Tayvan-Çin gerginliğinde son durum...

Tayvan Devlet Başkanı Tsai Ing-Wen, salı günü verdiği bir röportajda, Çin’den gelen tehdidin her geçen gün büyüdüğünü söyledi. Tayvan lideri, ülkesindeki askerleri eğitmek için bulunan ABD varlığını da ilk kez doğruladı.

Tayvan ve Çin arasındaki gerginlik 70 yıldan uzun bir süredir devam ediyor. Tayvan’ın ayrı bir ülke olduğunu kabul etmeyen Pekin, “Tek Çin” politikası doğrultusunda Tayvan’ı da Çin’in bir parçası olarak görüyor.

1971 yılında Tayvan’ın Birleşmiş Milletler’den (BM) ayrıldığı ve Çin’in dahil edildiği toplantının ardından iki ülke arasındaki güç eşitsizliği de giderek arttı. Tayvan uluslararası arenada izole olurken, Çin ise dünyada yeni bir büyük güç haline geldi. Böylelikle Çin, Tayvan üzerinde hakimiyet sağlamak için daha fazla güç kullanmaya başladı.

Salı günün CNN’e röportaj veren Tayvan Devlet Başkanı Tsai Ing-Wen, ABD ve Çin arasında artan gerilimin merkezinde kaldığını ve Çin’den gelen tehdidin her geçen gün büyüdüğünü söyledi.

Tayvan lideri, “23 milyonluk bu ada, kendimizi ve demokrasimizi korumak, halkımızın hak ettiği özgürlüğe sahip olmasını sağlamak için her gün canla başla çalışıyor. Başarısız olursak, bu değerlere inanan insanların, bunların uğruna savaşmaları gereken değerler olup olmadığından şüphe duyacakları anlamına gelir” ifadelerini kullanarak mücadelenin önemine değindi.

Çin tarafından Tayvan’ın hava sahasına birçok savaş uçağı gönderilerek güç gösterisi yapılıyor. Bu durumun en önemli etkenlerinden biri ise Tayvan ile ABD arasındaki bağların güçlendirilmesi ve Tayvan’a yapılan silah satışları.

ABD BİRLİKLERİNİN VARLIĞINI KABUL ETTİ

Tsai, uzun yıllardır Tayvan askerlerine eğitim amaçlı ülkede bulunan ABD birliklerinin varlığını kabul eden ilk Tayvan Başkanı oldu.

ABD ordusu, 2020 yılının başlarında özel birliklerinin Tayvan’daki askerleri eğittiğini gösteren bir video yayınladı, ancak daha sonra bu videoyu sildi. Kasım 2020’de ise bu sefer Tayvan Savunma Bakanlığı tarafından yerel basına ABD birliklerinin adadaki askerleri eğittiğini duyurdu. Benzer şekilde bu haberler de daha sonradan yalanlandı.

Tayvan lideri, adadaki mevcut ABD askeri personel sayısını söylemedi, ancak “insanların düşündüğü kadar çok değil” ifadelerini kullandı. Tsai, “ABD ile savunma kabiliyetimizi artırmayı amaçlayan geniş bir iş birliği içerisindeyiz” dedi.

Tayvan’ın ilk kadın başkanı olan Tsai’nin göreve gelmesinden bu yana Pekin ile olan ilişkiler daha da kötüleşti. Pekin hükümeti, Tsai ve üyesi olduğu Demokratik İlerleme Partisi’nin resmi bir açıklaması olmamasına rağmen Tayvan’ın bağımsızlığından yana olduğunu düşünerek karşı çıktı.

Öte yandan, Çin ile Tayvan’ın önceki hükümetleri arasında geliştirilen ekonomik ve diplomatik bağlar daha da yıprandı ve Çin’in ada üzerindeki baskısı da bu dönemde arttı.

Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, 8 Ekim’de yaptığı bir konuşmada, Tayvan ile Çin arasında “barışçıl yeniden birleşme” sözü verdi. Xi, konuşmasında herhangi bir işgal senaryosundan bahsetmedi, ancak daha önceden askeri bir harekatın gerçekleşebileceği yönünde mesajlar vermişti.

Tayvan lideri Tsai ise, “Tayvan halkının askıya boyun eğeceğine dair hiçbir şüphe olmamalı” dedi.

Tsai ayrıca Japonya, Güney Kore ve Avustralya da dahil olmak üzere bölgedeki diğer ülkeleri de kendilerini desteklemeye çağırırken, “Otoriter rejimler yayılmacı eğilimler gösterdiğinde, demokratik ülkeler bir araya gelerek onlara karşı durmalıdır” ifadelerini kullandı.

TAYVAN ÇİN İLE MÜZAKERELERE AÇIK

Tayvanlı lider, Çin’den miras kalan bir sistemleri olduğunu belirterek, ordunun yeniden yapılandırılması gerektiğini söyledi. Büyük bir toprak parçası ile bir adayı koruma şeklinin aynı olmayacağını ifade eden Tsai, geleneksel savunma düşüncesinin değiştirilmesi gerektiğini vurguladı.

Tayvan’ın Çin tarafından saldırıya uğraması durumunda ABD ve diğer bölgesel güçlerin yardımına geleceğine inandığını söyleyen Tsai, “Tayvan yalnız değil çünkü biz bir demokrasiyiz, özgürlüğe saygı duyuyoruz ve barışı savunuyoruz. Bölgedeki çoğu ülke ile aynı değerleri paykaşıyoruz ve coğrafi olarak da stratejik öneme sahibiz” dedi.

Tayvan’ın askeri yardım olmadan kendini savunup savunamayacağı sorusuna ise, “yapabileceğimiz kadar kendimizi savunacağız” ifadelerini kullandı.

Tayvan’ın Çin’den gelen tehditlere karşı korunabilmesi için yalnızca askeri güç yetmiyor. ABD’nin Tayvan’a karşı artan desteğinin bir parçası olarak Washington yönetimi, Taipei’nin uluslararası yönetim organlarına ve özellikle de BM'ye katılımı için daha fazla destek vermeye başladı.

Tsai de adanın BM’de rol alabilmesinin uzun zamandır ülke siyasetinin bir parçası olduğunu söyledi.

Tsai ayrıca Çin lideri Xi ile müzakerelere de açık olduğunu belirtti. Çin ile diyalog kurmak istediklerini tekrar tekrar ifade ettiklerini belirten Tsai, yanlış anlaşılma ve değerlendirmelerden kaçınmanın en iyi yolunun bu olduğunu da sözlerine ekledi.

Siyasi sistemlerindeki farklılıklara rağmen iki hükümetin hala barış içinde yaşayabileceğine inandığını söyleyen Tsai, “Oturup farklılıklarımız hakkında konuşabilir ve barış içinde bir arada yaşayabilmemiz için düzenlemeler yapmaya çalışabiliriz. Bölgedeki insanların beklentisinin de bu olduğunu düşünüyorum” dedi.

Tayvan yasalarına göre, Tsai sadece iki dönem görev yapabilir. Tayvanlı liderin görev süresi Ocak 2024'te son bulacak.

Tsai’nin yönetimindeki öncelikleri arasında ise Tayvan'ı dünyaya entegre etmek ve halkını diğer hükümetlerin onu bölme girişimlerine karşı desteklemek yer alıyor.