“Sibirya’nın Gücü”

Dünyanın en büyük doğal gaz tedarikçisi Rusya ve komşusu Çin Halk Cumhuriyeti, yapımı 2014 yılında başlayan “Sibirya’nın Gücü” doğal gaz boru hattının açılışını gerçekleştirdi. Liderler açılışa telekonferansla katıldı. Geçtiğimiz hafta da iki ülkeyi birleştiren ilk otoyolun inşaatı tamamlanmıştı. Avrasya’nın en büyük iki gücü arasındaki artan iş birliği dikkat çekiyor. Bu artan iş birliğinin iki ülkeye ve dünya siyasetine etkileri acaba nasıl olacak?

“Sibirya’nın Gücü”

Rusya’nın doğal gazını Çin’e taşıyacak olan “Sibirya’nın Gücü” boru hattının açılışını Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Çin Devlet Başkanı Şi Jingping yaptı. Putin, “Haydi gidelim!” deyip düğmeye basarak boru hattı projesinin startını verdi.

Proje, 50 milyar euro ile Rusya’nın gerçekleştirdiği en maliyetli doğal gaz boru hattı projesi olduğu belirtiliyor. Toplam uzunluğu 3 bin kilometre olan bu projeyle birlikte, Rusya’dan Çin’e yılda 38 milyar metreküp doğal gaz aktarılacak.

PUTİN’DEN AÇIKLAMA

Putin projeyle ilgili TASS haber ajansına yaptığı açıklamada, “Bu adım, Rus-Çin stratejik ortaklığını enerji sektöründe yeni bir seviyeye taşıyor.” ifadelerini kullandı.

Bu projeyle birlikte Çin, 2022 yılı ile birlikte kendi gaz talebinin yüzde 10’unu bu boru hattından karşılamış olacak.

SONUÇ: DERİN ORTAKLIK, STRATEJİK MÜCADELE

Hayata geçirilen bu doğal gaz boru hattı projesi, Rusya’nın Kırım’ı ilhakından sonra, AB’nin Rus gazına bağımlılığını azaltmayı düşündüklerini açıklamasının ardından şubat 2014’te kararlaştırılmıştı. Her ne kadar, Avrupa Birliği enerji açısından Rusya’ya bağımlı olsa da Rusya’da Avrupa Birliği’ne bağımlı. Çünkü Rusya’nın en büyük müşterisi Avrupa Birliği. Çin’in böyle bir zamanda henüz ortada fiili bir durum da yokken bu anlaşmaya imza atmış olması, Rusya gibi bir devi kendinden uzak tutmamak, uluslararası alanda yalnız kalmamak ve yanı başındaki enerji kaynağı ile sorun yaşamamak istemesi kuvvetle muhtemeldir.

Çin Halk Cumhuriyeti’nin nüfusuyla ve ekonomisiyle 2030 yılında dünyanın en büyük ekonomik gücü olacağı tahmin ediliyor. Bu büyümenin devam edebilmesi için enerji olarak dışarıya bağımlı bir ekonomi olan Çin’in enerji arzı güvenliği hayati öneme sahip. Ortadoğu’daki enerji zengini ülkelerdeki ABD tahakkümü Çin için tehdit oluşturmaktadır. Arap ülkelerinin dışında İran’a yoğun ambargo uygulayan ABD, Venezuela’da meşru hükümeti tanımadığını belirterek ABD’de eğitim görmüş Juan Guaido’yu geçici cumhurbaşkanı olarak tanıdığını açıklamıştı. İran’ın ABD ile olası bir anlaşma imzalaması Çin’in enerji kaynaklarının neredeyse büyük bir kısmının ABD’nin kontrolünde olması, Çin’in gelecek iddiaları açısından büyük bir engel teşkil etmektedir. Rusya gibi bir enerji devinin Çin’in komşusu olması, Çin için hem lehte hem de aleyhte etkileri bulunuyor. Bu durum Çin’i Rusya’ya bağımlı hale getirirken Rusya’nın ABD ile anlaşma potansiyelinin yüksek olması, göz ardı edilmemesi gereken başka bir durum olarak öne çıkıyor.

Rusya ise Avrasya kıtasının kuzeyinin büyük bir kısmını kaplayan büyük bir coğrafyaya ve enerji kaynaklarına sahip bir ülke. Hem Çin’e hem Avrupa’ya hem de ABD’ye komşu. Dünya’nın en büyük doğal gaz ihracatçısı olan Rusya, OPEC ülkeleri dışındaki en büyük petrol üreticisi. Putin’in gelişiyle birlikte enerji kaynaklarını millileştiren Rusya, bunu stratejik bir güç olarak kullanıyor. Rusya, bu imkanı bir silah olarak kullanacağını, 2009 yılında yaptığı Ukrayna üzerinden Avrupa’ya giden gaz hattında yaptığı kesintiyle göstermiştir.

Çin ile iyi ilişkilere sahip olan Rusya, iki ülkenin arasındaki ilişki seviyesini, yukarıda Putin’de ifade ettiği gibi, stratejik ortaklık seviyesinde tanımlıyor. Ancak, Putin’in danışmanı Aleksandr Dugin’in Rus Jeopolitiği Avrasyacı Yaklaşım kitabında, Avrasya’nın tek hakiminin Rusya olması gerektiği ve bunu başarma noktasında önce yumuşak gücün sonrasında ise askeri seçenekleri kullanmaktan da çekinilmemesi gerektiği belirtiliyor.

Her ne kadar Rusya ve Çin’in çıkarları Batı’ya karşı örtüşse de Rusya sınırında her şeyi üreten, askeriyle ve ekonomisiyle dev bir devletin bulunması Rusya açısından sakıncalı bir konu olarak öne çıkıyor. Rusya, Batı ülkeleriyle çatışma halinde gözükse de iki dünya savaşında da Batı bloğunda yer aldı. Son olarak Suriye’de ABD ile anlaşan Rusya, Çin ile ABD arasındaki çatışmadan en yüksek faydayı sağlayarak bir Rusya ekseni kurma hayali imparatorluk bakiyesi bir ülke için çok da uzak değil.