Suudi Arabistan-BAE savaş suçu mu işledi?

Suudi Arabistan ile Birleşik Arap Emirlikleri ilişkisinin yaklaşık iki senedir olumlu yönde ilerlediğini söyleyemeyiz ancak kazan-kazan stratejisiyle ittifaklarını korumayı sürdürdüklerini ifade edebiliriz. Birleşmiş Milletler son dönemde zıtlıklarla gündemde olan bu iki ülkeye dair ses getirecek bir rapor yayınladı ve iki ülkenin "savaş suçu" işlediğini ve uluslararası hukuku ihlal ettiklerini açıkladı.

Suudi Arabistan-BAE savaş suçu mu işledi?

Suudi Arabistan ile Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ilişkisinin yaklaşık iki senedir olumlu yönde ilerlediğini söyleyemeyiz ancak kazan-kazan stratejisiyle ittifaklarını korumayı sürdürdüklerini ifade edebiliriz. Birleşmiş Milletler (BM) son dönemde zıtlıklarla gündemde olan bu iki ülkeye dair ses getirecek bir rapor yayınladı. Raporda, Suudi Arabistan ve BAE’nin başını çektiği koalisyon olmak üzere, tarafların savaş suçu işlediği ve uluslararası hukukun ihlal edildiği vurgusu yer alıyordu. Koalisyon güçlerinin Yemen'de işlediği uluslararası suçların detaylarıyla anlatıldığı raporda, geçen yıl açıklanan ilk raporun aksine BAE'nin insan hakları ihlallerine geniş yer verilmesi dikkati çekti.

Raporda, Yemen'deki taraflara silah satan gelişmiş ülkelerede sert eleştiriler yöneltildi. Özellikle Amerika Birleşik Devletleri (ABD), İngiltere ve Fransa gibi oldukça gelişmiş ülkelerin, Suudi Arabistan ve BAE’ne silah satarak iki ülkenin işilemiş olduğu savaş suçlarına ortak olmuş olabileceği uyarısında bulunuldu. Suudi Arabistan ve BAE'nin hava saldırılarıyla sivilleri öldürdüğü vurgulanan raporda, bu iki ülkenin sivilleri kasten gıdadan mahrum bırakarak ülkeyi kıtlığa sürüklediği belirtildi. Ayrıca Husilerin de şehirleri bombaladığı ve çocukların asker olarak olarak kullandığı, İran'ın da Husilere silah temin etmiş olabileceği raporda yer aldı. Üç kişilik uluslararası Yemen Heyetinin tek kadın üyesi Melissa Parke, açıklanan çarpıcı rapor ve Yemen'deki insani duruma ilişkin değerlendirmelerde bulundu. BM'de çeşitli kademelerde görev yapan Avustralyalı Melissa Parke, Yemen'de resmi kayıtların 10 bine yakın gösterdiği sivil ölü sayısının gerçeği yansıtmadığına dikkati çekti.

BAE imajı sarsıldı

Yemen'de çatışmayı sürdüren bazı grupların, ulaşılması oldukça güç bölgelerde gizli gözaltı merkezileri kurduğunu açıklayan Parke, BAE'nin özellikle ülkenin güneyinde bu tür faaliyetlerde bulunduğunu aktardı. Parke "BAE, kadınlar da dahil tutuklulara işkence yapıyorlar. Bazı durumlarda da bu tutuklululara cinsel istismarlarda bulunuyorlar. BAE destekli güçlerin tecavüz vakalarını belgeledik." diye konuştu.Uluslararası topluma Yemen'de savaş suçu işleyenlerden hesap sorulması çağrısında bulunana Parke, "Bu hemen yapılmalı. Çünkü bu savaşın tek kurbanı masum Yemen halkıdır. Artık bir adım atmalıyız. Şimdi uluslararası toplumun bir şeyler yapmasının tam zamanı." değerlendirmesinde bulundu.

İlişkilerde çatlaklar var

Suudi Arabistan ile Birleşik Arap Emirlikleri ilişkisinin yaklaşık iki senedir olumlu yönde ilerlediğini söyleyemeyiz ancak kazan-kazan stratejisiyle ittifaklarını korumayı sürdürdüklerini ifade edebiliriz. Aslında iki ülkenin ittifakı 2019’un ilk aylarında bir iyileşme gösterir gibi oldu, zira her iki ülke de ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a karşı azami baskı stratejisinin dozunun artırılmasına destek veriyor ve Cezayir ve Sudan’da patlak veren halk hareketlerinden ciddi şekilde endişe duyuyorlardı. Suudi Arabistan ve BAE’nin İran tehdidinin nasıl çevrelenmesi gerektiği konusunda destekledikleri stratejilerin farklılığından dolayı, bu yakınlaşmaların da geçici olduğu ortaya çıktı.

Yaşanan tüm gelişmelerin ardından iki ülkenin yaşadığı zıtlıklar bir türlü sona ermedi. Uzun süre geçici anlaşmalarla yakınlaşan iki ülke arasındaki gerginliğin örneği daha önce görülmemişti. Muhammed bin Selman, BAE’nin tercihlerine tabi olmak anlamına gelecek şekilde tek taraflı tavizler vermek istemezken Muhammed bin Zayid BAE’yi Suudi Arabistan’ın itibarına ilişkin dertlerden uzak tutmak istiyor; bu ise Suudi-BAE ayrışmasının hızlı bir çözümünün olmayabileceğine işaret ediyor. Nihayetinde, Riyad-Abu Dabi ittifakının stratejik bir rekabete evrilmesini engelleyebilecek iki temel faktör, BAE’yi Suudi Arabistan’a bağlayan çok sayıdaki ortak güvenlik endişesi ve KİK bünyesindeki gerginliklerin derinleştirdiği karşılıklı bağımlılık hali olabilir.

Son durum

Son iki senedir oldukça gergin seyreden ilişlerde meydana gelen ilk çatlak, Güney Geçiş Konseyi (GGK) kuvvetlerinin Aden’deki Yemenli hükümet güçleriyle yoğun çatışmalara girdiği dönemde ortaya çıkmıştı. 2018’in Ocak ayında su yüzüne çıkan çatlaklar, bu çatışmalarla GGK’nın Yemen’in güneyinde askeri ve siyasi bir güç olarak hakimiyetini sağlamlaştırmasına yardım etti ve BAE’nin Güney Yemen’in özerkliği konusundaki kararlılığını pekiştirdi. BAE-Suudi Arabistan arasında Yemen konusunda yaşanan gerginlikler, BAE’nin Sokotra adasını işgaliyle birlikte Mayıs 2018’de yeni bir irtifa kazandı. Bu askeri hamle Suudi Arabistan’ı, Sokotra konusunda acil bir diplomatik müdahaleye zorladı ve BAE ile Riyad’ın en yakın müttefikleri olan Cumhurbaşkanı Hadi ve Yemen’in Müslüman Kardeşler kolu olan el-Islah hareketi arasındaki gerginliği iyice belirgin hale getirdi.