Tayvan, ABD’den 66 adet F-16 alacak

2019 yılına gergin söylemlerle giren iki ülke, mevcut silah anlaşmasıyla daha da gergin bir ortama girmeye hazırlanıyor. Çin Devlet Başkanı Şi Jingping, Tayvan’ın bağımsızlığının bir felaket olacağını ve buna karşı güç kullanma ihtimalinin devre dışı bırakılmadığını ifade etmişti. Buna cevap olarak da Tayvan lideri Tsai- Ing-wen ise ülkesinin asla “Tek ülke, iki sistem” yönetim şekliyle idare edilmesini kabul etmeyeceğini açıklamıştı.

Tayvan, ABD’den 66 adet F-16 alacak

Pekin yönetimi, Washington tarafından Tayvan’a 66 adet F-16 savaş uçağının satışına izin verilmesinin ardından, anlaşmaya muhatap olan ABD’li firmalara yaptırım uygulanacağını duyurdu.

DW Türkçe’den alınan bilgilere göre, Çin yönetimi, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump’ın Salı günü, Tayvan'a 66 adet F-16 savaş uçağının satışını öngören anlaşmayı onaylamasının ardından, ilgili Amerikan firmalarına yaptırım uygulayacağını duyurdu. Çin Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, ulusal çıkarların korunması için, yaptırımlar da dahil her türlü tedbirin alınacağı ifade edildi.

Açıklamayı yapan Çin Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, ABD'nin Tayvan'a savaş uçağı satışını, ülkesinin egemenliğinin ve güvenlik çıkarlarının altını oyan, "Çin'in iç meselelerine ağır bir müdahale" olarak nitelendirdi. Çin ayrıca, ABD’ye protesto notası vererek, söz konusu savunma anlaşmasının derhal iptal edilmesini, Tayvan’a hiçbir şekilde silah satılmamasını ve bu ülke ile tüm askeri ilişkilerin kesilmesini talep etti.

ABD'ye tehdit

ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan Salı günü yapılan açıklamada, Başkan Trump’ın sekiz milyar dolar hacimli F-16 satış anlaşmasını onayladığı bildirilmişti. Pekin, Tayvan’ı şu an için kendinden ayrılmış olan ve günün birinde yeniden, gerekirse askeri müdahale ile bünyesine katılacak bir eyaleti olarak görüyor.

Çin Dışişleri Bakanlığı, geçen Pazartesi günü yaptığı bir açıklama ile ABD’nin Tayvan’a silah satışını, Pekin ile Washington arasındaki anlaşmaların "ağır bir biçimde zedelenmesi" olarak değerlendirmişti. Bakanlık ayrıca, ABD’nin Tayvan’la olan silah ticaretini sona erdirmemesi durumunda, bunun tüm sonuçlarına katlanacağı uyarısında bulunmuştu.

ABD bir problem görmüyor

ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ise Tayvan’a savaş uçağı satışının, ülkesi ile Çin arasındaki tarihi ilişkilere uygun olduğu görüşünde. ABD'nin silah ihracatlarını denetleyen Savunma İşbirliği Ofisi (ODC) de söz konusu savaş uçağı satışı ile bölgedeki askeri dengelerin değişmeyeceğini ifade etti. Kurumun açıklamasında, Tayvan’ın ABD’den alacağı 66 tane F-16 savaş uçağı ile kendi hava sahasını koruyacağı, bölgenin güvenliğine katkı sağlayacağı ve ABD ile ortak operasyonlarda bulunabileceği savunuldu.

Tayvan - Çin arasındaki anlaşmazlık

1895 yılındaki Japonya-Çin Savaşı sonunda Çin’in yenilmesi ile Tayvan Adası'nın hakimiyeti Japonya’ya geçmiştir. İkinci Dünya Savaşı’nda yenilen Japonya, Tayvan’ı Çin’e iade etmek zorunda kalmıştır. 2. Dünya Savaşı sonrasında Çin’deki Komünist ve Milliyetçi Parti arasındaki iç savaşı 1949’da Komünist Parti yanlıları kazanmıştır. Bu dönemde Çin’de iktidarda olan Milliyetçi Parti, 1949’da gerçekleşen devrim ile iktidarı Komünist Parti’ye devretmek zorunda kalmıştır.

Komünist Parti’nin Çin Halk Cumhuriyeti’ni ilan etmesiyle Tayvan’a kaçan Milliyetçi Parti, adada 1912 yılında kurulmuş olan Çin Cumhuriyeti’nin devam ettiğini ilan etmiştir. Yani Çin’i terk eden Kuomintang mensupları Tayvan’ı kurmuştur. Ancak Pekin Hükümeti, Tayvan’ı kendi yönetimi altındaki bir eyalet olarak görmeye ve o topraklar üzerinde hak iddiasında bulunmaya devam etmiştir. Bu sebeplerden dolayı da Çin- Tayvan ilişkileri gelişememiştir.

23 milyonu geçkin nüfusun %98’ini Çinliler oluşturmaktadır. Bu Çinliler eski Kıta Çin’den gelen bir gruptan oluşmaktadır.

1960 yılında Çin Komünist Partisi Merkez Komitesi Başkanı Mao Zedong(194-1976), Tayvan’ın “anavatana” dönmesi halinde, dış politika haricindeki tüm konulardaki yetkinin (güvenlik, iktisadi yapı ve yöneticilerin atanması da dahil) Tayvan yönetimine bırakılabileceğini dile getirmişti.

1971’e kadar Birleşmiş Milletler’de Tayvan Adası yani Çin Cumhuriyeti siyasal otorite olarak tanınıyordu. 1971’de’ki ABD politikalarının değişmesi sonucu bu durumda değişmiş ve 1971’de BM Çin Halk Cumhuriyeti’ni tanımıştır. 

Tayvan ve Çin liderleri arasında 1949’daki iç savaştan bu yana görüşme yapılmaması, bu görüşmelerin ne denli önemli olduğu göstermekte. 1990’lardan itibaren yakınlaşmaya başlayan iki ülkenin yakınlaşmasının da sürmesi bekleniyor.

Kısaca ifade etmek gerekirse, 1949 devrimiyle Çin anakarasında ve Tayvan adasında ortaya çıkan iki siyasal otoritenin varlığı ve izlediği politikalar günümüz Tayvan sorununun kökenini oluşturmaktadır. Bu sorunda üçüncü ülke olan ABD’nin politikalarının büyük etkisi söz konusudur.