Suriye Anayasa Komitesi nasıl çalışacak?

Kazakistan’ın başkenti olan Astana’da Türkiye, Rusya ve İran’ın garantörlüğünde başlayan siyasi geçiş amaçlı zirveler silsilesi, iki yıl sonra Ankara’da bir “Anayasa Komitesi” kurulması konusunda rejim ve muhalifler de dahil olmak üzere tüm taraflar arasında bir uzlaşıyla sonuçlanmıştı. Komitenin Ekim ayı içerisinde toplanması bekleniyor. Peki komite nasıl çalışacak?

Suriye Anayasa Komitesi nasıl çalışacak?

Geçtiğimiz haftalarda Suriye’yi görüşmek için Ankara’da bir araya gelen üç ülke lideri, üçlü zirve ve baş başa gerçekleşen görüşmelerin ardından süreçteki önemli bir engelin aşıldığını ifade etmişlerdi. Daha önce de kurulmaya çalışılan komite isim listelerinin belirlenememesinden ötürü bir türlü kurulamamıştı. Peki bu oluşturululan 150 kişilik Anayasa Komitesi nasıl çalışacak?

Birleşmiş Milletler’in de komitenin kurulması için arabulucu olduğu bu komite, Ankara'da yapılan üçlü liderler zirvesinin ardından kurulabildi. Anayasa Yazım Komitesi’nde 150 isim görev yapacak. 50 ismi muhalifler belirlerken 50 isim de Şam yönetimi tarafından atandı. Geriye kalan 50 kişi ise Birleşmiş Milletler tarafından görevlendirilecek isimlerden oluşuyor. Anayasa Yazım Komitesi’nde muhaliflerin ağırlığı Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu (SMDK) üyelerinden seçildi.

Etnik ve dini hassasiyete önem verilecek

Ülkedeki etnik farklılığı yansıtması planlanan komitede Arap, Kürt, Türkmen ve gayrimüslim Suriyeliler de bulunuyor. Ekim başında çalışmalarına başlaması beklenen komite Suriye için yeni bir Anayasa yazacak.

Yeni anayasa, ülkedeki iç savaşı bitirecek süreçteki önemli bir eşik olarak görülüyor. Ancak siyasi süreçle ilgili alınan kararların sahada savaşan gruplar nezdinde bir etkisi olup olmayacağına yönelik objektif bir öngörü bulunmuyor.

ÖSO rejim ordusuna katılacak

Sürecin sonundaki en önemli girişimin ise Özgür Suriye Ordusu ile Suriye Ordusu’nu “Vatan Ordusu” (Ceyş'ül Vatani) adı altında birleştirmek olacak. Yani 8 yıldır birbiriyle savaşan grupların birleştirilmesi hedefleniyor. ÖSO’yu Suriye devleti nezdinde de meşru bir güç haline getirmek siyasi muhaliflerin hedefleri arasında.

SMDK Yasa Komitesi Üyesi Yasir el Ferhan, muhalifler tarafından Anayasa Yazım Komitesi'ne aday gösterilen isimler arasındaydı. Ferhan'a göre “meşru muhalifler” bu anlaşmaya uyacak. Ferhan’ın meşru muhaliflerden kastı uluslararası arenada tanınan Özgür Suriye Ordusu bileşenleri.

Ancak Suriye’de sadece Özgür Suriye Ordusu etkin değil.  Büyük bir askeri gerginliğin yaşandığı ve bombardımanla sivillerin zarar gördüğü İdlib’de ÖSO dışındaki örgütlerin alan hakimiyeti daha güçlü.

İdlib'in önemli bir kısmını etkisi altında tutan HTŞ, daha önce bu tür anlaşmaların "şehitlerin döktüğü kanlara ihanet" anlamına geldiğini öne süren açıklamalarda bulunmuştu.

İdeolojik olarak "Anayasa"ya karşı olan grupların da bu sürece kızgın olduğu biliniyor. Dolayısıyla söz konusu gruplarla önümüzdeki dönemde gerginliklerin yaşanmasına kesin gözüyle bakılıyor.

Komite nasıl çalışacak?

-    İlk yapılacak olan Anayasa Yazım Komitesi için bir icra kurulu oluşturmak olacak. Bu kurul, komitenin hangi ilkelerle çalışacağını belirleyecek

-    Hem rejimden hem de muhaliflerden birer kişi eş başkan olarak komiteyi yönetecek

-    Anayasaya yazılacak maddeler yüzde 75 çoğunlukla kabul edilecek

-   Komisyon çalışmalarını Cenevre'de yapacak

Ancak en büyük çekince şu anda silah gücünü lehinde bulunduran rejimin bu sürece zarar vermesi.

Türkmenlerin durumu

Anadolu Ajansı’ndan edinilen bilgilere göre, Suriye’de halk ayaklanmasının başlangıcına kadar herhangi bir siyasi, sosyal ya da kültürel örgütlenmeye sahip olmayan Türkmenler, yeni sürece hazırlıksız ve dağınık yakalandı. Bu nedenle müşterek bir siyasi ve askeri grup oluşturmakta veya oluşturulan platformları işlevsel kılma hususunda büyük zorluklar yaşandı. Siyasi arenayı birleştirmek adına Türkiye’de kurulan Suriye Türkmen Meclisi resmî muhatap buldu, fakat tüm Türkmen toplumunu birleştirmekte ve harekete geçirmekte yetersiz kaldı. (Suriye muhalefetinin de en büyük ve temel problemleri arasında yer alan) Suriye sahasından uzak faaliyet gösterme, Türkmenler için de geçerliydi. Bu zafiyet 2018 yılına kadar devam etti.

Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ve Özgür Suriye Ordusu’nun (ÖSO) Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekatlarını gerçekleştirmesiyle terörden arındırılan bölgeler, bu anlamda hem Suriye muhalefeti hem de Türkmenler adına bir fırsat sundu. Söz konusu bölgelerde mukim yoğun Türkmen nüfusun varlığı da Türkmen siyasetinin önünü açan bir diğer unsur oldu. 2018 yılında yapılan seçimde meclis başkanlığı görevine gelen Muhammed Vecih Cuma saha odaklı bir politikayı gündemine aldı; Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Koalisyonu’ndan (SMDK) da önce Çobanbey’de bir ofis açarak Türkmen siyasetini bölgeye taşıdı. 8 Temmuz 2019’da kamuoyuyla paylaşılan meclis tüzük değişikliği ise bu siyaset değişiminin kurumsallaşmasının önünü açtı. Yeni tüzükle birlikte meclis ve meclis bünyesindeki tüm siyasi partilerin Suriye sahasında faaliyet göstermesi zorunlu kılındı. Bu doğrultuda Halep/Çobanbey’de yeniden kongrelerini gerçekleştiren siyasi partiler, yeni siyasi zemine uyum sağladılar. Değişiklikle birlikte, meclis bünyesinde faaliyet gösteren üç siyasi partiye (Suriye Türkmen Milli Hareket Partisi, Suriye Türkmen Kitle Partisi, Suriye Türkmen Nahda [Kalkınma] Partisi) bir yenisi daha eklenerek sahaya odaklanan partiler ortaya çıkmaya başladı. Bu minvalde kurulan Türkmen Milli Vefa Partisi’ne, daha sonra Taşlıhöyük’te açtığı ofisle Suriye Türkmen Milli Hareket Partisi de katıldı. Milli Vefa Partisi’ne ayrı bir parantez açmak gerekirse, genel başkanının ve parti tabanının Humus kökenli olmasının, Türkmen siyasetinin Halep/Bayırbucak eksenindeki tıkanıklığı açabilme ihtimalini güçlendirdiği söylenebilir. Bu bağlamda, Türkmen siyasi partilerinin ve meclisinin önümüzdeki dönemde bölgede yeni ofisler açması veya mevcut ofis sayılarını artırması öngörülüyor. Türkmen siyasetindeki yeni evre, sürecin doğru yönetilmesi ve demografik olarak geri dönüşün sağlanması durumunda başarıya ulaşabilir.

Bu minvalde, daha da görünür hale gelen Türkmen siyasetinin ilerleyen süreçte karşılaşacağı en önemli meydan okumalardan birinin yeni anayasa süreci olacağı söylenebilir. Bu nedenle Türkmen siyasetinin anayasal zemine oturmasını ana hedefleri olarak gören Türkmen siyasiler, yeni anayasa sürecinde daha aktif olmalılar. Türkmenlerin anayasa sürecinde en öncelikli beklentisi ve talebi de tanınmak/statü kazanmak olmalıdır. Nihayetinde diğer tüm talepler bu hukuki zemin üzerine inşa edilecektir. Ek olarak, geri dönüşlerin hukuki zemininin sağlanması ve Türkmenlerin Türk dilinde eğitim alması da son derece gerekli. Yeni anayasanın yaklaşımlarına göre, Türkmenler farklı konumlarda ve isteklerde bulunabilecekler; fakat sayılan bu üç ilkenin, Türkmenlerin taleplerinin temel zeminini oluşturmasını beklemek gerçekçi olacaktır.

 Türkiye’nin Suriye politikasındaki doğal müttefiklerinden biri olan Türkmenler yeni anayasa sürecinde Türkiye’nin desteğini almalıdır. Aynı zamanda Türkiye’nin orta ve uzun vadeli Suriye siyasetinde Türkmenlerin (Irak örneğinde olduğu gibi) sahici bir aktör olma potansiyeli, bu muhtemel desteğin birincil zeminini oluşturmaktadır. Bu doğrultuda Türkmenlerin de Türkiye’yle oluşturduğu doğal ittifak ilişkisi büyük ehemmiyeti haiz olsa da Türkmen siyaseti, müttefiklerini arttırmak için diplomasi ve lobi faaliyetleri yürütmelidir. Uluslararası arenadaki görünürlüğün artırılmasının hem Türkiye’nin hem de Türkmenlerin faydasına olacağı açıktır. Bu nedenle Türkmen siyaseti, yeni anayasa süreci ve geleceğin Suriye’sinin inşa edilmesi bağlamında müttefiklerini arttırma, anayasadan taleplerini elde etme, demografik dönüşümü sağlama ve Suriye’nin toprak ve zihni bütünlüğü bağlamında toplumsal birliktelik siyasetine odaklanmalıdır.