Terör saldırılarının gölgesinde Somali'nin geleceği

Türkiye'nin desteği ile güvenlik ve kalkınma konusunda önemli gelişmeler elde eden Somali, son dönemde artan şiddet dalgasının etkisinde zor günler geçiriyor. Bölgedeki gelişmelere paralel seyreden terör saldırılarına maruz kalan Somaliler için hayat zaman zaman durma noktasına geliyor.

1988'den bu yana iç savaşla boğuşan Afrika ülkesi Somali, 2011'deki büyük kıtlık sürecinde Türkiye'nin yardımlarıyla umut buldu. İç savaşın şiddetli dönemleri sonrası bölgede büyükelçilik açan ilk ülke olan Türkiye, Somali'ye gerçekleştirdiği insani ve maddi yardımlarla ülke halkının gönlünde yer etti. Bu süreçte Somalili gençler Ankara'nın sağladığı burslar ile Anadolu'da eğitim imkanı da bulurken, birçoğu Türk güvenlik güçleri tarafından eğitilerek ülkelerinin güvenliğinde önemli rol oynadı. Aynı dönemde büyük bir cesaretle adımlar atan Türk Hava Yolları (THY) ise Somali'yi dünyaya bağlayan ilk yabancı kuruluş oldu. THY ayrıca, çeşitli kampanyalara da öncülük ederek Somalilere insani yardım ulaştırılmasına öncülük etti. Somali'nin sağlık, altyapı ve eğitim alanında gelişmesinde Türkiye en önemli müttefik konumunda. Bununla birlikte Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK)'nin en büyük yurtdışı misyonunun bulunduğu Somali, Türk güvenlik güçlerinin desteğinde birçok tehdidi bertaraf etti. Ancak son dönemde yaşanan bazı gelişmeler ve artan şiddet eylemleri Somalilerin hayatını durma noktasına getiriyor.

Şiddet eylemleri neden yükselişe geçti?

Ülkede faaliyet gösteren DEAŞ bağlantılı Eş-Şebab terör örgütü ve bazı aşırıcı gruplarla mücadele Türk güvenlik güçlerinin de desteğiyle sürüyor. Aynı zamanda elde edilen verilere göre Somalilileri hedef alacak birçok eylem, güvenlik kuvvetleri ve istihbarat birimlerinin çabalarıyla engellendi. Ancak ülkede hareket alanı giderek daralan terör örgütleri özellikle son dönemde topyekün bir saldırıya girişmiş durumda. Sivil ayrımı olmaksızın gerçekleştirilen saldırılar yüzlerce Somalilinin hayatına mal olurken, terör örgütü mensuplarının Türk mühendislere yönelik suikastler gerçekleştirmesi dikkat çekiyor. Uluslararası kaynaklar hem terörist unsurların bölgedeki hareket alanını genişletmek istediğini hem de Türkiye'nin ülkedeki etkisini kırmaya çalıştığını belirtiyor. Nitekim ülkedeki Türk görevlilere yönelik saldırılar da söz konusu güçlerin Türkiye-Somali ilişkilerinden duyduğu rahatsızlığı kanıtlar nitelikte. Güvenlik uzmanları ise farklı bölgelerde yaşanan terör eylemlerini işaret ederek, Somali'deki terörist unsurların da farklı kontrol mekanizmaları içerisinde hareket ettiğini vurguluyor. Yani görünürde teröristlerin gerçekleştirdiği saldırılar bulunsa da arka planda bir ya da birçok yabancı istihbarat biriminin izi bulunduğu tahmin ediliyor.

Katar-Sudan-Somali: Türk üçgeni

Afrika boynuzunda yer alan Somali, aynı zamanda oldukça stratejik bir noktada bulunuyor. Somali'ye komşu Cibuti'de ise Amerika Birleşik Devletleri (ABD), İtalya ve Fransa gibi ülkelerin askeri üsleri mevcut. Türkiye'nin Somali'deki üssü yurt dışındaki en büyük askeri misyon konumunda. Türkiye, Somali açıklarında bulunan askeri gemileri ile korsancılıkla da mücadele ederek bölgede devam eden ticari faaliyetlerin güvenliğini sağlıyor. Bununla birlikte Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon ülkelerinin girişimleri ile düşman ilan edilen Katar'da söz konusu güçlerin askeri müdahalelerini engellemek amacıyla, mevcut çalışmalar hızlandırılarak bir başka Türk üssü kurulmuştu. Gelişmelere paralel olarak Sudan'da Ömer el-Beşir yönetimi ile gerçekleştirilen görüşmeler neticesinde tarihi Sevakin Adası'nın Türkiye'ye tahsis edilmesi kararlaştırılmış ve Ankara bu alanda çalışmalarını başlatmıştı. Sevakin Adası'ndaki çalışmalar tamamlandığında bölgede Türk askeri misyonunun konuşlanması öngörülüyordu. Böylece tamamlanacak olan üçgen Türkiye'nin bölgedeki faaliyet alanını genişletirken muhtemel senaryolara karşı elini güçlendirecekti. Ancak Sudan'da yaşanan gelişmeler sonucunda el-Beşir yönetimden çekilmek zorunda kaldı. Gelişmeleri takiben mevcut anlaşmalar devam etse de belli kısıtlamaların yaşanması öngörülüyor.

Suudi Arabistan ve BAE rahatsızlığı

Somali'de gerçekleştirilen bazı terörle mücadele operasyonları neticesinde Birleşik Arap Emirlikleri (BAE)'ye ait bir uçakta ülkeye yasa dışı yollarla sokulmaya çalışılan 9 milyon dolara el konulmuştu. Aynı zamanda BAE'nin Türkiye'nin bölgedeki faaliyetlerinden rahatsız olduğu sıklıkla dile getirilen bir başlık olarak öne çıkıyor. Nitekim bu durum Somali ve BAE arasındaki ipleri daha da gererken, Abu Dabi rejiminin Mogadişu'ya yönelik eğitim programlarını durdurmasıyla sonuçlanmıştı. 2018'de tırmanan gerilimin ardından 2019'da ülkede artan terör eylemleri BAE'ye yönelik ciddi şüpheler ortaya koydu. Bununla birlikte Sudan'da yaşanan gelişmeleri takiben Suudi Arabistan ve BAE gibi ülkelerin ülkedeki siyasi-askeri geçiş sürecini etkilemeye yönelik çabaları dikkat çekici bir başka başlık olarak öne çıkıyor. Sudan ile Türkiye arasında gelişen ilişkilere şiddetle karşı çıkan Riyad rejimi, Ankara'nın Sevakin üzerinden göstereceği bir varlığı kendisi için önemli bir tehdit olarak nitelemişti. Bölgesel kaynaklar el-Beşir'in devrilmesi sonrası Suudi Arabistan ve BAE'den Sudan'ın yeniden inşası için gönderilen milyarlarca dolarlık hibenin ülkedeki muhtemel Türk varlığını silmeyi amaçladığını ifade ediyor. Görünen o ki Türkiye, gerçekleştirdiği insanlığa yararlı faaliyetler ile bölgeyi sömüren Batılı unsurlardan daha büyük bir tehdit konumunda.

Somali'nin geleceği ve Türkiye

Bölgede Türk üçgeni olarak anılan güvenlik ağının gerekliği yaşanan gelişmeler ışığında daha iyi anlaşılıyor. Bununla birlikte Batılı ve Körfez kaynaklı bazı hamlelerin bölge halkı için yeni tehditlerin oluşmasına zemin hazırladığı net bir şekilde görülebiliyor. Yine de Türkiye'nin tüm karşı adımlara rağmen Somali'deki insani faaliyetlerini kararlılıkla sürdüreceği aşikar. Aynı zamanda bugüne kadar Somali'nin kalkınmasında önemli rol oynayan Ankara'nın bölgeden Somali'nin arzusu dışında farklı güçlerin etkisiyle çekilmesi muhtemel görünmüyor. Yanı sıra Eş-Şebab ve beraberindeki terörist unsurlara yönelik operasyonlar Somali ve Türk güvenlik güçlerinin iş birliğinde kararlılıkla devam edecek. Bölgesel kaynaklar güvenlik güçlerinin çalışmalarının azami dikkatle sürdüğünü belirtiyor. BAE'nin Somali ve bölgedeki Türk varlığına yönelik politikalarının kısa vadede değişmeyeceği öngörülüyor. Türkiye'nin kendi bölgesinde de BAE'nin nefret politikalarıyla karşı karşıya kaldığı biliniyor. İlerleyen dönemde ise bu yaklaşımların nasıl şekilleneceği ve Somali ile Afrika'ya nasıl etki edeceği belirsiz.