kısılması, ABD’nin İklim Anlaşması’ndan çekileceliğini duyurması ve Washington’un OPEC’i baskı altına alan politikalar izlemesi küresel gelişmelerin tezahürleridir. Amerikan kaya petrolü ve Doğu Akdeniz ile Basra Körfezi’ndeki zengin gaz yatakları, OPEC ile ABD arasındaki restleşmenin seyrinde belirleyici hamleler olabilir. ABD’nin sınıfları, Çin’in yükselişiyle değerlendirildiğinde petrol ve gaz üreten ülkelerin  enerji güvenliği açısından jeopolitik değerleri artıyor. OPEC, Soğuk Savaş öncesinde yaşanan petrol rekabetinin Batı ittifakında tezahür etmesini önlemek ve petrol üreten ülkelerle işbirliği geliştirmek için kurulmuş küresel bir yapıdır. OPEC’in geleceği kurucu stratejinin aktörleri arasındaki ilişkilere de bağlıdır.