Libya'nın Sirte şehri dünya devletlerini karşı karşıya getirdi

Libya'da, Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) güçlerinin Sirte kentine yaklaşması, bölgedeki güçleri karşı karşıya getirdi. Peki Libya'da petrol kaynaklarının en önemli istasyonlarından Sirte şehir neden önemli? Sirte, ülke içerisinde nerede ve hangi ekonomik yapıları temsil ediyor?

Birleşmiş Milletler’in tanıdığı ve Türkiye’nin de desteklediği Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) ülkenin önemli bir kısmını kontrol eden General Halife Hafter güçlerine karşı önemli başarılar elde ederken, Hafter’in destekçileri Rusya, Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri Sirte için art arda açıklamalar yapmaya başladı.

Tıkanan Türkiye - Rusya görüşmelerinin ardından Mısır Cumhurbaşkanı Sisi’nin “Sirte ve Cufra kırmızı çizgidir. Gerekirse savaşa hazırız” mesajı artan gerilimi de gözler önüne serdi.

SİRTE NE ZAMAN HAFTER’E GEÇTİ?

Akdeniz’in önemli sahil kentlerinden olan Sirte, geçmişte ‘Sirde Körfezi’ olarak bilinen Trablus ve Afrika ticaret yolunda en önemli istasyonlardan birisi olarak kabul ediliyor.

Devrik lider Kaddafi’nin ülkede yaşanan 17 Şubat devrimi sırasında başkent Trablus’ta kontrolü kaybetmesinin ardından 1 Eylül 2011’de memleketi Sirte’ye sığınmış, 20 Ekim 2011’de burada öldürülmüştü.

Haziran 2015’te IŞİD'in kontrolüne geçen kent, Aralık 2016’da kurtarılmış, Libya Başbakanı Fayiz es-Serrac kentin IŞİD mensuplarından temizlendiğini 18 Aralık 2016’da duyurmuştu.

Kentteki Medhali Selefi görüşlü bir silahlı grubun taraf değiştirmesi sonucu 7 Ocak 2020'de Sirte, Hafter güçlerine eline geçti. O tarihten bu yana kent Hafter milislerinin kontrolünde bulunuyor.

SİRTE NEDEN ÖNEMLİ?

Libya’nın batısında bulunan Trablus bölgesine bağlı olarak kabul edilen Sirte, Cufra Hava Üssü’nün kuzeyinde, dağlık olmayan 300 kilometrelik açık bir alan. Ülkenin petrol ihracatının 60’ının sağlandığı Sirte, 'Petrol Hilali' bölgesinde yer alıyor.

Devlet gelirlerinin yüzde 93’ü petrol ve doğalgaz endüstrisine dayanan Libya, dünyada en çok ham petrol rezervine sahip sekizinci ülke konumunda. 48,4 milyar varil kanıtlanmış petrol rezervi bulunan Libya’nın petrol ihracatının yüzde 60’ı Sirte’den gerçekleştiriliyor. herhangi bir saldırıya karşı “karakol kenti” işlevi görmesi sebebiyle de önem arz ediyor.

Akdeniz sahil kenti Sirte, geçmişten günümüze ‘Sirde Körfezi’ adıyla Trablus ve Afrika ticaret yolunda önemli bir istasyon olarak biliniyor.

UMH güçleri, başkent Trablus da dahil olmak üzere birçok şehirde kontrolü sağlarken Sirte sınırlarına geldiklerinde güçlü bir askeri ve diplomatik dirençle karşılaşırken, Rusya, Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin açıklamalarını yorumlayan uzmanlar; Rusya’nın Cufra’yı kuzey Afrika’da daimi bir üs olarak elinde tutmak istediğinin altını çizerken cufra’ya Wagner şirketinin paralı askerlerinin yanı sıra 14 adet Mig-29 ve Su-24 savaş uçağı gönderilmesinin sebebinin de Akdeniz’de kendisine bir dayanak noktası edinmek istemesi şeklinde yorumluyor.

ÜLKENİN BİRLİĞİNİ SAĞLAMANIN YOLU: SİRTE

Barka eyaleti içerisinde bazı aşırı yanlılarının başkent Trablus’tan ayrılma ve ‘Petrol Hilali’nin kaynaklarına tek başında sahip olma çağrıları göz önüne alındığında bölgenin Libya hükümeti tarafından kontrol altına alınması yalnızca ekonomik değil aynı zamanda ülkenin bütünlüğünün yeniden sağlanması için zorunlu görülüyor.

Libya hükümeti Sis’nin mesajını "savaş ilanı" olarak yorumlarken, Libya İçişleri Bakanı Fethi Başağa ise Sirte ve stratejik askeri hava üssüne ev sahipliği yapan Cufra bölgelerini kurtardıktan sonra, "müzakere masasına oturacaklarını, ancak bu iki noktada Rusya'nın askeri üs kurmasının engellenmesi gerektiği”ni açıkladı.

ABD’DEN KRİTİK ADIM

Mısır Devlet Başkanı el Sisi’nin ‘Operasyona hazır olun’ mesajının ardından Libya Başbakanı Fayiz es-Serrac, ABD'nin Trablus Büyükelçisi Richard B. Norland ve Halife Hafter iзin Libya'ya gizlice getirilen Rus jetlerini deşifre eden ABD Afrika Kuvvetleri Komutanı (AFRICOM) Orgeneral Stephen Townsend ile ülkenin batısındaki Zuvara kentinde bir araya geldi. ABD’nin bölgede gerçekleştirdiği görüşme dünya basınında kendisine geniş yer bulurken, görüşmenin ardından yapılan açıklamada, “görüşmede ABD’nin Libya’da istikrarı sağlama çabaları gözden geçirildi” sözleri dikkat çekti. Libya ve ABD arasında kurulacak stratejik iş birliğinde önemli rol üstlenmesi beklenen AFRICOM’un üst düzey ziyaretini uzmanlar, ABD’nin bölgedeki varlığını hissettirmek olarak yorumladı.

ALMANYA ve FRANSA’DAN FARKLI YORUM

Mevcut siyasi krizlerin Covid-19 sürecinde açığa çıkmasının ardından dağılacağı söylemleri ile dünya basınında yer alan Avrupa Birliği’nin (AB) temelini oluşturan Almanya ve Fransa’nın açıklamalarında ortaya çıkan farklı tutum da gözlerden kaçmadı.

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said ile görüşmesinin ardından düzenledikleri ortak basın toplantısında soruları yanıtlayan Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, “Görüşüme göre, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a Türkiye'nin halihazırda Libya'da tehlikeli bir oyun oynadığını ve Berlin konferansında üzerine aldığı taahhütleri ihlal ettiğini çok net bir şekilde bildirme imkanına sahip oldum" sözleri ile NATO’nun ‘beyin ölümü gerçekleşti’ sözlerini yineledi.

Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas ise Roma’da mevkidaşı Luigi Di Maio görüşmesinin ardından yöneltilen bir soru üzerine Sisi’nin açıklamalarını, “Mısır Devlet Başkanı Abdulfettah el Sisi'nin Libya'ya askeri müdahale seçeneğinin gündeme gelebileceği açıklamasının ardından bölgedeki mevcut gerilimin daha da tırmanabileceği” uyarısı ile dikkat çekti.