Sosyal medya kutuplaştırmanın en büyük silahı

Sosyal medya, uzun süredir linç kültürünü tetikleyen bir unsur olarak karşımıza çıkıyor. Sosyal ağlarda farklı olana tahammüllün oldukça düşük seviyelerde seyretmesi, bu alanların gerçekte ne denli dışlayıcı olduğunu gözler önüne seriyor.

Sosyal medya kutuplaştırmanın en büyük silahı

Sosyal medya, uzun süredir linç kültürünü tetikleyen bir unsur olarak karşımıza çıkıyor. Siber zorbalık ürünü olan sosyal linçten ne siyasiler, ne markalar, ne tanınmış kişiler ne de sıradan kullanıcılar kurtulabiliyor. Nitekim son yapılan araştırmalara göre Türkiye’de her on kişiden yedisi sosyal medyada kişi ve kurumlara yönelik, sosyal linç yapıldığını düşünüyor.

Demokratik olduğu iddia edilen sosyal ağlarda farklı olana tahammüllün oldukça düşük seviyelerde seyretmesi, bu alanların gerçekte ne denli dışlayıcı olduğunu gözler önüne seriyor. İnternet tabanlı sosyal paylaşım sitelerinde sahte içeriklerin paylaşılması ve bazı kurum ve kişilerin herhangi bir sorgulamaya tabi tutulmaksızın kitlesel lince maruz bırakılması, kitle psikolojisinin en belirgin özelliği olarak karşımıza çıkıyor.

Sosyal mecralarda kutuplaşmaya zemin hazırlamak amacıyla paylaşılmış olan herhangi bir içeriği sorgulamaya ihtiyaç duyman bazı bireyler de, sürü psikolojisiyle hareket ederek lince ortak oluyor.

Sosyal medya kutuplaştırmanın en büyük silahı

Toplumu ayrıştırmak ve birbirine düşman etmek amacı güden bireylerin amacına ulaşması için bir araç haline gelen sosyal medya, kutuplaştırmanın en yoğun olarak yaşandığı ve uygulandığı alan olarak karşımıza çıkıyor. Denetim ve doğruluğu olmayan her şey rahatça paylaşılabiliyor. Bireyler sahte hesap ve profiller oluşturarak, her türlü aşağılık eylemi kimliklerini gizleyerek yapabiliyor.

Twitter ve Facebook’da milyonlarca takipçisi olan tarafsız görünümlü kamusal figürlerin daimi biçimde fake içerikler üzerinden manipülasyon yapmaları, birçok kullanıcı ile birlikte çeşitli haber sitelerinin de bu içerikleri paylaşarak dolaşımda tutmaları, topyekün saldırının önemini göstermektedir.

Söz konusu durum, son dönemde yabancı medyanın Türkiye’ye ilgisi ile birlikte düşünüldüğünde ise, bu yalan içeriklerin kasten dolaşıma sokulduğu ile ilgili şüpheler oluşabilir. İktidarı ve muhalefeti hedef alan dosya haberlerin sistematik ve eşzamanlı biçimde yabancı basın ve sosyal ağlarda benzer şekilde gündeminde olması, saldırıların eşzamanlılığını göstermesi açısından önemlidir.

Siyaset etkisi

Aynı zamanda siyasi parti temsilcileri ve halklar arasında toplumsal ilişkilerin neredeyse kopma noktasına geldiği de gözlemlenmekte. Siyasi parti taraftarları, kendi siyasi partilerine mensup olmayan diğer siyasi parti taraftarlarını birer tehdit unsuru olarak görüyor.  Durum böyle olunca toplum içindeki ilişkiler zedeleniyor.

Sosyal ağların genellikle siyaset ve yaşam biçimleri ile ilgili yıpratma girişimlerinde başrol oynadıkları net bir biçimde ortada. Politik açıdan farklı düşünen kesimlerin her türlü manipülasyona maruz kalması ve psikolojik açıdan kendi düşüncesini ifade edebilecek imkandan mahrum bırakılması, sosyal ağlar ve demokrasi arasında kurulan pozitif korelasyonun ciddi bir eleştiriye tabi tutulmasını mecburi kılıyor.

Sonuç

Türkiye’de popüler sanal ortamlara ve anonim olduğu iddia edilen paylaşım sitelerine baktığımızda, her türlü radikal eğilimin rahatça ifade edebildiği, çeşitli manipülasyonların yapıldığı, ayrıştırıcı ve kutuplaştırıcı  bir dil ile birlikte tahammülsüzlüğün oldukça yüksek seviyede olduğu bir ortam karşımıza çıkmaktadır.

Halkı birbirine düşürerek linç kültürü oluşturmak isteyen bu kişiler, teknolojiyi kullanarak Photoshop, sahte video, yalan haber gibi yollara da başvurmaktadır. Yeterince araştırma yapmayan bireyler de, sosyal mecralarda gündem olan bu yalanlara istemeden de olsa destek olmaktadır. Özellikle sahte ve anonim hesaplar ile bulunduğu siyasi partiyi savunmak için hakaret eden bireyler, daha çok partili olduğu algısı yayarak, insanları etkileyip kendileri gibi davranmalarını sağlamaktadır.