Arap devletleri Suriye ile yeniden normalleşmeyi planlıyor

2011 yılında Suriye’de başlayan olaylar ile birlikte Esad ve Arap ülkeleri arasındaki ilişkiler kopmuştu. Aradan geçen 10 yılın ardından, Suudi Arabistan ve BAE gibi ülkelerin yeniden Suriye’ye Büyükelçi atayacağı iddia ediliyor. Peki, Arap ülkeleri ile Esad arasında barış mümkün mü? Bu barışın bölgeye yansıması nasıl olur? Suriye ile Arap ülkeleri arasında son 10 yılda neler yaşandı?

2010 yılının sonlarına doğru Tunus’ta bir seyyar satıcının kendini yakması ülke genelinde protesto gösterilerine sebep oldu. Sokaklara ve meydanlara dökülen halk, mevcut yönetimden işsizlik, pahalılık ve özgürlük gibi sorunların çözülmesini talep etti.

Tunus’ta başlayan olaylar zaman içerisinde diğer Arap ülkelerine de yayıldı. Mısır, Libya, Yemen ve Bahreyn gibi ülkelerde halklar sokaklara dökülerek, iktidarda bulunan yetkililerin istifasını istedi. Ülkelerindeki enflasyon, işsizlik, pahalılık, yoksulluk ve açlık gibi sorunlara tepki gösteren halklar, özgürlük ve refah yaşam standartları konusunda haklarından mahrum bırakıldıklarını öne sürdüler.

Tunus’ta başlayan ve çevre ülkelere yayılan gösteriler, “Arap Baharı” olarak adlandırıldı. Bu bahar ile birlikte Arap ülkelerindeki diktatörler gidecek, halkın taleplerine karşılık vermeyen iktidarlar istifa edecek, ekonomik olarak rahat bir sürece girilecek ve halklar derin bir nefes alacaktı.

Arap Baharı beklenildiği gibi ülkelere huzur, refah, özgürlük ve demokrasi getiremedi. Mısır’da Muhammed Mursi yönetimi darbe ile devrilirken, Libya’da Muammer Kaddafi NATO müdahalesi sonrasında öldürüldü. Arap Baharı birçok ülkede binlerce insanın hayatını kaybetmesine yol açarken, Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölgelerinde kanlı savaşların yaşanmasına sebep oldu.

Tunus’ta başlayan olaylar 2011 yılının Mart ayında Suriye’ye yayıldı. Suriye’de halk, Beşar Esad’dan birçok konuda yeni reformlar gerçekleştirmesini talep ediyordu. Esad, halkın taleplerine olumlu şekilde karşılık verse de sürekli olarak reformları erteliyordu. Özellikle Suriye’nin kuzeyinde yaşayan Kürtlere kimlik verilmemesi büyük çapta tepki çekiyordu. Ayrıca mecliste ve kabinede eşit bir paylaşım yapılması ve Suriye’de yaşayan her kesimin eşit bir şekilde temsil edilmesi, halk tarafından talep edilen bir başka konuydu.

Suriye’de başlayan olaylar kısa süre içerisinde bir iç savaşa dönüştü. Sokaklarda ve meydanlarda Esad’ı protesto eden muhaliflerin silahlanması ile birlikte iki taraf arasında kanlı bir savaş başladı. Zaman içerisinde birçok muhalif grup oluştu ve Esad’a karşı ülkenin her yerinde mücadele gösterildi. Suriye Ordusu ile muhalif gruplar, yıllar boyunca sürecek ve yüz binlerce insanın yaşamını yitirmesine sebep olacak bir savaşa girişti.

ARAP ÜLKELERİ ESAD İLE İLİŞKİLERİ KOPARDI

Suriye’de olayların başlaması ile birlikte dünyada birçok ülke Esad’ın karşısında yer aldı. ABD, Fransa, İngiltere, Türkiye, BAE gibi ülkeler Esad karşısında muhalifleri desteklerken; Çin, Rusya, İran ve Kuzey Kore gibi ülkeler ise Suriye’de yaşanan olaylarda Esad’a destek verdi.

Savaşın başlaması ile birlikte en çok merak edilen konulardan biri ise Arap ülkelerinin Suriye’de kimin tarafında duracağıydı. BAE, Suudi Arabistan, Bahreyn ve Katar gibi Körfez ülkelerinin yanı sıra Mısır ve Ürdün Esad ile ilişkilerini tamamen kopardı. Bu ülkeler Suriye’de Esad karşıtı muhalif gruplara maddi-manevi destek olurken, Esad’ı ise bir diktatör olarak niteledi. Özellikle Suudi Arabistan ve Katar’ın ekonomik destekleri ile birlikte Suriye’deki muhalif gruplar, ülkenin birçok noktasını ele geçirdi.

Hama, Humus, Halep, İdlib, Kuneytra, Doğu Guta gibi şehirler, Suudi Arabistan ve Katar tarafından desteklenen muhalifler tarafından ele geçirildi ve kontrol sağlandı. Beşar Esad’ın gitmesi gerektiğini söyleyen Arap ülkeleri, Arap Birliği’nden Suriye’yi çıkartarak hiçbir zirveye Esad’ı davet etmedi.

Ülkede birçok noktayı kaybeden ve çok küçük bir kısımda kontrolü elinde bulunduran Esad, 2015 yılında Rusya’nın aktif bir şekilde savaşa dahil olması ile yeniden güç kazanmaya başladı. Rusya’nın hava saldırıları ile birlikte karadan muhaliflere operasyonlar düzenleyen Suriye Ordusu, birçok şehirde yeniden kontrol sağladı.

Rusya ve İran’ın desteği ile Esad’ın birçok noktayı geri alması ve muhaliflere büyük darbe vurması, Körfez ülkelerinin muhaliflere olan desteğinin de azalmasına sebep oldu. Katar ile diğer Körfez ülkeleri arasında yaşanan Müslüman Kardeşler krizi, taraflar arasında diplomatik ve siyasi olarak tüm bağların kopmasına yol açtı. Bu durum Suriye’de birlikte hareket eden Suudi Arabistan ve Katar’ın, ülkedeki işbirliklerinin sonlamansına neden oldu.

Ayrıca 2015 yılında başlayan Yemen operasyonu ile birlikte Körfez ülkelerinin Suriye üzerindeki etkisi de azaldı. Suudi Arabistan, BAE ve Bahreyn gibi ülkeler Suriye’de muhaliflere destek olmaktan daha çok Yemenli Husiler ile yaşanan savaşa yoğunlaştı.

İLİŞKİLER NORMALLEŞİYOR MU?

Rusya’nın Suriye’de siyasi ve askeri olarak aktif bir şekilde bulunması ve Esad’ın birçok noktayı geri alarak koltuğunu sağlamlaştırması, Arap ülkelerinin yeniden Suriye ile olan ilişkilerini gözden geçirmelerine sebep oldu. Özellikle Körfez ülkeleri Suriye ve Esad hakkında olumlu açıklamalarda bulunmaya başladı.

Geçtiğimiz aylarda bir konuşma yapan Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Dışişleri Bakanı Şeyh Abdullah bin Zayed Al-Nahyan, Suriye’nin Arap ülkeleri ile bölgesel eyleme geri dönmesinin kaçınılmaz olduğunu söyledi. Bu açıklama ile BAE, Esad ile normalleşme yolunda yeşil ışık yakarken, Arap basınında BAE’nin yeniden Şam’a Büyükelçi atayacağı ile ilgili haberler yapıldı.

Geçtiğimiz günlerde ise Suudi Arabistan medyası, Riyad yönetimi ile Şam yönetiminin bir araya geldiğini iddia etti. İki ülke yetkililerinin gizli bir görüşme gerçekleştirdiğini kaydeden Suudi Arabistan medyası, ilişkilerin normalleşmesi yolunda önemli adımların atıldığını öne sürdü. Ayrıca Suriye’deki seçimlerin ardından Riyad’ın Şam’a Büyükelçi atayacağı ileri sürüldü.

ABD’DEN KAÇIŞ RUSYA’YA DÖNÜŞ

Son dönemlerde yaşanan gelişmeler, Arap ülkeleri ile Suriye arasındaki ilişkilerinin yeniden normalleşeceğini gösteriyor. ABD’nin Suudi Arabistan ve Körfez ülkelerine Yemen konusunda desteğini kesmesi ve yaptığı birtakım olumsuz açıklamalar, bu ülkeleri yeni arayışlara itmiş olabilir. Özellikle Suriye ile ilişkileri normalleştirerek Rusya ile yakınlaşma amacını taşıdıkları söylenebilir.

Esad’ın koltuğunu sağlama alması, seçimlerde yeniden başkan seçilmesine neredeyse kesin gözüyle bakılması, Rusya’nın bölgede her geçen gün artan etkisi ve ABD’nin Biden ile birlikte yardımlarını azaltması Arap ülkelerini Suriye ile ilişkilerini normalleştirmeye mecbur bırakıyor. Özellikle Suudi Arabistan-Rusya ilişkilerinin ekonomik ve siyasi olarak son zamanlarda oldukça geliştiği bilinirken, Suudi Arabistan ile Çin arasında yapılan ekonomik anlaşmalar dikkat çekiyor.

İran ile ABD’nin nükleer anlaşmaya geri dönmeyi müzakere ettiği ve İran ile Suudi Arabistan yetkililerinin karşılıklı olumlu açıklamalarda bulunduğu bir dönemde, Körfez ülkelerinin Suriye ile normalleşmesi ülkedeki çatışmaların son bulmasına sebep olabilir. Ayrıca bu normalleşme, Orta Doğu’nun daha sakin bir hal almasına ve ABD’nin gözünü tamamen Rusya ve Çin’e çevirmesine sebep olabilir.