Suriye'de ABD - Türkiye iş birliği sürecek mi?

James Jeffrey'in Türkiye'ye gelişi ile birlikte İdlib'de yaşanan hareketliliğin ardından gözler taraflara çevrildi. Türkiye, ABD, Rusya ve Esad güçleri arasında yaşanan gerilimin sonucunda 'güvenli bölge' tartışmaları gündeme gelirken, Rusya'nın hâkimiyetini ağırlıklı olarak hissettirdiği Suriye'de, Türkiye ABD ile hangi noktalarda iş birliğine gidecek? Bütün gelişmeler çerçevesinde Türkiye - ABD iş birliğinin geleceği var mı?

James Franklin Jeffrey: Rockefeller’ın dünyayı yönettiği Dış İlişkiler Konseyi ve CIA Dış Danışma Kurulu üyesi.
 
Soner Yalçın, bugünkü köşesinde, ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey’i bu sözlerle tanımladı.
 
Türkiye’nin Suriye politikasında ABD ile kurduğu ilişkinin temellerini atan Jeffrey aynı zamanda eski Ankara Büyükelçisi. Türkiye’de büyükelçilik görevine gelmeden önce ‘Kaynak Makinesi Bob’, Vietnam Kasabı olarak anılan, 1968 yılında Ankara Büyükleçisi olarak görev yapan, İstanbul Yeşilköy Havalimanı’nda Deniz Gezmiş’in başı çektiği öğrenci grubu tarafından yumurtalarla karşılanan ve ODTÜ’de Yusuf Aslan, Hüseyin İnan, Taylan Özgür’ün başı çektiği öğrenci grubunun ODTÜ bahçesinde aracını yakmasının ardından yönetim tarafından arka kapıdan kaçırılan, eylemden sonra okulun bir süre kapatılmasına neden olan,  Robert W. Komer ile hemen hemen aynı kariyer çizgisine sahip olan James Franklin Jeffrey’in Türkiye’ye gelişi ne anlama geliyor?


 
JAMES JEFFREY’DEN TÜKÇE ŞEHİT MESAJI
 
Resmi temaslarda bulunmak üzere Türkiye’ye gelen James Jeffrey, uçaktan indiği ilk dakikada “üzerine düşeni” yapacağının sembolik mesajını Türkçe konuşarak verdi. Kendisini karşılayan muhabirlerin İngilizce sorusuna, Türkiye’nin İdlib’te düzenlenen saldırıda şehit olan askerlerine ilişkin ‘Sahada şehidimiz var, başınız sağolsun’ şeklinde yanıt vererek herkesi şaşkına çeviren Jeffrey, konuşmasına “Türk Hükümeti’yle durumu gözden geçirmek istiyoruz ve mümkün olduğu kadar destek vermek istiyoruz.” Sözleri ile devam etti.
 
Jeffrey’in Türkçe konuşarak toplamak istediği sempatiye destek, ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo tarafından sosyal medyada desteklendi.
 
Vietnam’da 26 bin 369 kişiyi işkence, tecavüz ve suikast ile öldüren Komer ile birlikte Vietnam Savaşı’nda görev alan Jeffrey, CIA görevlisi iken 2011’de ‘Seçkin Hizmet Madalyası’ ve 2012 yılında ‘Yönetmen Madalyası’ aldı. CIA’cı Müslümanların merkezi Berlin’de psikolojik harp yürüten Hür Radyo’yu yürüten Jeffrey, Berlin Duvarı’nın yıkılması sırasında da Almanya’daydı. Balkanlar’da en zor günlerin yaşandığı savaş döneminde Bosna’da bulunan Jeffrey, Körfez Savaşı sırasında da Kuveyt’teydi. İlk kez 1999 yılında Türkiye’ye gelen Jeffrey, Arnavutluk ve Irak büyükelçiliğinin ardından yeniden Türkiye’ye döndü ve BOP’un en hareretli temsilcilerinden olması hasebiyle Condoleezza Rice’ın özel danışmanlığı görevini üstlendi. Uzmanlık laanı Türkiye merkezli Ortadoğu olan Jeffrey, 2018 yılında ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi olarak atandı.

JEFFREY GÖREVE GELDİKTEN SONRA SURİYE
 
James Franklin Jeffrey görevi devraldıktan sonra Suriye’ye ilişkin ilk açıklamasında ‘YPG’yi terör örgütü olarak tanımlamıyoruz.’ dedi. Bu açıklama Türkiye’de tartışmalara neden olurken, IŞİD ile mücadelenin biteceğinin ‘müjde’sini verdi. 2018 yılında Rusya askerleri ile ABD askerleri arasında Suriye’de yaşanan çatışmanın ardından iki ülke arasındaki ipler gerilirken, Jeffrey’den kritik bir çıkış geldi: “Astana’nın fişini çekme vakti!”
 
2019 yılında ABD, IŞİD ile Mücadele Özel Temsilciliğine de James Jeffrey’i atadı. Bu atamanın ardından ABD Suriye’den peyderpey çekilme kararı alırken, Eski Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başkanı Mesut Barzani ile görüşmesinin hemen akabinde Türkiye’nin hem S-400 sürecini hem de Astana sürecini baltalamak isteyen ABD, Jeffrey üzerinden “PKK/PYD unsurları sınırdan uzaklaştırıldı, sizin için de bir güvenlik sorunu oluşturmayacaklar” vaadi vermekten çekinmezken, ‘Güvenli Bölge’ söylemi daha fazla dillendirilmeye devam etti. Oysa, aynı Jeffrey, ‘bölgedeki Kürt ve Arap gücü’ olarak tanımladığı YPG/PKK’nın IŞİD ile mücadelesinden dolayı bölgede kalmasını destekledi. Türkiye’nin Barış pınarı Harekâtı’nın ardından ‘Suriye’de savaş suçu olabilecek vakalar gördük’ sözleri ile ABD’de ve Türkiye’de büyük tepki topladı.
 
YPG/PKK’nın omurgasını oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile iş birliklerine devam edeceklerini, SDG’nin 4 yıldır kontrol ettiği petrol sahalarında yaptığı çalışmalara da Suriye stratejilerinin gereği olarak yardıma devam edeceklerini açıklayan Jeffrey’in bu sözleri ABD’nin 2021 bütçesi ile de doğrulanmış oldu.
 
YPG/PKK, güvenli bölge oluşturulması projesi kapsamında bölgeden belirli oranda çekilirken, İsrail’den yardım istedi. ABD’ye bağlı güçlerin Suriye’nin kuzeyinde tutulmasını talep eden YPG’nin bu talebinin ardında Türkiye’nin Rusya ile imzaladığı Soçi mutabakatı vardı. Örgütün gücünü zayıflatan mutabakatın ardından devreye Avrupa’lı ülkeler girdi.


 
İDLİB’TE NELER OLACAK?
 
Türkiye ve rejim güçleri arasında yaşanan çatışmanın ardından temaslarda bulunmak üzere Ankara’ya gelen James Jeffrey, İdlib’deki durumun hukuki boyutları noktasında sizinle aynı fikirdeyiz derken, Türkiye’ye ekipman transferi, istihbarat paylaşımı gibi noktalarda nasıl yardımcı olabileceklerini araştırdıklarını söyledi.
 
NTV’de soruları yanıtlayan Jeffrey, “Suriye’de karışıklığı Rusya ve Esad yarattı. Türkiye insani felaketle tek başına mücadele edemez.” dedi. Suriye’de Rusya ve İran’ın farklı planları olduğunun altını çizen Jeffrey, ABD’nin bölgedeki stratejisinin net olduğunu, Türkiye, ABD, İsrail ve Rusya’yı da dahil ederek söylüyorum; bölgede savaş olacağını düşünmüyorum, çok dikkatli davranıyorlar diyerek, başta Türkiye olmak üzere kamuoyunda sıkça dillendirilen 3. Dünya Savaşı iddialarına da vurgu yaptı.

SURİYE’DE TÜRKİYE ve ABD İŞ BİRLİĞİ SÜRECEK Mİ?
 
Suriye’nin kuzeyinde ülkelerin politikalarını sürekli olarak yönlendiren petrol kaynaklarının akıbeti olurken, Türkiye’nin harekatına karşılık YPG ve YPJ’nin başlattığı Fırat’ın Gazabı operasyonu Türkiye’nin bölgedeki emellerini engelleme amacı taşırken, SDG üzerinden bu operasyona destek veren ABD, Türkiye’yi tamamen kaybetmemek için sürekli temaslarını da sürdürdü. Türkiye’nin NATO’yu zayıflatacak biçimde Rusya ile kurduğu yeni denge politikasından ve S-400 alımından rahatsızlığını her koşulda dile getiren ABD,  Şam yönetiminin Rusya desteği ile devrilmemesi sonucunda, bölgeyi ‘kendi haline’ bırakacağını iddia ederken, bölgeye asker takviyesi yaptı.
 
Kürtler ile ikişkilerini kesmese de bölgede İran güçleri ve Şam yönetimi ile iş birliğini sürdüren Rusya, Suriye’nin şekillenmesinde rol oynarken; ABD’nin dağınık ve tutarsız politikası, Suriye’den daha uzun süre savaştığı Afganistan’da kaybettiğinin basına yansıması, nüfuz alanındaki daralmayı göze alarak Suriye’de yalnızca belirli bölgelerde hakimiyet kurabilmesi nedeniyle Türkiye’nin dış politikasının şekillenmesinde de önemli rol oynadı. ABD, küresel siyasette denklemleri kendi lehine çevirmek için ağırlığını artıran Rusya’nın çıkarları gölgesinde Türkiye’ye vaatlerini de yerine getiremedi.
 
Ankara yönetimi ve Suriye arasında mekik dokuyan Jeffrey’in son ziyareti öncesinde Kongre ve Senato’da düzenlenen oturumlarda Türkiye aleyhine konuşmaları ve mesajları, Suriye’de sınırda güvenli bölge, göçmenlere yönelik politikalarda destek, Esad yönetimine karşı güç, terör örgütlerine karşı güvence isteyen Türkiye’nin, İdlib’de yaşanan çatışmanın ardından sertleşen siyaset diline de damga vurdu. Bu koşullarda ne ABD ne de Rusya bölgede Türkiye’ye vaatlerini tam yerine getirmezken, Türkiye’nin kendi askeri gücü ile bölgede düzenlediği operasyonlarda iki devlete verilen önemli bir cevaptı.