Suriye'deki terör unsurlarına karşı operasyon

Güney sınırının güveliğini sağlamak ve ülkelerini terkeden Suriyelilerin dönüşleri için güvenli bir yerleşim alanı oluşturma amacıyla Türkiye Suriye'nin kuzeyinde faaliyet gösteren terör unsurlarının temizlenmesine yönelik askeri operasyonu gündemine aldı. Bununla birlikte başta ABD olmak üzere Avrupalı yayın kuruluşları Türkiye'nin terör unsurlarına karşı değilde Kürtlere karşı bir askeri operasyon gerçekleştirdiğine dair söylemlerde bulunmaktalar. Trump'un açıklamaları da bu doğrultuda.

Suriye'deki terör unsurlarına karşı operasyon

Hudson Enstitüsü Kıdemli Orta Doğu Uzmanı Michael Doran ile Princeton Üniversitesi Öğretim Üyesi Michael Reynolds, 8 Ekim 2019 Wall Street Journal (WSJ) için “Türkiye’nin ABD’ye Karşı Meşru Şikayetleri Var” adlı bir makale kaleme aldı. Wall Street Journal gazetesinde yayımlanan makalede, “Ankara’nın YPG’nin silahlandırılmasına tepki göstermesini, Kürt karşıtlığı olarak yorumlamak bilgisizliktir.” değerlendirilmesinde bulunuldu.

Nitekim ABD’de ve Avrupa’da yayımlanan gazeteler, yayın yapan kanallar başta olmak üzere birçok yayın organı Türkiye’nin PKK’nın Suriye uzantısı olan YPG’ye karşı başlatmaya hazırlandığı operasyonu “Kürtlere Karşı Açılmış Bir Savaş” olarak yorumlama gafletine düşmüşlerdir. Sadece yayın organları değil ABD Başkanı Donald Trump’ta basın toplantısında kullanmış olduğu söylemler açık bir şekilde buna işaret etmektedir.

Trump basın açıklamasında sorulan ‘Kürtlerin güvenliğini sağlayabilecek misiniz?’ sorusuna karşılık, “Deneyeceğiz. Kürtlere baktığınızda onlar Türkiye’nin doğal düşmanı. Söylediğim gibi doğal düşmanları var, bugün bir tarihçi onların yüz yıllardır savaştıklarını söyledi.” İfadelerini kullandı. Trump’un ifadelerinden de anlaşılacağı üzere Türkiye’nin sınır güvenliğini sağlamak adına YPG/PYD terör örgütlerine karşın planladığı olası operasyon, Kürtlere karşı başlatılmaya çalışılan bir savaşmış gibi gösterilmeye çalışılmakta. Bu bağlamda WSJ gazetesinde yayımlanan makalede yasarlar ABD’nin ve yayın organlarının, yazarların, akademisyenlerin yapmış olduğu bilgisizliğe değinmekte.

Makalede ABD Başkanı Donald Trump’un Suriye’nin kuzeyinde Türkiye’nin operasyon yapmayı planladığı bölgedeki ABD askerlerini çekme kararının Washington’daki birçok siyasetçi ve düşünce kuruluşundan tepki aldığına işaret edilere, “Ancak bu eleştirileri yapan kişiler, gerçekleri göz ardı ediyor.” ifadesine yer verildi. Trump’un, Suriye’nin kuzeyindeki "PKK ile ilişkili Kürtlerden" desteğinin çekmesinde haklı olduğunun vurgulandığı makalede, "Türkiye'nin güney sınırını YPG'den korumaktaki kararlılığı, genelde kötü amaçlı bir şey gibi görülüyor. Ancak, YPG'nin PKK ile temel bağları var ve bunu dönemin Savunma Bakanı Ash Carter Nisan 2016'da Kongre'de verdiği bir ifadede belirtmişti." bilgisi paylaşıldı.

Türkiye'nin ABD ile yaşamış olduğu 3 temel sorunun altı makalede ayrıntılı bir şekilde yer verildi: "Bunlardan birincisi, ABD'nin çekingen Suriye politikası. Ankara, Suriye halkının diktatör Beşşar Esed'i devirmek için çabalarını desteklerken, Washington'ın izinden gitti. Ancak Türkiye, hava sahasını ihlal ettiği için 2015'te bir Rus jetini vurduğunda, Başkan Barack Obama bu durumu Amerika'nın kilit bölgesel ortağı ile ABD çıkarlarının güçlü bir düşmanı arasındaki bir çatışmadan ziyade, üçüncü taraflar arasındaki ikili bir tartışma gibi gördü. Ankara tek başına kalınca Moskova ile uzlaşmaktan başka çaresi olmadığını fark etti. Vladimir Putin'in azmi, Obama'nın mesafeli tavrını yendi. Ve bu durum da S-400 anlaşmasına gebe bir ilişkiyi doğurdu."

İkinci konu ise 2016’da Türkiye’de darbe girişiminde bulunan FETÖ terör örgütü liderinin ABD’nin Pensilvanya eyaletinde ikamet etmesidir. Makalede, “ABD’nin bir dönem Ankara Büyükelçiliğini yapmış olan James Jeffrey, Suriye Özel Temsilciliği görevine gelmeden önce, 'Gülen'in ABD'de oturması utanç verici' demişti. Ne kadar çok Türk, ABD'nin nasıl böylesine bir rezil şahsa liman olabileceğini soruyordur?" değerlendirmesinde bulunuldu.

Üçüncü en önemli konu olarak makalede, 2016'da Obama yönetimi tarafından alınan YPG mensuplarını silahlandırma ve eğitme kararı olduğuna işaret edilerek, şu ifadeler yer verilmiştir, ”ABD, Türkiye ile çalışmak yerine, PKK'nın Suriye kanadı YPG'yi desteklemeyi seçti. Türk halkı bu örgütü yıllardır süren bir savaşın ve on binlerce insanın ölümünün sorumlusu olarak görüyor. PKK, Türkiye Cumhuriyeti'ne büyük bir tehdit teşkil ediyor ve tüm siyasi yelpazedeki Türkler, bu örgütten nefret ediyor. Ankara'nın YPG'nin silahlandırılmasına tepki göstermesini, Kürt karşıtlığı olarak yorumlamak bilgisizliktir. Bu tıpkı El Kaide'ye karşı mücadeleyi İslamofobik olarak yorumlamaya benziyor."