Suriyeli mülteciler neden ülkelerine dönmüyor?

Suriye iç savaşının başladığı ilk günden beri yaşanan insanı kriz her geçen gün artarak devam ediyor. Krizin bu denli büyümesinde ve dünya genelinde mülteci konumuna düşen 7 milyon yakın Suriyelinin ülkesine dönememesinde Esad rejimin son dönemde izlediği politikalar büyük bir etkiye sahip. Peki büyük çoğunluğunun Türkiye’de bulunduğu Suriyeli mülteciler neden ülkelerine dönemiyor? Dönebilmeleri için hangi şartların sağlanması gerekiyor?

Suriye’de Mart 2011’de başlayan Beşar Esad rejimi karşıtı protestolar sonrasında yaşanan kaos üzerinden iç savaşın üzerinden 9 yıla yakın bir zaman geçti. Nisan 2011’de nüfusu 22,4 milyon olan Suriye’de, iç savaş süresince yarım milyona yakın insan hayatını kaybederken, yüzbinlerce insan yaralandı ve 7 milyona yakın Suriyeli de yaşadığı yeri değiştirmek zorunda kaldı.

9 yıla yakındır süregelen kaos ortamı, dünya tarihinde en ciddi mülteci akınına neden oldu. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin (UNHCR) paylaştığı verilere göre Ağustos 2019 itibari ile sadece beş komşu ülkeye sığınan ve kayıt altına alınan Suriyeli mültecilerin sayısı 3 milyon 687 bin 244’ü Türkiye’de olmak üzere toplam 5 milyon 670 bin 914’dür. Bu sayıya Avrupa’ya ve Kanada, ABD gibi ülkelere sığınan 1 milyon civarındaki Suriyeli eklenince, iç savaş sonrası Suriye’yi terk edenlerin sayısı 7 milyona ulaşıyor.

Türk Alman Üniversitesi’nden Prof. Dr. M. Murat Erdoğan’ın Eylül 2019’da yayınladığı “Türkiye’deki Suriyeli Mülteciler” adlı raporda Suriye krizinde Türkiye’nin özel bir yeri olduğuna değinilmiş. Türkiye, ülkesini terk eden 7 milyona yakın Suriyelinin en büyük bölümünü, yani en az yüzde 54’ünü, sadece sınır ülkeleri dikkate alındığında ise yüzde 64’ünü tek başına misafir ediyor. 2011 yılında toplam uluslararası koruma altındaki yabancı sayısı 58 bin olan Türkiye, Suriyeli mülteciler alınmasıyla birlikte 2014’den bu yana dünyanın en fazla mülteci barındıran ülkesi haline geldi. Haziran 2017 itibari ile Türkiye’yi %15,1 ile Lübnan (926 bin), %10,3 ile Ürdün (660 bin), %3,7 ile Kuzey Irak (228 bin) ve %1,5 ile Mısır (131 bin) takip ediyor. Suriye’den kaçanların yaklaşık %14,7’si (952 bin) Avrupa’da, 50 bini ise ABD ve Kanada gibi ülkelerde yaşıyor.

Suriyeli mülteciler dünya genelinde bu denli yayılmışken, geri dönmeleri söz konusu mudur? Esad rejimi ülkelerine geri dönen Suriyelileri kabule edecek mi? Suriyeli mültecilerin dönebilmesi için herhangi bir hukuksal zemin var mı?

SURİYELİ MÜLTECİLERİN DÖNMESİNDEKİ ENGEL

Şam rejimi yasal düzlemde ‘vatana ihanet’ yasası ile yönetilmese de zımni olarak bu şekilde yönetiliyor. Kısacası Esad rejimi ‘vatana ihanet’ algısı ile hareket ediyor. Bunun başlıca nedeni ise rejimin Suriye iç savaşının başladığı ilk günden beri kendisi ile hareket etmeyen her kesimi vatan haini olarak görmesidir. Dolayısıyla bu durum Suriyeli mültecilerin geri dönüşlerini zora sokuyor.

DEAŞ teröründen kaçanlar, PKK/YPG’li teröristlerin kontrolü altındaki bölgelerden çıkanların pek çoğu güvenlik endişesinden ötürü Esad rejiminin kontrolündeki bölgelere yerleşmektense Türkiye ve civar ülkelere geçmeyi tercih ettiler. Dolayısıyla halkına güven sağlamayan, halkını koruyamayan rejim, iç savaşının başladığı ilk günden beri kendisi ile yani BAAS rejimi ile birlikte durmayanların hepsini vatan haini olarak görüyor. Bu durumda Suriye dışına çıkmış olan milyonlarca insan ülkelerine döndüğüne direkt olarak vatan haini olarak görülmesine neden oluyor. 

Vatana ihanet suçlamasıyla ülkelerine dönemeyen Suriyeli mültecilerin, tamamen dönüşlerinin engellenmesi için Esad rejimi, ‘mülk beyan’ yasasını gündemine aldı. ’10 numaralı’ olarak bilinen yasaya göre, taşınmaz mallara sahip kişilerin, 30 gün içinde tapularını ilgili makamlara sunması şartı getirildi. Rejim bir taraftan sivillere mülklerini koruma imajı verirken, diğer taraftan da düşmanı olarak gördüğü kişilerin mallarına el koydu. Nitekim çevre ülkelere dağılmış olan milyonlarca Suriyelinin 30 gün içerisinde gerekli evrakları toparlayıp mülk beyanında bulunması çok zor ve bu durum rejimin kamulaştırmasının önünü açtı.

2018 yılında uygulamaya konan yasa ile milyonlarca insanın Suriye’deki mal varlığına Esad rejimi tarafından el konuldu. Esad rejiminin savaş bölgelerinden kaçan vatandaşlarını vatan haini olarak görmesi ve güvenlik endişesinden ötürü ülkelerini terk etmek zorunda kalanların mallarına el koyması 7 milyon Suriyelinin ülkelerine dönmesini zorlaştırdı. Diğer taraftan Esad rejimin politikalarıyla ilgili Suriye’deki muhaliflerin çatı örgütü olan Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu’nun (SMDK) hukuki işler komitesi üyesi Yasir Ferhan, yazılı açıklamada bulundu. Yapılan açıklamada, “Yeni yasa yayılmacı ve mezhepçi İran rejiminin Suriye’de nüfus yapısı değişimi planlarını meşrulaştıracak.” ifadelerine yer verildi.

SONUÇ; KESİN DÖNÜŞ İÇİN KONUŞULAN ÜÇ YOL

2011 yılının mart ayında patlak veren ve 9 yılı aşkın bir süredir devam eden Suriye iç savaşı sonucunda milyonlarca Suriyeli bulundukları toprakları hem ülke içinde hem de dışında terk etmek zorunda kaldı. Bölgede istikrarın sağlanamamasından ötürü ülkelerine dönemeyen Suriyelileri, daha büyük tehlikeler bekliyor. Bunların en başında Esad rejiminin kendisi ile birlikte hareket etmeyenleri vatan haini olarak görmesi ve ’10 numaralı’ yasa ile mülk sahiplerinin mallarına el koyması geliyor.

Mülteci konumuna düşen Suriyelilerin Esad tehdidinden kurtarılabilmeleri, mal ve can güvenliklerinin sağlanabilmesi için üç yol mevcut. Bunların başında Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) ve Avrupa Birliği’nin (AB) de yıkılmasını istediği Esad rejimine son verilmesi. İkinci olarak mültecilerin rahat bir şekilde dönebileceği federal bir devletin kurulması. Son yol ise mültecilerin ve Suriye için göçmen konumuna düşenlerin hak, mal ve can güvenliğini sağlayacak, Esad tehdidini ortadan kaldıracak bir anayasanın hayata geçirilmesi. Bu 3 yoldan biri sağlandığı takdirde Suriye dışındaki mülteciler güvenli bir şekilde ülkelerine dönebilir. Zira Türkiye’deki ve dünyanın pek çok noktasındaki Suriyeli mültecilerin dönüşü çok zor.