Tahran ve Washington anlaşacak mı?

İran’daki cumhurbaşkanlığı seçimleri yaklaşırken, Washington ve Tahran arasında zorlu bir süreç var. İran’da iktidarın kaderini belirleyecek olan seçimler, öte yandan ABD’nin Orta Doğu’ya yaklaşımını da belirleyecek. Seçimlerden önce tüm tarafları mutlu edecek bir anlaşma için totalde 10 haftalık bir süre var. Fakat bu zaman içerisinde iki ülke arasında aşılması gereken önemli sorunlar var.

Covid-19 salgınının yol açtığı sağlık ve ekonomik koşullar ülkelerin dış politikaya yoğunlaşmasını engelliyor. Ülkeler salgının geride bıraktığı ve iç gündemde en yüksek düzeyde yatırım yapılması gereken sağlık, sosyal ve ekonomik zorunluluklarla boğuşuyor. Dolayısıyla dış politikada gerekli adımların atılması zorlaşıyor ya da unutuluyor.

İran ile Amerika Birleşik Devletleri (ABD) arasında Barack Obama döneminde imzalanan nükleer anlaşmadan Washington, Donald Trump döneminde çekildiğini duyurdu. Fakat 2020 seçimlerinde Donald Trump’ın rakibi olan Demokrat Joe Biden, İran ile tekrardan anlaşma masasına oturacağını açıkladı. Ama Covid-19 salgınının etkisiyle de İran, Tahran ile anlaşma masasına oturma konusunda ciddi kararlılık gösteren ABD Başkanı Biden yönetimiyle anlaşma fırsatını kaybetme riski ile karşı karşıya kalmış durumda.

ABD yönetiminin müzakereler başlamak ve ilerlemenin yollarını bulmak için Avrupalılar aracılığıyla Tahran ile dolaylı temasları başlatması bu konudaki ciddiyetine işaret ediyor. Fakat İran, Biden’ın yönetimi devraldığı günden beri 2015 Nükleer Anlaşması'nın taahhütlerine geri dönmeden önce yaptırımların tamamen kaldırılmasında ısrar ederek siyasi gerilimi arttırma yoluna gitti.

İran’ın son dönemde politik değişikliğe gitmesinin ana nedenini Donald Trump döneminde aldığı yaralar oluşturuyor. Nükleer anlaşmadan çekilen ABD’nin Biden ile tekrardan anlaşmaya dönme konusunda ısrar etmesinin farkında olan Tahran, bunu sonuna kadar kullanmayı amaçlıyor. Bu kapsamda 2015’deki taahhütler talep edilirken, uygulanan yaptırımların kaldırılması talep ediliyor. Lübnanlı gazeteci Nedim Kuteyş'nin Şarku'l Avsat'ta yer alan makalesinde, son haftalarda anlaşmanın hızını etkileyecek 10 verinin ortaya çıktığını açıkladı. Dolayısıyla müzakere girişimlerini yönünü tayin etmek şu an için çok zor görünüyor.

SON DÖNEMDE ORTAYA ÇIKAN VERİLER

1- İran ile imzalanacak herhangi bir anlaşmanın içeriği, ABD’nin bölgedeki ortaklarıyla koordinasyonuna, balistik füzelere ve İran’ın bölge ülkelerinde desteklediği milislere göre şekillenecek. Biden yönetimi nükleer anlaşmaya dönüp, ‘füzeler’ ve ‘milisler’ başlığı altında bir dosya açıp daha geniş bir ek anlaşmaya ulaşmak istiyor. Fakat bu seçeneğin popülaritesi Washington’da giderek azalıyor. Zira 16 Mart Salı günü 70 Demokrat ve 70 Cumhuriyetçi üye, ABD Dışişleri Bakanı Anthony Blinken’e gönderdikleri mektupta, hükümetin İran ile daha geniş, kapsamlı ve katı bir anlaşma müzakere etme çağrısında bulundu.

2- Washington İran’ın bölgedeki provokasyonlarına yanıt olarak Trump tarzında iki mesaj gönderdi. Birinci mesaj Irak’da konuşlanmış olan ABD askeri unsurlarını hedef alan son füze saldırılarına cevaben, Suriye’nin doğusunda İran’a bağlı Iraklı milislere yönelik hava saldırısının düzenlenmesiydi. İkinci mesaj ise ABD’nin 2019-2020 yıllarında protestolara katılanlara işkence uygulayan İran Devrim Muhafızları’na bağlı iki müfettişine yaptırım uygulayacağını açıklaması oldu.

ABD Dışişleri Bakanı Anthony Blinken

 

3- Washington tarafı İran ile anlaşmaya çok istekli. Fakat İran’ın bölgedeki gerilimi artırmasından ötürü de ödüllendirilmesini istemiyor. Dolayısıyla ABD tarafı İran’ın 2015’teki nükleer anlaşmaya dönme konusunda Tahran’ı ikna etmek için tek taraflı teşvikler sunmayacağını açıkça belirtti. Öte yandan ABD Dışişleri Bakanlığı, nükleer yükümlülükler yerine getirilmeyene kadar İran’ın Güney Kore tarafından bloke edilen yedi milyar dolarının ödenmesine karşı çıktı.  Fakat İran’ın Güney Kore bandıralı bir gemiyi rehin almasının akabinde ABD ile görüşen Seul, Washington’ın onay vermesinin ardından bir milyar doları geri ödeyebileceğini açıkladı.

4- Washington, Irak ve Güney Kore dosyalarında İran’ın baskılarına nasıl karşı çıktıysa ABD’de aktif olan İran lobisinin de siyasi şantajlarına boyun eğmiyor. İran lobisi, gelecek seçimlerde seçimleri kaybetme şansı yüksek olan Hasan Ruhani ile ABD’nin bir anlaşma yapmaması halinde anlaşmanın seçimlerden sonra mümkün olmayacağını belirtiyor. Fakat Biden yönetimi haziran ayında İran’da yapılacak olan cumhurbaşkanlığı seçimlerinin iki ülke arasında imzalanacak olan anlaşma üzerinde etkisi olmadığını açıkladı.

5- Biden yönetimi ve ortakları arasında nükleer anlaşmanın geleceğine ilişkin görüşmelerin başlamasının ardından, Washington ortaklarının kırmızı çizgilerine odaklanmaya başladı. Biden yönetimi nükleer anlaşmanın mirasçısı olan Obama’nın yaptığı gibi İran ile anlaşması durumunda Washington, bu güçlerin ulusal güvenliklerinin belirleyicilerine göre benimseyecekleri özel seçeneklerle tek başlarına devam etmeye ne kadar hazır olduklarını kestirmeye çalışıyor.

Sonuç olarak anlaşmayı imzalama noktasında iyi niyetli ve hevesli olduğunu gösteren ABD’nin bu yaklaşımı krizin çözümünde yeterli değil. Söz konusu kriz, iyi niyetlerin yeterli olmadığı, özellikle İran tarafında pek çok stratejik ve pratik hesabın birbirine karıştığı bir yapıda. Gelecek haziran ayında İran’da düzenlenecek olan Cumhurbaşkanlığı seçimleri ve Tahran’da yeni bir yönetimin oluşturulmasıyla geçecek karışık bir dönemden önce, tüm tarafları memnun edecek bir anlaşma için 10 haftalık bir süre var. Son derece tehlikeli olan bu 10 hafta, bölgenin kaderini belirleyecek.