Sudan'da demokrasi umutları suya düştü

Sudan'da Nisan 2019'da gerçekleştirilen kitlesel protesto gösterilerinin ardından askeri müdahaleyle Devlet Başkanı Ömer el-Beşir görevini bıraktı. Ancak yaşanan darbe ve sonrasında oluşan kaos ortamı dinmedi. Gelinen noktada Sudan pimi çekilmiş bir bombayı andırırken, ülkenin geleceğinin nasıl şekilleneceği endişeyle takip ediliyor.

Sudan'da demokrasi umutları suya düştü

Sudan'da son dönemde özellikle petrol gelirlerindeki düşüş neticesinde artan iç huzursuzluk, kitlesel protesto gösterilerinin düzenlenmesine neden oldu. Bu bağlamda Sudan Silahlı Kuvvetleri'ni göreve çağıran protestocular, başkent Hartum'daki askeri karargahların önünde toplandı. İlerleyen süreçte göstericilerin taleplerine cevap veren üst düzey bazı komutanlar darbe yaparak, Sudan Devlet Başkanı Ömer el-Beşir'in gözaltına alındığını, kabine ve Ulusal Yasama Meclisi'nin de feshedildiğini duyurdu. Bununla birlikte ülkede iki yıllık bir geçiş döneminin izleneceği ve üç ay sürecek bir olağanüstü hal yaşanacağı ilan edildi. Hem Sudan Savunma Bakanı hem de Başkan Yardımcısı olan Avad Muhammed Ahmed bin Avf, kendisini fiili olarak Devlet Başkanı ilan ederken, ülkenin anayasasının askıya alındığını açıkladı. Avf bu süreçte devam eden protestoların sonlandırılmasını emretti ve sokağa çıkma yasağı getirdi. Avf'ın ilk işi ülkedeki Müslüman Kardeşler hareketi üyelerini tutuklamak oldu. Bununla birlikte devlete ait medya ağları, Beşir karşıtı muhalifler de dahil olmak üzere tüm siyasi mahkumların serbest bırakıldığını duyurdu.

Protestolar devam etti

Ancak Beşir'in görevinden uzaklaştırılmasının ardından askeri geçiş temsilcilerinin hamleleri beklentileri karşılamadı. Bu kapsamda sivil bir yönetim istediğini dile getiren kitleler protesto gösterilerini sürdürdü. Bu süreçte Avf görevinden istifa ederken yerine Korgeneral Abdul Fattah Abdulrahman Burhan geçti. Burhan ise Askeri Geçiş Konseyi'nin iki yıl boyunca ülkeyi yönetmesini istiyordu ama göstericiler Avf'a karşı sergiledikleri tutumu Burhan için de sürdürdü. Burhan'ın en dikkat çekici özelliği Yemen'deki savaşa gönderilen Sudan askerlerini idare etmesiydi. Bu sırada Birleşik Arap Emirlikleri (BAE)'ye bağlı askeri yetkililerle de yakın çalıştı. Fakat Burhan'ın liderliğinde de bir sonuç alınamadı ve Sudan'da durum daha da kötüleşti.

Suudi Arabistan ve BAE'nin rolü

Sudan'da Askeri Geçiş Konseyi'nin başına Burhan'ın geçmesi, kötüleşen insani duruma rağmen özellikle BAE ve Suudi Arabistan tarafından memnuniyetle karşılandı. Hatta Abu Dabi ve Riyad rejimleri Askeri Geçiş Konseyi yönetimindeki ülkeleye milyarlarca dolarlık yardımlar sunarak etki alanını genişletmek istediğini açıkça ilan etti. Bu noktada darbenin ve ülkenin geleceğinin nasıl şekilleneceği de gözler önüne seriliyor. Çünkü özellikle Beşir rejimi önderliğindeki Sudan ve Türkiye arasındaki yakınlaşma söz konusu iki ülkeyi de rahatsız ediyordu. Sevakin Adası'nın restorasyonu ve ülkede bulundurulacak Türk askeri üssü de Suudi Arabistan ve BAE için tehdit oluşturacak bir unsurdu. Riyad ve Abu Dabi yönetimleri bu çalışmalara baştan beri karşı çıkarken, gizli veya açık bir şekilde Hartum yönetimi üzerinde baskı kurmaya çalışmıştı. Yani, bölgede Sudanlıların haklarından çok bu iki ülkenin çıkarları ve amaçları doğrultusunda bir politika izlenmesi için çeşitli adımlar atıldı.

Sudanlılar endişe içerisinde

Sudan'daki durum protesto göstericilerinin sivil yönetim talebine devam etmesi neticesinde Haziran 2019'da daha da kötüleşmeye başladı. Ülkede sosyal medya ve internet ağları kısıtlanmış durumda ve yeni darbe yönetimi kalıcı olmak için çaba gösteriyor. Beşir'in devrildiği gösterilerin sembolü haline gelen Alaa Salah da duruma tepkili. Salah kısıtlamalara dair paylaşımlarında barışçıl göstericilere karşı yapılan müdahalelerde sadece üç günde 110'dan fazla kişinin öldürüldüğünü, yaralı sayısının da 700'ü aştığını belirtti. Tecavüz, şiddet ve istismar olaylarının da yaşandığına dair veriler ürkütücü bir tablo çiziyor. Bununla birlikte kısıtlı imkanlar ile ülkedeki durumu uluslararası kamuoyuna duyurmaya çalışan bazı kişilerin aktardığına göre, çok sayıda kişi yakınlarının cenazelerine ulaşmakta sıkıntı çekiyor. Sosyal medyada yer alan bilgilerden birinde ise gözü yaşlı Sudanlı bir kız, aile üyelerinin öldürüldüğünü fakat cenazelerini bulunduğu noktadan alamadıklarının altını çiziyor. Bölgesel kaynaklar ülkenin şu anda tamamen içe kapandığını ve halkın korkunç boyutlara ulaşan uygulamalarla karşı karşıya olduğunu belirtiyor.

Dünya Sudan'a sessiz

Öte yandan Haziran başında şiddetini artıran baskılar, endişe uyandıran gelişmelere sahne oldu. Bunlardan en önemlisi Nil Nehri'nde bulunan 100'den fazla cesetle ilgiliydi. Bölgede her geçen gün durumun daha da kötüleştiği ifade edilirken, dünya kamuoyunun olaylara yaklaşımı tepki çekiyor. Aynı zamanda belirli birkaç yayın organı dışında yaşananlara karşı sergilenen sessiz tutum Sudanlıların umutlarının tükenmesine neden oluyor. Bununla birlikte dünyanın farklı noktalarından insanların desteğiyle Sudan'daki gelişmelere yönelik farkındalık uyandırmaya çalışan vatandaşlar, çeşitli kampanyalarla kamuoyunun dikkatini Sudan'a çekmeye çalışıyor. Duruma tepki gösteren dünya vatandaşları Irak, Mısır, Suriye, Yemen gibi ülkeleri işaret ederken, aynı hataların Sudan'da da tekrarlanmaması için umutlarını dile getiriyor.