Terör örgütü meşruiyet zemini arıyor

Terör örgütü PKK/YPG’nin şemsiyesi altında kurulan ABD destekli DSG’nin üst düzey sorumluları, kapı kapı dolaşarak resmi olarak tanınmaya, Suriye’nin geleceği için alınacak kararlarda söz sahibi olmaya çalışıyor. Türkiye karşıtlığıyla bilinen bazı Arap ülkelerinin desteğini de arkasına alan terör örgütünün, bölgede meşru olarak tanınması konusunda ABD ile de Rusya zımni ittifak mı yürütüyor?

ABD, Türkiye’nin güney sınırında kendisine bağımlı, Rusya ve İran’ın desteklediği rejime muhalif “devletçik” emelinden vazgeçmek istemiyor.

Başlangıçta Suriye’nin kuzeyinde üç kanton olarak planlanan Lazkiye’nin kuzeyinden Akdeniz’e çıkışı olan, İdlib’ten geçen bir Kürt devleti kurulmak istendi. Suriye’nin kuzeydoğusu dışındaki bölgede yoğunluğu bulunmayan Kürtlere yerel halkın ikamesi yoluyla bir çoğunluk oluşturarak devlet statüsü kazandırmaya çalışan ABD, Basra’daki İran tehdidi dolayısıyla bölgenin enerji kaynaklarını bu koridor üzerinden Akdeniz’e ulaştırmak istiyordu.

Türkiye, önce Fırat’ın batısındaki bölgelere düzenlediği harekâtlar ile terör devleti oluşumunun yolunu keserken, İdlib’teki belirsizliği de Astana süreciyle çözmeye çalıştı. Türkiye, daha sonraki Barış Pınarı Harekâtı’yla da ABD’nin emellerinin şimdilik ertelenmesini sağladı.

Terör örgütü eliyle vekalet savaşları yürüterek bölgedeki varlığından vaz geçmek istemeyen ABD, İsrail’in güvenliğinin yanı sıra İran’ın mezhepçi politikasının bölgeye hakim olmasının endişesini halen taşıyor.

ABD, petrol bölgesi Deyrizor’u da içine alan Suriye’nin bir parçasında emellerini gerçekleştirmenin yolunu ararken, bu bölge halen PKK/YPG’nin şemsiyesi altında ABD’nin destekleriyle kurulan Demokratik Suriye Güçleri (DSG) tarafından kontrol ediliyor.

KÖRFEZ ÜLKELERİNDEN ÖRGÜTE DESTEK 

ABD ile Fransa’nın desteklediği DSG’nin üst düzey temsilcilerinden İlham Ahmet, Mısır ziyareti sonrası yaptığı açıklamada, Türkiye’nin Fırat’ın doğusuna yönelik Barış Pınarı Harekatı’nın ardından Esed rejiminin de Arapları DSG’ye karşı harekete geçirmeye çalıştığını, bu çabaların boşa çıktığını öne sürdü.

Esed rejimi ile yakınlaşmalar sonucu bazı kararlar aldıklarını belirten DSG temsilcisi, örgütün askeri güçlerinin rejimin bir parçasının olmasının istendiğini, Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunması anlamında daha fazla imtiyaz alma peşinde olduklarını itiraf etti.

İlham Ahmed, ambargo uyguladıkları Katar’a yardım ettiği gerekçesiyle Türkiye’ye karşı ittifak oluşturan Suudi Arabistan ve Mısır gibi ülkelerin DSG’yi desteklediğini ifade ederek, Türkiye’nin Fırat’ın doğusuna yönelik askeri harekatının ardından Libya hükümeti ile imzalanan mutabakatın bu ülkeleri tedirgin ettiğini söyledi.

Türkiye tarafından aranan DSG’nin elebaşı Mazlum Abdi, Kuveyt merkezli bir televizyona verdiği demeçte, Rusya’nın Esed rejimi ile terör örgütleri arasında arabuluculuk rolünü oynamaya hazır olduğunu iddia ederek, “Önümüzdeki günlerde bu konuda olumlu bir gelişmeye şahit olacaksınız” ifadelerini kullandı.

Teröristbaşı Abdi, Suriye’nin geleceğine ilişkin yapılacak toplantılara kendilerinin de davet edilmesi gerektiğini belirterek, terör örgütünün meşrulaştırılması için zemin aradı.

ABD'NİN AYAKTA TUTMA ÇABALARI

Öte yandan ABD, Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyine düzenlediği üç harekatın ardından zayıflayan PKK/PYD’nin uzantısı DSG’nin, Suriye Kürt Ulusal Konseyi’yle (ENKS) birleşmesi için baskı yapıyor. ABD, ENKS yöneticilerine “Mazlum Abdi ne talebiniz varsa yerine getirecek” diyerek neredeyse bitme noktasına gelen DSG’yi kendi emelleri için kullanmak adına ayakta tutmaya çalışıyor.

DSG elebaşlarının kendilerine destek ve işbirliği yapmaları için yaptığı ziyaretler, gerek açıklamaları ve çağrıları, gerekse ABD’nin DSG’nin geleceğine yönelik planları, Türkiye’nin yaptığı askeri harekatların sonucunun etkilerini ortaya koyuyor.

Barış Pınarı Harekatı’nın sahada kazanılmasının ardından ABD’nin ve ardından Rusya ile masaya oturularak kazanılan diplomatik başarı, Suriye’nin toprak bütünlüğü ve geleceği açısından büyük önem taşıyor. DSG örgütün geleceğine yönelik dirsek temasına geçmek istediği Rusya, Türkiye ile paralel olarak Suriye’nin toprak bütünlüğünden yana.

Rusya, ABD’nin bölgedeki emellerinin karşısında olarak terör örgütlerinin tamamen ortadan kaldırılması fikrini taşıyor. Bu nedenle Rusya’nın bir terör devletinden yana olan DSG ile görüşleri çatışıyor.

ABD’NİN “KÜRDİSTAN” PROJESİ ÇÖPE ATILDI

Bölgedeki bu gelişmeleri, Tarihçi ve Siyaset Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Perinçek, şu şekilde değerlendirdi:

Barış Pınarı Harekâtı ve ardından Türkiye ile Rusya arasındaki Soçi Mutabakatı’yla, ABD’nin Kürdistan projesi tamamıyla yerle bir olmuş durumdadır. Terör örgütleri ‘beyaz bayrak’ çekerek tamamen kontrolü kaybetmiş durumdalar. Bölgede bir Kürt devleti kurulmasına, Ankara karşı çıkıyor, Moskova karşı çıkıyor, Şam karşı çıkıyor.

Orada bitmek üzere olan terör örgütlerini sıfıra indirmek, Ankara ve Şam’ın Rusya üzerinden işbirliği ile mümkün. ABD’nin Suriye’deki terör devleti adımları Orta Asya, Kafkaslar açısından Rusya için tehdit oluşturuyor. Türkiye ve Rusya, Suriye’deki terör örgütü PKK/PYD ile özellikle İdlib’te faaliyet gösteren diğer yobaz terör örgütlerinin tehdidinden kurtulmak istiyor.