Covid-19 sonrası eğitim nasıl olacak?

Yeni tip koronavirüs (Covid-19) tüm dünyada toplumun her kesiminin yaşamını dönüştürmeye devam ediyor. İş yaşamı, toplumsal normlar ve özellikle gelecek nesillerin alışkanlıklarında önemli farklılıklara neden olması beklenen pandamı eğitim sistemini nasıl değiştirecek? 2020-2021 Eğitim - Öğretim yılında okullar açılacak mı? Gelecekte eğitim nasıl olacak? Teknoloji eğitimde nasıl kullanılacak?

Çin’den dünyaya yayılan yeni tip koronavirüs (Covid-19) eğitim kurumlarında da önemli değişim ve dönüşümleri beraberinde getirdi.

Okullarda dijitalleşme adımlarının atıldığı günümüzde ilk kez küresel ölçekte etkilenim ile okul öncesinden yükseköğrenime kadar eğitimin her kademesinde kurumlar sanal ortama taşındı.

Sosyo-ekonomik farklılıkları da gün yüzüne çıkaran Covid-19 sürecinde, imkân farklılıkları ve dijital okur - yazarlık arasındaki uçurumlar da netleşti.

UN, UNICEF ve OECD gibi küresel çapta ölçümleme yapan kurum ve kuruluşlar, evlerde sürdürülmek zorunda kalınan eğitime ilişkin yaptıkları araştırmaları bir bir yayınlarken, Birleşmiş Milletler (UN) Eğitim Ajansı tarafından Nisan ayında yayımlanan 'Covid-19 Yayılırken Dijital Öğrenmede Ürkütücü Ayrışmalar Oluşuyor’ başlıklı araştırma sonuçları ön plana çıktı.

Araştırma sonuçlarının aktarıldığı rapora göre, dünya genelinde yaklaşık 830 milyon öğrencinin ev dışında kullanabileceği bir bilgisayara sahip olmadığı, öğrencilerin yüzde 40’ından fazlasının ise erişebileceği bir internet bağlantısı bulunmadığı kayıtlara geçti.

Ayrıca, günlük beslenme ihtiyacını yalnızca okulda sağlayabilen çocukların bu gereksinimden mahrum kalmasının da önümüzdeki dönemlerde çeşitli problemleri beraberinde getireceği aktarıldı.

Millî Eğitim Bakan Yardımcısı Mahmut Özer’in “Covid-19 Salgını Sonrası Dünyada Eğitim” başlıklı makalesinde yer alan Eurostat 2018 verilerine göre, dijital becerisi olmayan nüfus oranı Danimarka'da yaklaşık yüzde 2'ler seviyesindeyken bu oran, Almanya'da yaklaşık yüzde 10, İrlanda'da yaklaşık yüzde 20, Yunanistan'da ise yaklaşık yüzde 30'lar seviyesinde.

Kimi ülkelerde uzaktan eğitime ihtiyaç duyan çocuklar için kurulan televizyon kanalları aracılığıyla internet bağlantısı eksiği kapatılırken, uzun vadede eğitim verilememesinin ekonomiye önemli oranda kayıp getireceğinin de altı çiziliyor.

3 TİP YENİ ÜNİVERSİTE MODELİ GELİYOR

Hürriyet'ten Erdinç Çelikkan’ın aktardığı habere göre, Cumhurbaşkanlığı Eğitim ve Öğretim Politikaları Kurulu’nun Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’a sunduğu Yükseköğretim Reformu Politika Belgesi’nde ‘tematik’, ‘sınırlı alanda uzmanlaşmış’ ya da ‘çok yönlü üniversite’ olmak üzere yeni üç tip üniversite modeline yer verildi.

ÜNİVERSİTE KONSEYLERİ OLUŞTURULACAK

tüm devlet üniversitelerinde üniversite konseyleri oluşturulacak. Üst yönetim konsey ile rektörden oluşacak, konsey üniversiteye destek olan, hizmet eden, toplumla üniversite arasında köprü kurabilecek kişiler arasından atanacak. Rektör dahil tüm atamalarda üniversitelerin misyon ve hedeflerine uygun olarak yürütülmesi için paydaş görüşlerinin alınması, temel prensiplerden biri olacak. Yükseköğretimde çeşitlenen öğrenci profiline uygun talepleri karşılayabilecek, sosyal ve ekonomik gelişime katkı sağlayabilecek, piyasaların çeşitlenen iş gücüne cevap verebilecek, istihdamı arttırabilecek, artan rekabete uyum sağlayabilecek bir üniversite hedef olacak.

VAKIF, DEVLET ve ÖZEL

Bu kapsamda üniversiteler ‘devlet’, ‘vakıf’ ve ‘özel’ misyonlarına göre konumlandırılacak ve ‘tematik’, ‘sınırlı alanda uzmanlaşmış’ ya da ‘çok yönlü üniversite’ olarak yeniden yapılandırılacak. Meslek yüksekokullarının her bölgede kurulacak olan ‘Bölgesel Mesleki Eğitim Üniversiteleri’ne bağlanması öngörülüyor. Her bir ön lisans programının en az bir sektörel destekçisi olması benimsenecek.

GELECEKTE EĞİTİM NASIL OLACAK?

Dünya genelinde teknolojik değişimlerle birlikte yeniden düzenlenmesi planlanan eğitim sisteminde ise daha köklü reformlar yer alıyor.

Teknolojik donanımın temel alt yapıyı oluşturacağı bu eğitim modellerinin hemen hepsinde; bireyselleştirilmiş öğrenme, AR ve VR teknolojilerinin kullanımı, akıllı yazılımlar, çoklu dokunmatik kontrole sahip yüzeyler, özgür seçim şansı, alan tecrübesi ve en önemlisi de veri yorumlama becerisinin kazandırılması ön plana çıkıyor.

Bireyselleştirilmiş sınıf ortamlarının öne çıktığı eğitim modellerinde, öğrencilerin evlerinden eğitime dahil olmaları halinde bile takip edilmesini mümkün kılacak teknolojiler üzerinde çalışıyor.

BİYOMETRİ İLE YAKIN MARKAJ

Biyometrik teknolojisini diğerlerinden ayırarak eğitim modelleri üzerinde etkin kullanılmasını sağlayacak modern teoriler, bulut bilişim içerisinde oluşturulacak akıllı yazılımlar ile öğrencilerden alınacak biyometrik sinyallerin değerlendirilmesi söz konusu. Kalp atış hızı, cildin nemi, yüz ifadesi, yazı yazma hızı, yürüyüş tarzı, ses tonu hatta ten kokusunu dahi algılayacak olan bu sistem, eğitim alan öğrencinin algı ve performansını değerlendirerek öğrenciye özel yönlendirme de yapabilecek.

Öğrencileri dünyanın dört bir yanında bulunan yaşıtları ile eşitleyecek olan sistem, özel tasarlanmış masa sistemleriyle aktarımı ve sanal araçların ortak kullanımını sağlayacak.

Zaman ve mekan farketmeksizin her bireyi eğitime dahil edecek ve zorunlu eğitim yaşındaki her öğrenciyi bulunduğu yerde eğitebilecek özel sistemler ve yapay zeka yazılımları ile; öğrenme süreçleri bireyselleştirilecek.

Alan tecrübesinin eğitime dahil edilmesi okul + sanayi yakınlaşmasını sağlarken, en önemli eğitim alan ‘veri yorumlama’ olacak.

Öğrencilerin hesaplama sürelerini bilgisayarlar üzerinden destekleyecek olan sistemler istatistiksel analizleri yazılımlara teslim ederken, mantık ve eğilimlerin yorumlanmasını insan aklının çözümlemelerine sunacak.

Sınav sistemleri proje bazlı öğrenme süreçlerinin tamamına yayılırken, akademik yeteneklerine göre alanlarına yönlendirilen öğrencilerden en büyük beklenti dijital öğrenme beceresi olacak.

Robotik kodlama mühendisi, yapay zekâ psikiyatrı, drone pilotu ve daha birçok meslek dalı da teknoloji ile eğitilen nesillerin sektörlerini oluşturacak.