Son Sürat Savaşa Yaklaşırken

ABD, 1987 yılında dönemin ABD Başkanı Ronald Reagan ve Sovyetler Birliği lideri Mihail Gorbaçov tarafından imzalanan Orta Menzilli Nükleer Kuvvetler Anlaşması'ndan resmen çekildiğini uluslararası kamuoyuna duyurdu. Atılan bu adım tehlikeli silahlanma yarışının başlamasına yol açacaktır.

Son Sürat Savaşa Yaklaşırken

Geçtiğimiz yıl ekim ayında Trump’un yaptığı açıklamada, Rusya’nın anlaşmayı ihlal ettiğini söylemiş ve selefi Barack Obama'yı eleştirmişti. Donald Trump, "Neden Başkan Obama bu anlaşmayı yeniden müzakere etmedi ya da anlaşmadan çekilmedi bilmiyorum. Ruslar bu anlaşmayı yıllardır ihlal ediyorlar" demişti. Ayrıca Trump, ABD'nin "kendisi yapamazken, Rusya'nın gidip silahlarla oynamasına" izin vermeyeceklerini de söylemişti. Bu açıklamadan ABD’nin, menzili 500 ile 5 bin 500 kilometre arasında olan ve karadan havaya atılabilen orta menzilli tüm nükleer ve konvansiyonel balistik füzeler üzerinde çalışacağı dünya kamuoyunun edindiği izlenimler arasındadır.  
 
Çekilme kararını ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo Twitter aracılığı ile dünya kamuoyuna duyurdu. Pompeo, “2 Şubat 2019’da ABD, Orta Menzilli Nükleer Kuvvetler Antlaşması’na uymaya geri dönmesi için Rusya’ya altı ay süre verdik fakat Rusya reddetti, bu yüzden anlaşma bugün sona eriyor. ABD, başkaları ihlal ettiğinde bir anlaşmaya taraf olmayacaktır.  Tek sorumlu Rusya'dır” dedi.

 
Bu yılın başında, ABD Başkanı Donald Trump , Rusya’nın yeni tip bir füze geliştirdiğin ileri sürmüş ve anlaşmayı askıya aldığını açıklamıştı. Rusya’nın iddiaları yalanlamasına rağmen karşılıklı suçlamalar devam etmişti. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin de ABD'nin hemen ardından ülkesinin anlaşmayla ilgili yükümlülüklerini askıya aldığını duyurmuştu. 22 Haziran tarihinde Brüksel’de gerçekleştirilen NATO INF oturumundan da sonuç alınamadığı ABD’nin almış olduğu kararla anlaşılmış oldu.   
 
Yaşananlar Yeni Bir Silahlanma Yarışının Fitilini Ateşleyebilir 
 
Bilindiği üzere soğuk savaş döneminde Sovyetler Birliği ve ABD silahlanma yarışı korkutucu boyutlara ulaşmıştı. Bugün dahi kullanılan birçok silah teknolojisi soğuk savaş döneminin izlerini taşımaktadır. Nükleer alanda da birçok uzun menzilli, karadan karaya ve karadan havaya nükleer füzeler geliştiren ülkeler buna sınırlandırma getirmek için 1987 yılında INF anlaşmasını imzalamıştı. Fakat bugün Trump yönetiminin Rusya’nın menzili 500 ile 5 bin 500 kilometre arasında olan ve karadan havaya atılabilen orta menzilli tüm nükleer ve konvansiyonel balistik füzeler ürettiğini ileri sürerek tarihi anlaşmadan çekilmesi ile ABD, Rusya ve Çin arasında yeni bir silahlanma yarışının başlayabileceği endişesini ortaya çıkarmış durumda. 
 
BM: Nükleer Silahlanma ve Savaş Karşısındaki Fren Kayboluyor 
 
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres anlaşmadan çekilmeyi tehlikeli bir adım olarak niteleyerek, "Anlaşma geçerliliğini yitirdiğinde dünya, nükleer savaş karşısındaki paha biçilmez bir frenini kaybedecek" diye konuştu. Ayrıca genel sekreter anlaşmanın iptalinin balistik füzelerin yarattığı tehdidi arttıracağını da belirtti. Anlaşmanın sona ermesine ilişkin bir açıklama da Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas’dan geldi. Maas anlaşmayı kurtarmak için Rusya'nın gerekeni yapmamasından üzüntü duyduklarını dile getirdi. 
 
INF Anlaşması 
 
1987 yılında ABD Başkanı Ronald Reagan ve Sovyetler Birliği lideri Mihail Gorbaçov tarafından imzalanan anlaşma uyarınca menzili 500 ile 5 bin 500 kilometre arasında olan karadan havaya orta menzilli füzelerin yasaklanması öngörülüyordu. Denizlerden ateşlenen füzeleri kapsamayan anlaşma soğuk savaşın son dönemlerinde iki süper gücün nükleer savaş tehdidini azaltmak amacıyla başlattığı silahsızlanma sürecinin bir parçasıdır. 3 ayrı bacağı olan anlaşmanın ikinci bacağını START olarak bilinen stratejik silahların sınırlandırılmasıyla ilgili görüşmeler ve diğer bacağını da uzay silahları konusundaki müzakereler oluşturuyordu. Trump yönetiminin çekilmesiyle birlikte korumacı iç güdüsüyle süper güçlerin tekrardan silah üretme yarışına mı gireceğini ya da anlaşmanın kapsamını mı değiştireceğini ilerleyen süreçlerde yapılacak olan açıklamalarda göreceğiz. 
 
INF Dünya Ülkeleri İçin Önemi 
 
INF anlaşmasının asıl amacı nükleer savaş tehdidini ortadan kaldırmaktı. Anlaşma kapsamına giren füzelerin sayısı her iki ülkenin elindeki nükleer silahların çok ufak bir bölümünü kapsıyor. Fakat anlaşmanın uygulamaya alınmasıyla birlikte 4 yılda yaklaşık olarak 2 bin 691 füze imha edilmişti. Anlaşma sayesinde Avrupa toprakları 30 yılı aşkın bir süredir nükleer füze tehdidinden uzak olarak yaşadı.  
 
Huzur ortamı sağlayan anlaşma sayesinde hem ABD hem de Rusya nükleer silah tesislerini uluslararası denetime açmıştı. Görüşmeler hız kesmenden devam ederken anlaşma kapsamına yüksek tahribat gücüne sahip stratejik nükleer silahların azaltılması dahil edilmişti. Fakat, iki ülke arasındaki zorlu görüşmelerde yaşanan gecikmeler sonucunda Stratejik Nükleer Silahların İndirimi Anlaşması'nın (START) imzalanabilmesi ancak Soğuk Savaş'ın sona ermesinin ardından 1991'de gerçekleşti. START kapsamında iki ülke de elinde bulunan uzun menzilli nükleer silahları yüzde 30 oranında azaltmıştı. Çekilmenin resmiyete bürünmesiyle birlikte süper güçlerin tekrardan nükleer füze üretimleri ne seviyede olacak, nükleer tesisler uluslararası denetime kapatılıp kapatılmayacağı bilinmemekte.  
 
Tarafların INF anlaşmasından çekilmesi ne gibi sonuçlar mahal verecek tam olarak bilinmemekte. Önümüzdeki süreçlerde süper güçlerin atacağı adımlar her şeyi daha da netleştirecektir. Fakat şu an için dünya kamuoyu belirsizliklerle karşı karşıya.