Taliban ile müzakereler durdu 

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump 2020 seçimlerine elinde büyük bir kozla girmek için 18 yıldır süren Afganistan işgalini sonlandırmaya yönelik Taliban ile görüşmeler başlatmıştı. ABD’li yetkililer ile Taliban temsilcileri son bir yıl içerisinde defalarca bir araya geldi ve 18 yıldır devam eden savaşı sonlandırmak için müzakereler yürüttü. Geçtiğimiz Ağustos ayında 9'uncusu gerçekleştirilen müzakerelerin ardından taraflar prensipler üzerinde anlaşmıştı.

Taliban ile müzakereler durdu 

Trump’un Taliban ile anlaşmaya varmak istemesine karşın yönetiminde tam bir fikir birliği bulunmamakta. Özellikle Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ve Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton arasında fikir ayrılıkları mevcut. İki siyasinin dışında Talibanla başlatın barış müzakerelerinden rahatsız olan çok fazla bürokrat ve siyaside mevcut. Bir yandan ABD Kongresi ABD-Taliban müzakereleri konusunda yeterince bilgilendirilmemekten uzun süredir şikayetçi. Milli Güvenlik Danışmanı Bolton’ın varılan (Trump’un durdurduğu) uzlaşıyı onaylamadığı, özellikle Pentagon’un Afganistan’da asker bulundurmaya devam etmek üzerine kurulu politikasına daha yakın durduğu iddialar arasında. 
 
Taliban temsilcileri ve ABD yetkilileri arasında yürütülen müzakerelerin sonuncusu geçtiğimiz ay Doha’da gerçekleştirilmişti. Yapılan görüşmelerin ardından tarafların prensipte anlaştığı duyurulmuştu. Resmiyet kazanması Trump’un onayına ve Afgan hükümetiyle Taliban arasında gerçekleşmesi umulan görüşmelerden çıkacak sonuca bağlı olsa da ABD ile Taliban arasında varıldığı iddia edilen anlaşmanın bazı maddeleri açığa çıkmıştı. Müzakerelerde varılan uzlaşının maddeleri ise şöyleydi: İlk olarak, Taliban El-Kaide gibi uluslararası terör örgütleriyle olan bağını tamamen koparma ve bundan böyle Afganistan’ın ABD’ye veya müttefiklerine yönelik terör saldırılarının üssü olmasına müsaade etmeme sözünü vermiş bulunuyor. Trump yönetimi bu sayede, Afganistan işgalinin ana amacı olan, El-Kaide’nin Afganistan topraklarından tamamen temizlendiğini söyleyebilecek. Ayrıca anlaşma hükümlerine bağlı kalınırsa, yani Taliban ile Afgan hükümeti arasında doğrudan görüşmeler başlar, başarılı olur ve ateşkes durumu oluşursa, ABD şu anda bulunduğu beş askeri üsse konuşlanmış yaklaşık 5 bin askerini 135 gün içinde ülkeden çekecek. Kalan askerlerin de sonraki aşamada çekilmesi, topyekûn çekilmenin ise on altı ayı bulabileceği konuşuluyor. 
 
Anlaşmanın bazı detaylarının ortaya çıkmasıyla birlikte, 2001’deki işgalden bu yana Afganistan’da görev yapmış Amerikan diplomatlarından dokuzu açık bir mektup yayımlayarak varılan uzlaşıyı eleştirmişti. Bu diplomatlar ABD’nin çekilmeyi aceleye getirerek Afgan hükümetini bu süreçte yalnız bırakmaması gerektiğini; (Sovyetlerin çekilmesi ve Necibullah’ın 1992’de devrilmesinden sonra olduğu gibi) birçok farklı bölgesel aktörün katılımıyla yeni bir yıkıcı, topyekûn sivil savaşın ortaya çıkabileceğini; ABD’nin Afganistan’da demokrasi, kadın hakları, eğitim gibi değerleri savunmakla yükümlü olduğunu ve topyekûn çekilmenin Taliban’ın anlaşma şartlarına tamamen uyması şartına bağlanması gerektiğini söyledi. 
 
Müzakereler süresince, Taliban Afgan hükümetinin hiçbir resmi görüşmeye alınmamasını talep etmişti. Ayrıca ABD-Taliban görüşmelerinin ciddiyet kazandığı 2013 sonrasında da Afganistan’da Hamit Karzai hükümetinin en büyük korkusu, ABD’nin kendilerini müzakere süreçlerinden izole etmesi ve ülkeden ansızın çekip gitmesiydi. Karzai Amerikalıları kendisini ve Afganistan’ı satmakla suçlamış, görüşmeleri sabote etmek için elinden geleni yapmıştı.  
 
Müzakerelerin devam ettiği süre zarfı içinde, uzlaşı ilanından sonra bile Taliban’ın başkent Kabil dahil ülkenin farklı noktalarında terör eylemleri gerçekleştirmesi, müzakerelere dair akıllara ABD ile Taliban arasındaki anlaşmanın önümüzdeki süreçte şiddetin “kesilmesi” değil, “azaltılması” fikrine dayandığı getirmişti.  
 
Barış için gerçekleştirilen müzakerelerin son günleri, Taliban’ın peş peşe düzenlediği kanlı eylemler ve şiddet olaylarının gölgesinde devam etmişti. Taliban’ın eylemlerine karşın Amerikalı müzakereciler, tüm olumsuzluklara rağmen önceliklerinin ateşkes ve barış olduğunu ve süreci boykot etmeyeceklerini dile getirmişti. Fakat Taliban’ın Kabil'de bomba yüklü araçla bir intihar saldırısı düzenlemesi sonucunda biri Amerikan askeri 11'i sivil olmak üzere 12 kişi yaşamını yitirmişti.  

 

 
 
Gerçekleştirilen saldırının ardından Başkan Trump, Twitter hesabından, 1 Amerikan askeri dahil 11 masum sivilin öldürülmesinin kabul edilemeyeceğini belirterek barış sürecini iptal ettiğini ilan etti. Trump, kararına gerekçe olarak Taliban’ın barış sürecini baltalamasını gösterdi. Taliban ise sürecin akamete uğramasından ABD yönetimini sorumlu tutarken Kabil yönetimiyse anlaşmanın iptal edilmesinin sorumlusu olarak kanlı saldırıları düzenleyen Taliban’ı gösterdi.  
ABD’li yetkililer barış sürecinin bitmediğini, anlaşmanın kabul ya da reddedilmediğini, özellikle de Trump ile her şeyin mümkün olacağını dile getirdi. Belirsiz aşamaya giren süreçte tüm tarafların bildiği tek gerçek; şiddet eylemlerinin artacağı ve savaşın daha da yoğunlaşacağıdır.  
 
Sonuç yerine 


El-Kaide’yi bitirmek için Afgan Taliban’ı ile barış müzakerelerine başlayan ABD bitirilen barış müzakerelerini tekrardan başlatmayı gündeme alırsa konuşulması gereken birçok sorun mevcut özellikle Afgan hükümetinin ve Taliban’ın aklından kalan sorunlar. Müzakerelerin bitmesiyle ilgili tüm sorunlar bir şekilde aşılırsa müzakerelerin en zorlu kısmı, güç paylaşımı düzenlemelerine gelinecek. Siyasi güç nasıl paylaşılacak? Ülkenin farklı bölgeleri farklı etnik grupların ve hatta o etnik gruplara denk düşen bölgesel hamilerinin (İran, Pakistan, Hindistan gibi) eline mi bırakılacak? Taliban’ın elindeki silahlar ne olacak? Taliban üyeleri Afgan ordusuna mı entegre edilecek? Taliban siyasi hayata katılacak mı? Nasıl katılacak?  
  
Afganistan’ın geleceği yukarıda sıralanmış olan sorunların çözümüne bağlıdır. Eğer ki taraflar tekrardan müzakere masasını kurarlarsa, müzakerelerin zorlu süreçlerinden bir tanesi ana sorunların düzgün bir şekilde çözümlenmesi olacaktır. Barışın tam anlamıyla sağlanması için hem Afgan tarafının hem de Taliban’ı tatmin edecek formüllerin üretilmesi gerekmektedir. Aksi takdirde barış süreci nihayete erdirilemeyecektir.