Sistem tartışması ile ne hedefleniyor?

Kısa süre önce yenilenen İstanbul seçimlerinin ardından ortaya çıkan tablo, yaklaşık bir yıl önce hayata geçen Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemini tartışılır hale getirdi. Peki sistemin yeniden değişmesi mümkün mü? Gündemden düşmeyen sistem tartışmalarıyla hedeflenen ne?

Sistem tartışması ile ne hedefleniyor?

Yenilenen İstanbul seçimlerinin hemen ardından, sistem tartışması başlatıldı. Söz konusu tartışmalar, muhalafet kanadının yanı sıra geçmişte Adalet Kalkınma Partisi (AKP) içinde siyaset yapmış ve yeni bir siyasi parti kurma çalışmalarını sürdüren çevrelerden oluşuyor. Bu çevreler, partili cumhurbaşkanlığını sistemini hedefe koyarak mevcut sistemi ciddi biçimde eleştiriyor ve üzerinde değişikliklerin yapılması talebinde sıklıkla bulunuyor.

Bu bağlamda iktidar kanadından gelen “Revize edilebilir” yönündeki açıklamalar da vatandaşların akıllarına Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi değişecek mi? sorularını getiriyor. Seçmenlerin bir yıl gibi kısa bir zaman diliminde ciddi bir kırılma yaşayarak arayış içine girmesi, toplumun AK Parti’ye olan ilgisinin azalmasından çok yeni sistemden yorulduğunun bir göstergesi olabilir.

Bu tartışmaların kesişen yönlerine baktığımızda aslında Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ve İYİ Parti’nin sistem tartışmasından daha ziyade bir erken seçim tartışması başlatmak istediklerini görebiliriz. İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in "Erdoğan bu dönemi doğru yönetemezse erken seçimi AK Partililer dillendirecek" açıklamasıda bunun fitilini ateşlemekti. Açıkça bunu dile getirememelerinin sebebi, uzun süren seçim dönemlerinden dolayı toplumun erken seçim tartışmasını başlatan parti ve siyasilere karşı tepki gösterecek olması.

Bu bağlamda muhalefet, aslında dolaylı bir yol izleyerek Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni hedefe koymuş oldu. Tartışmaların gidişatına göre de erken seçim tartışmasının başlatılması muhtemel. Ayrıca Millet İttifakı partileri olan CHP ve İYİ Parti, yeni bir siyasi parti kurmaya çalışan çevrelerin AK Parti’nin içine yönelik eleştirilerine katkı sunmayı da hedefliyor. Muhtemel bir ayrışmanın derinleşmesine malzeme taşıyarak destek olmak istiyorlar.

Türkiye’yi uyarmışlardı

Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi’nin hukuki konularında referans kurumu olarak belirlenen Venedik Komisyonu, başkanlık sistemi referandumu öncesinde yeni sistem ile ilgili Türkiye’ye uyarılarda bulunmuştu. Başkanlık sisteminin Cumhurbaşkanı’na yürütmeyi tek başına kontrol etme imkanı verdiğini ve bu sebeple yargı bağımsızlığını kötüleştireceği belirtilmişti ancak Türkiye bu uyarıların hiçbirini dikkate almadı.

Söz konusu dönemde gereğinin yapılmamış olması şimdi bu tartışmaları gündeme gelmesine neden oldu. Muhalafet kanadının görüşlerine göre, gücün büyük ölçüde tek elde yoğunlaşmış olması Türkiye’nin dünyadaki hukuksal görünümü zayıflamış ve buna bağlı olarak da ekonomideki öngürülebilirliğin kaybolmasına sebep olmuştur. İktidar kanadının görüşleri ise, Cumhurbaşkanı’nın partisinden ya da parti bakanlığından ayrılmasının yeni krizlere kapı aralayabileceği yönünde.

Bu fikrin en net savunucularından biri de Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli. Bahçeli, Başkan Erdoğan'ın G-20 Zirvesi için Japonya'da olduğu dönemde yoğunlaşan sistem tartışmasına net şekilde karşı çıkmış ve tepkisini dile getirmişti. Bahçeli, ‘’seçim sonuçlarına bakarak yenilenmenin başladığı yönünde yapılan açıklamaları art niyetlilik olarak nitelendiriyorum’’ demişti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’da konuya ilişkin yaptığı son açıklamada, ‘’ Bu sistem henüz bir yaşında, yani henüz çocukluk evresinde. Aksayan yönler düzeltilir ancak asla geri dönüş olmaz’’ ifadelerini kullanmış ve sistem değişikliğine yönelik muhalafetin araladığı kapıyı kapatmıştır.

Ne olacak?

Başkanlık sistemine geçişin ardından henüz birinci yılı geride bırakırken, acele değerlendirmeler ile karar almak çokta sağlıklı olmayabilir. Siyasal sistem değişikliği bir ülkenin uzun dönemli yönetim tecrübesinin sonucunda gerçekleştirilir ve nihai amaç krizleri çözmek, ihtiyaçları gidermektir. Bu bağlamda konunun üzerince ciddi anlamda durulmalı ve en doğru karar verilmelidir. Önümüzdeki dönemde cumhurbaşkanlığı sistemini tartışmak ya da parlamenter sisteme dönme söylemi muhalefetin ve yeni parti kurmak isteyen gönüllülerin dilinden eksik olmayacaktır. Bu konu önümüzdeki günlerde de Türkiye’nin iç politika gündemini oldukça meşgul edecek.