Suudi Arabistan'ın balistik füze tesisi ortaya çıktı

Tüm dünya İran ile ABD arasında yeniden imzalanması beklenen nükleer müzakereleri izlerken Suudi Arabistan'ın Çin desteği ile balistik füze tesisi kurduğu ortaya çıktı.

Geçtiğimiz haftalarda, Suudi Arabistan’ın Körfez’deki müttefiklerine done ve füze saldırılarına karşı savunmasını güçlendirmek için çağrıda bulunduğu haberleri basına yansımıştı.

Wall Street Journal’de yer alan haberde, Yemen merkezli Husi isyancıların saldırılarına karşı Patriot savunma sistemini kullanan Suudi Arabistan’ın stoklarının da önemli oranda azaldığı bilgisi yer almıştı.

Füzelerine ikmal çağrısı yapan Suudi yetkililer, özellikle İran’a yönelik baskıların artırılması yönünde de özel bir lobi faaliyeti yürütmeye devam ediyor.

Nükleer çalışmaları nedeniyle Batılı güçlerin ambargosu altında bulunan İran’ın Husilere yönelik desteğini geri çekmesi için de baskı yapılması yönünde sık sık beyanlarda bulunan Suudi Arabistan, stoklarının azalması nedeniyle done ve İHA saldırılarına karşı koyamaması halinde ülkede can kaybına neden olabileceği ve ülke ekonomisinin büyük oranda zarar göreceği endişelerini de dile getiriyor.

Suudi Arabistan, Husilerin ekim ve kasım aylarında 50’den fazla İHA saldırısı ve 20’den fazla da balistik füze saldırısı gerçekleştirildiğini duyurmuş, ABD Yemen özel elçisi Tim Lenderking, bu yıl Yemen’den 375 sınır ötesi saldırı düzenlendiğini açıklamıştı.

Son beş yılda ABD ile askeri ve silah ticaretini önemli ölçüde artırmasının yanı sıra teknolojik hamleleri ile de dikkatleri üzerine Suudi Arabistan’ın Çin’in desteği ile balistik füze ürettiği ortaya çıktı.

CNN’in ABD istihbaratını kaynak göstererek yayınladığı uydu görüntülerinde Suudi Arabistan’ın ‘çok gizli bir üste’ aktif olarak faaliyetlerine devam ettiği duyuruldu.

İran ile Orta Doğu’da bir soğuk savaş yürüten Suudi Arabistan’ın balistik füze hamlesinin bölgedeki dengeleri tamamen değiştireceğini vurgulayan uzmanlar, geçmişte satın alınan silahların bölgede üretilmesinin bir ilk olduğunun altını çizdi. Tahran yönetimi ile ABD’nin nükleer müzakerelere geri dönmesi sürecinde ortaya çıkan Dawadmi yakınlarındaki balistik füze üssüne ‘ilk kesin kanıt’ olduğu belirtildi.

Suudi Arabistan’ın hassas balistik füze teknolojisine nasıl ulaştığı sorusunun henüz tam olarak yanıt bulmadığını belirten ABD istihbarat yetkilileri, CNN’de yer alan raporda, Çin’in bilgileri paylaştığına dair ipuçları elde ettiklerini duyurdu.

Çin’in yardımı ile inşa edilen balistik füze üretim alanında katı yakıtların imha edilmesi için bir ‘yanma çukuru’ bulunduğuna dikkat çekildi. CNN için görüntüleri inceleyen Middlebury Uluslararası Araştırmalar Enstitüsü Silah Uzmanı ve Profesör Jeffrey Lewis, tesisteki görüntülerde bulunan ve roket motorların üretilmesinden arta kalan yakıtın imha edilmesi için kullanılan çukurların bulunmasını, “Tesisin aktif olarak katı roket motorları kullandığına dair güçlü bir imzadır” ifadeleri ile değerlendirdi.

Çin’in Suudi Arabistan’a silah geliştirmesi için yardım ettiğine dair haberler ilk kez 2019 yılında yine CNN tarafından duyurulmuştu. Üretilen füzelerin menzili ve etkisi henüz tam olarak tespit edilemezken görüntülere yansıyan tesisin Çin’in envanterinde bulunan silahlarına benzediği iddia edildi.

Lewis, İran’ın nükleer çalışmalarına odaklanan ABD’nin Suudi Arabistan’ın faaliyetlerine eşit derecede önem vermediğine vurgu yaparak, “Diplomatik çabalar Suudi Arabistan ve İsrail gibi bölgesel aktörleri içerecek biçimde genişletilmeli” dedi.

ABD - Orta Doğu ilişkilerini ve müttefiklerin Çin’e kaymasını değerlendiren Nadim Koteich, Barack Obama ile başlayan ve Donald Trump döneminde devam eden, son olarak da Biden döneminde gün yüzüne çıkan ‘yönelme’ takıntısının sermayenin konumlanmasında ve hesaplanmasında derin ve yavaş bir dönüşümü beraberinde getirdiğinin altını çizdi.

ABD’nin Afganistan’dan çekilme sürecinin hem müttefiklerine hem de hasımlarına endişe verdiğini belirten Koteich, ABD’nin Çin’e odaklanmasını engelleyen her unsurun üstü çizilirken Washington’un etkisinin Pekin yönetimi ‘takıntısı’ nedeniyle azaldığına vurgu yaptı.

Geçmişte İran, Kuzey Kore ve Rusya’yı içeren ittifakını Suudi Arabistan, BAE ve İsrail’i içerecek biçimde genişleten Pekin yönetimi, Muhammed bin Salman’ın 2030 vizyonunda takvimine aldığı ‘petrol bağımlılığı’ndan kurtulma projesine stratejik bir altyapı oluşturabilme gücüne de sahip.

Altyapı, teknoloji ve silah üretiminde Orta Doğu ülkelerini destekleyen Çin, Netanyahu - Trump ittifakının ardından yeni bir Körfez şekillendirmeye devam ediyor.