Türkiye'nin Ukrayna krizindeki rolü nedir?

Rusya’nın Ukrayna sınırındaki askeri hareketliliği ve ülkelerden gelen açıklamalarla birlikte gerilim giderek artıyor. Ukrayna’nın Batı’ya yakınlaşmasıyla Rusya’nın bölgedeki hamleleri de sertleşiyor. Diğer taraftan Putin ve Biden yönetimi arasındaki bozulan ilişkiler, Ukrayna krizinde Rusya’nın bölgedeki güç gösterisine dönüşüyor. Tüm bu yaşananlar çerçevesinde hem Rusya hem de Batı ile ilişki halinde olan Türkiye’nin ilerleyen süreçteki tavrı ise merak konusu.

Türkiye’deki politik kültüre yakın olması ve Batı ülkelerine meydan okuyabilmesi sebebiyle Putin’e sempati duyuluyor. Türkiye, Avrupa ülkelerine karşı ılımlı bir politika izlese de Avrupa Birliği süreci, Kürt meselesi ve göçmenlerle ilgili siyasetlerden dolayı hem Avrupa hem de ABD ile stabil bir ilişki içinde bulunamadı. Bölgede yıllardır izlenen denge politikası neticesinde de Türkiye-Rusya arasında yürütülen ilişkiler, Putin’e olan sempatinin ötesine geçti.

PUTİN 15 YIL DAHA İKTİDARDA KALABİLECEK

Rusya Devlet Başkanı Putin, Batı’ya karşı sert tavrı ve beklenmedik hamleleriyle dikkat çeken, güçlü bir lider. 20 yıldır iktidarda olan Putin, Rusya’daki parlamentonun alt kanadı olan Duma’da onaylanan yasa ile 15 yıl daha görevde kalabilme imkanı elde etti. Böylelikle, 2024’te görev süresi dolan Rus lidere iki dönem daha seçilme hakkı tanındı. İktidarda olduğu süre içerisinde, ABD başta olmak üzere Batı ülkelerinin yürüttüğü tek taraflı politikalardan rahatsız olan Putin yönetimi, ülke çıkarlarını korumak adına farklı girişimlerde bulundu.

Rusya, son 10 yılda enerji fiyatlarının yükselmesiyle birlikte ekonomik anlamda rahatladı. Bu durumdan faydalanmak isteyen ülke, Suriye’deki iç savaş ve Libya’daki çatışmalarda olduğu gibi yeniden dünya sahnesinde ABD’nin karşısında yer aldı. Ancak yine de Soğuk Savaş yıllarına kıyasla daha dengeli politika yürüten bir ülke profili çizdi.

KIRIM’IN ARDINDAN UKRAYNA

Rusya’nın bölgesinde hakimiyet kurma çabaları ise 2014 yılında Kırım’ın ilhak edilmesinin ardından 7 yıldır süren Ukrayna krizi ile devam etti. Ukrayna’nın bağımsız bir devlet olarak tanınması, 3 Mart 1918 yılında imzalanan Brest Litovsk Antlaşması ile gerçekleşti. Çarlık Rusya’da yaşanan ihtilalin ardından Birinci Dünya Savaşı’ndan çekilmek ve ihtilali korumak isteyen Sovyetler, Almanların isteklerini kabul ederek savaşın ilk barış antlaşmasını imzaladı. Lenin’in “Huzursuz Barış” olarak nitelendirdiği Brest Litovsk Antlaşması ile nüfusunun yüzde 34’ünü, topraklarının yüzde 32’sini (Polonya, Baltık devletleri, Finlandiya, Ukrayna ve Beyaz Rusya topraklarının bir bölümünü) ve birçok yeraltı kaynağını kaybetti.

Ukrayna’nın Avrupa’ya doğru savrulması ve Rusya’nın kontrolünden çıkması, Rusya’yı yeniden harekete geçirdi. Ukrayna’daki verimli toprakların yönetimini kaybeden Rusya, 2014’te yeniden müdahale ederek Ukrayna’nın NATO üyelik sürecinin ertelenmesine sebep oldu. Rus nüfusunun yoğunlukta olduğu Ukrayna’nın doğusundaki Donbas bölgesi ile Ukrayna ordusu arasında ufak çaplı çatışmalar yaşandı. 2020’de ilan edilen ateşkese rağmen Rus yanlısı milislerin saldırıları ve sınırdaki askeri hareketlilik ile gerginlik yeniden tırmandı.

BATIYA KARŞI GÜÇ GÖSTERİSİ

Soğuk Savaş’tan bugüne en büyük tatbikat olan Defender Europe-2021, ABD ve NATO tarafından düzenlenirken, tatbikata NATO üyesi olmayan Bosna Hersek, Gürcistan, Moldova ve Ukrayna da katılıyor. Ukrayna’nın NATO üyeliği ve Batı ile olan yakınlaşmasının önünü kesmek isteyen Rusya ise sınırdaki askeri hareketliliğini giderek artırıyor. Ancak Putin’in bölgede gücün kendisinde olduğunu göstermek için bu tür krizler yarattığı da biliniyor. Dolasıyla Rusya’nın bölgedeki hamlelerinin sonucunda savaş çıkması iddiaları da her geçen gün artıyor. 

Putin’in bölgedeki sert tutumunun en büyük sebeplerinden biri ise ABD. Biden yönetiminin gelmesiyle Rusya ve ABD arasında artan gerginlik, Ukrayna krizinin büyümesindeki unsurlardan biri olarak dikkat çekiyor. Ukrayna’daki gerginliğin artması, başta Almanya olmak üzere Avrupa’yı Rusya karşısında konumlandırıyor. Türkiye’yi de yanına almak isteyen ABD, Karadeniz’deki varlığını artırmak ve Kuzey Akım-2 Projesi’ne engel olmak istiyor. Rusya ve ABD’nin Avrupa’daki ekonomik savaşının bir ayağı olan Kuzey Akım-2 Projesi, ABD’nin sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) ihracatının önüne geçecek bir proje olarak gerçekleştirilecek.

TÜRKİYE’NİN TAVRI NE OLACAK?

Türkiye, Kırım’ın ilhakını tanımamasında olduğu gibi Ukrayna-Rusya arasındaki krizde de Ukrayna’nın yanında yer aldı. Öte yandan, Rusya ile birçok alanda ortaklığın bulunması nedeniyle de Ukrayna’daki gelişmelere temkinli yaklaşılması gerekiyor. NATO’nun arka bahçesi olarak görülen Ukrayna’nın kontrolü, Rusya için oldukça kritik. Ancak Ukrayna sınırına yığılan askerler ve gerilimi artırma çabaları devam etse bile Rusya’nın bölgede bir savaş çıkarma ihtimali çok yüksek görünmüyor. Olası bir savaş, Avrupa ile ilişkilerinde sorun yaşayan Rusya’nın, Kuzey Akım-2 gibi birçok projeyi de gözden çıkarmasına neden olacak. Türkiye’nin ise NATO ve Rusya arasındaki gerilimin artmasıyla daha net bir tavır ortaya koyması gerekebilir. Öte yandan, Türiye'nin bu krizde ortaya koyacağı tavrın her iki uçta da bulunmayacak şekilde dengeli olması, ilerleyen süreçte elini rahatlatacaktır.