Suudi Arabistan-Çin-Rusya ilişkilerinin bilinmeyen yüzü

Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz el-Suud, iktidara oturduğu günden bu yana Washington’un desteğini arkasına almak için çeşitli ülkelerle stratejik ilişkiler kurma taktiği izliyor.

Suudi Arabistan-Çin-Rusya ilişkilerinin bilinmeyen yüzü

Suudi Arabistan’ın yedinci kralı olan Kralı Selman bin Abdulaziz el-Suud, 2015’de yönetim koltuğuna oturduğu günden bu yana çeşitli ülkelerle stratejik ilişkiler kurma taktiği izliyor. Kral Selman’ın iktidara geldiği günden itibaren Suudi Arabistan ile Rusya ve Çin arasındaki ilişkilerde de hızlı bir dönüşüm yaşandığı izleniyor. Söz konusu dönüşümün arkasında yatan en önemli sebep ise, Suudi Arabistan’ın Washington’un desteğini arkasına almak istemesi olarak yorumlanıyor.

Çin işbirliği 

Geçtiğimiz günlerde Amerika Birleşik Devletleri (ABD) merkezli, Cable News Network (CNN)’de yer alan bir habere göre; Beyaz Saray, Suudi Arabistan yönetiminin, Çin’in desteğiyle balistik füze programı geliştirme konusunda hızlı adımlar atmaya başladığına dair duyumlar aldı. Söz konusu haber, bir çok medya kuruluşunda ‘’Suudi Arabistan ABD'yi sırtından vurdu’’ şeklinde yorumlandı. Bu istihbarat bilgisi ABD'nin son yıllarda bölgede balistik füzelerin yayılmasını sınırlandırma çalışmalarıyla çatışıyor.

Haberin içerinde Riyad yönetiminin, Pekin ile yaptığı stratejik anlaşmalar yoluyla balistik füze alanındaki teknolojik kapasitesini ve altyapısını geliştirdiği iddiaları yer alıyor. İstihbarat kaynakları ise bu durumu Riyad yönetiminin, nükleer bombaya sahip olma çalışmasıyla ilişkilendiriyor. Pekin'in, Riyad yönetimine altyapı ve teknolojik destek sunma desteği, iki ülke arasındaki ilişkilerde büyük bir gelişmelerin yaşandığını gösteriyor. Aynı zamanda Suudi Arabistan, 2007'den bu yana Çin'in balistik füzelerinin müşterisi sayılıyor. Öte yandan atılan son adım ile birlikte, alışveriş sözleşmelerini fazlasıyla aşan bir çeşit ortaklık eğilimini yansıtıyor.

Geride bıraktığımız yıllarda Suudi Arabistan ile Çin yakınlaşmasında daha çarpıcı olaylarda gündeme gelmişti. İki ülke ticari işlemlerde Amerikan doları yerine ‘’yuan’’ ve ‘’riyali’’ kullanma konusunda gündemdeydi. Bu da ABD’nin ulusal para birimi olan dolar’ın uluslararası sahadaki prestijini sarsan bir durumdu. Tüm bunların yanı sıra Kral Selman, Çin'e resmi ziyarette bulunan ilk Suudi Arabistan kralı olarakta bir ilke imza attı. 2017’nin Mart ayında gerçekleşen ziyarette taraflar, aralarında Suudi Arabistan'da insansız hava araçları (İHA) üretecek bir Çin fabrikası kurulmasının da olduğu 65 milyarlık anlaşmalar imzaladı.

Rusya desteği

Kral Selman 2017 yılının Ekim ayında da Rusya’yı ziyaret ederek, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile çok konuşulan bir görüşme gerçekleştirdi. Söz konusu görüşme; iki ülkenin Suriye'de birbirine karşıt tarafta yer almalarına, petrol piyasasındaki mücadelelerine ve 80’li yıllarda Afganistan savaşı döneminde yaşanan düşmanlığa rağmen gerçekleşmişti. Bu görüşmeler neticesinde iki ülke arasında olumlu gelişmeler yaşandı. Suudi Arabistan, Rus savunma teknolojilerini ülkeye getirme ve ABD'nin, Türkiye'nin elde etmesini istemediği S-400 savunma sistemlerini satın alma üzerinde odaklandı.

ABD ile ilişkiler

Amerika Birleşik Devletleri, Suudi Arabistan’dan en çok petrol ihraç eden ülkelerden biri. Aynı zamanda ülkeden aldığı petrolün uluslararası piyasaya ulaşmasını garanti altına alan bir ülke konumunda. Bu ticaret anlaşmasının yanı sıra, Trump yönetimi geçtiğimiz yıllarda yaşanan sıcak gelişmelerde Suudi Arabistan'ın ulusal güvenlik denkleminde de önemli rol sahibi. Geçmişten de biliniyor ki Washington ile Riyad ortaklığı, soğuk savaş döneminde de stratejik bir ittifaka dönüşmüştü. Riyad yönetimi o dönemde, Moskova'nın bölgedeki nüfuzuna karşı Washington ile doğrudan iş birliği yapmıştı.

Bugün gelinen noktada, söz konusu ittifakın yeniden kurulabileceği konuşuluyor. Tüm bu hesaplar stratejik açıdan değerlendirildiğinde iki ülke arasındaki ilişkinin en üst sevilerde olması gerekiyor. Öte yandan Riyad yönetimi de hiçbir şekilde ABD ile olan ilişkisine zeval gelmesini istemiyor. Bu da Riyad yönetiminin, hali hazırda Rusya ve Çin ile olan yakınlaşmasının, stratejik değil bir taktik hamlesi olarak değerlendiriliyor.

Güven duygusu eksiliyor

Trump liderliğindeki ABD yönetimi, Körfez ülkeleriyle arasındaki güçlü ilişkilere rağmen elinde Suudi Arabistan'ı tehdit edeceği kozlar bulundurduğunun sinyallerini veriyor. Cemal Kaşıkçı cinayetinin davası ve Suudi Arabistan'ın Yemen'de işlemiş olması muhtemel suçlarla ilgili yürütülen soruşturmalar ABD'nin elinde bulundurduğu kozlar arasında yer alıyor. Bu da iki ülke arasındaki ilişkilerin güven duygusunun zedelendiğini gösteriyor.