Şehir Üniversitesi meselesi nedir?

Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun mütevelli heyeti başkanı olduğu Bilim ve Sanat Vakfı’na bağlı olan Şehir Üniversitesi’nin borçlarını ödeyememesi nedeniyle malvarlıklarına tedbir kararı getirildi. Yeni parti kurma aşamasında olan Davutoğlu, kararın siyasi olduğunu söylerken Halkbank, yaşananların bir finansal süreç olduğunu belirtti. Konuyla ilgili yaşanılan olayları ve açıklamaları sizler için derledik.

Şehir Üniversitesi, kuruluşunda sahip olduğu finans kaynaklarını kaybetmesi nedeniyle bir süredir ekonomik sıkıntılar içerisindeydi. Halkbank’ın üniversiteye kredi karşılığında verdiği borcu geri alma sürecini başlatmasıyla, okul yönetimi üniversitesinin operasyona uğradığını duyurdu. Halkbank ise sürecin tamamiyle finansal bir süreç olduğunu belirtti.

DAVUTOĞLU DEVRETTİ

Söz konusu araziler, Özelleştirme Yüksek Kurulu’nun 29 Mayıs 2015 tarihli kararı ile Tekel İşletmeleri Genel Müdürlüğü’nün mülkiyetindeydi. Bu araziler o dönemin başbakanı Ahmet Davutoğlu’nun imzası ile Şehir Üniversitesi’ne devredildi.

Üniversite yönetimi, hibe edilen Dragos/Kartal’daki arazileri ipotek göstererek kampüs inşaası için Halkbank’tan 2016-2018 yıllara arasında 370 milyon TL kredi tahsis etti.

TMMOB Mimarlar Odası, söz konusu arazilerin Şehir Üniversitesi’ne devrine ilişkin kararın iptali için başvuruda bulundu. Danıştay 13. Dairesi, bahsi geçen mülkiyetin Şehir Üniversitesi’ne bedelsiz olarak devredilmesi kararını iptal etti.

Kararın gerekçesi olarak, “Vakıf yükseköğretim kurumlarına taşınmazın mülkiyetinin bedelsiz olarak devredilmesi konusunda davalı idarenin takdir yetkisinin bulunmadığı anlaşıldığından uyuşmazlık konusu taşınmazın mülkiyetinin bir vakıf yükseköğretim kurumu olan müdahil üniversiteye ‘bedelsiz olarak’ devredilmesine ilişkin dava konusu işlemde bu yönüyle 4046 sayılı Kanuna uygunluk bulunmamaktadır.” ifadeleri gösterildi.

Bu kararın ardından mülkiyet Maliye Hazinesi’ne intikal etti. Bundan sonraki süreçte arazi mülkiyetinin Milli Emlak Genel Müdürlüğü’nün tasarrufu altında olacağı belirtildi.

OKUL HALKBANKI SUÇLADI

Okul yönetimi, Halkbank’ı suçlayarak 14 Eylül 2019 tarihinde yaptığı açıklamada;

“Halkbank’tan temin edilen kredi için mevcut kampüs alanı ve Tuzla’da bulunan arazimiz teminat olarak gösterilmiştir. TMMOB tarafından kampüs arazisinin devri ile ilgili açılan kasıtlı dava üzerine Halkbank üniversitemize tahsis ettiği kredi limitlerinin kullanılmasına izin vermemiştir. Bununla birlikte geçen yıl yaşanan ekonomik kriz ve ülkemizin içinden geçtiği olağanüstü şartların da etkisi ile ödeme takviminde kısa süreli bir aksama yaşanmıştır.

Ödeme planında meydana gelen sorun üzerine banka ile yapılan görüşmelerde önemli bir ilerleme sağlanmıştır. Üniversitenin bankaya verdiği gelecek projeksiyonu ve ödeme planıyla ilgili kredi borcunun ödenebileceği anlaşılmış ve iki kurum yetkilileri bu konuda 09.10.2019 tarihinde fikir birliğine varmıştır. Hal böyle iken sadece iki gün sonra, 11.10.2019 tarihinde Halkbank, dürüstlük ilkesine aykırı şekilde Üniversite’nin bankalardaki tüm varlıklarına tedbir koydurmuştur.

İyi niyetten uzak bu girişim neticesinde ortaya çıkan bu durum, bir hukuk devletinde yaşanmayacak boyutlar içermektedir. Üniversitemizin hesaplarında tüm ihtiyaçlarını görecek, tüm ödemelerini yapacak, sorumluluklarını yerine getirecek kaynağı vardır. Nitekim bugüne kadar üniversitemiz gerek eğitim-öğretimin sürdürülmesi gerekse mali yükümlülüklerini yerine getirmesi konusunda herhangi bir aksaklık yaşamamıştır.

Burada amaç, alacaklarını temin etme konusunda sorun yaşamayacak olan bankanın çıkarlarını korumak değil, başarılı bir yükseköğretim kurumunu çalışamaz hale getirmektir. Şehir’e baskı kurmak, meşru haklarını ihlal etmek önce bu ülkenin öğretim görevlilerinin, parlak gelecek hayali kuran gençlerinin sonra da bu ülkenin eğitimine güvenerek gelen uluslararası öğrencilerimizin haklarını ve eğitim idealini gasp etmektir. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde hiçbir üniversitede öğrenciler, öğretim elemanları, öğrenci aileleri finansal bir anlaşmazlık nedeniyle cezalandırma yoluna gidilmemiştir. Bu sadece mali bir karar değil, aynı zamanda eğitim-öğretim hayatına vurulmuş bir darbedir.” ifadelerini kullandı.

HALKBANK’TAN BORÇ VURGUSU

Halkbank da Şehir Üniversitesi yönetiminin açıklamasına ertesi gün verdiği cevapta;

“İstanbul Şehir Üniversitesi, Bankamızdan kullanmış olduğu kredileri vadesinde geri ödememiş, bu süreç içerisinde birçok defa ödeme kolaylığı sağlanmasına rağmen yükümlülüklerini yerine getirmemiştir.

İstanbul Şehir Üniversitesi tarafından Bankamıza sunulan geri ödeme projeksiyonlarının tutmaması, kredilerin teminatına alınan ipoteklerin teminat vasfını yitirmesi ve yapılan görüşmelerden de sonuç alınamaması üzerine, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun getirdiği kamusal sorumluluk gereği, alacağın tahsili süreci başlatılmıştır.

Gerçekleştirilen takip işlemleri mevzuata, bankacılık teamüllerine ve taraflar arasında imzalanan sözleşmelere uygundur.” ifadelerini kullandı.

“TEMİNAT YOK, GELİR YOK”

Kendilerine verilen hedeflerin yerine getirilemediğini belirten Halkbank konuyla ilgili olarak:

“Üniversite’ye ilk ihtar 03.04.2019 tarihinde çekilmiş ve Üniversite’nin durumunu düzeltmesi beklenmiştir. Ayrıca, öğrencilerin mağdur olmaması ve gereken tedbirlerin alınması için YÖK’e 24.07.2019 tarihinde Bankamızca bilgi verilmiştir.

Diğer taraftan, Kartal/Dragos’ta Bankamızın teminatını teşkil eden ve bitişik halde bulunan parsellerden merkezdeki en büyük ve en önemli parselin Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından Üniversite’ye yapılan tapu devrinin iptali için Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği tarafından dava açılmıştır. Danıştay 13. Dairesi tarafından görülen davada, devrin iptaline karar verilmiştir. Bu nedenle, teminatımızın iktisadi bütünlüğü bozulmuş ve kredi alacağımız önemli derecede teminatsız kalmıştır.

Bu dönem içerisinde Üniversite yetkilileri ile yapılan görüşmelerde, gerek vadesi geçmiş gerekse vadesi gelecek anapara ve faiz geri ödemelerinin hangi kaynaklarla ve ne şekilde yapılabileceği ile ilgili olarak gerçekçi bir projeksiyon alınamamıştır.

Kredi anapara ve faiz geri ödemelerinde yasal süre olan 90 günün üzerinde gecikme olması, kredi alacağımızın teminatsız kalması ve Üniversite yönetiminin borçların geri ödenmesi ile ilgili gerçekçi projeksiyonunun bulunmaması nedeniyle Bankamız tarafından 30.09.2019 tarihinde takip süreci başlatılmıştır. Gerçekleştirilen takip işlemleri mevzuata, bankacılık teamüllerine ve taraflar arasında imzalanan sözleşmelere uygundur. Yasal takip tarihindeki Bankamız alacağı toplam 412 Milyon TL’dir.

Üniversite yönetimince 14.10.2019 tarihinde içeriği gerçeklerden uzak bir basın açıklaması yapılarak; yapılan işlemin yasalar, bankacılık teamülleri ve iyi niyet kuralları ile bağdaşmadığı, işlemin amacının Üniversite’yi çalışamaz hale getirmek olduğu duyurulmuştur. Bu açıklamada yer verilen, kredi borcunun ödenebileceğinin anlaşıldığı ve iki kurum yetkililerinin 09.10.2019 tarihinde fikir birliğine vardığı ifadesi doğru değildir.

18.10.2019 tarihinde ihtiyati haczin kesin hacze çevrilmesi için ilamsız takip başlatılmış olup, hukuki süreç devam etmektedir.” açıklamasını yaptı.

DAVUTOĞLU’NDAN AÇIKLAMA

Arazi tahsisiyle ilgili 4 Kasım 2019 tarihli Sabah gazetesinin yaptığı haberde Davutoğlu’nu usulsüz arazi tahsisi yapmakla suçladı. Davutoğlu’da buna cevap olarak, “ülkede siyasetin, alternatif görüşün ve son tahlilde milletin önünün kesilmeye çalışıldığını, İstanbul Şehir Üniversitesi’ne karşı kasıtlı bir siyasi kampanya başlatıldığını” ifade etti.

ERDOĞAN’DAN CEVAP

Erdoğan konuyla ilgili yaptığı açıklamada dürüstlük vurgusu yaparak:

“İstanbul’da bir şehir üniversitesi meselesi ortaya çıkardılar. Özellikle bir siyasi ayağında bizim olduğumuzu bir siyasi ayağında da malum zatın olduğu söylendi. Şunu çok açık söylemek durumundayım her şeyden önce şehir üniversitesinin tahsisi başbakanlığım döneminde yapan benim. Tahsisini yapan ben olduğuma göre daha sonra malum zat başbakan olunca bu tahsisi şehir üniversitesine mülkiyet devrine dönüştürmüştür. Türkiye’de hiçbir üniversiteye tapu devri olmamıştır. Bunlar dürüstlüğü kimseye bırakmıyorlar değil mi? Öksüz yetimin hakkını kalkıp kurdukları üniversiteye tapu devri yapmak suretiyle bunu sağlıyor.Bu nasıl doğruluk. Peki yanında kim var? Yine bir başka isim Sayın Babacan var. Mehmet Şimşek var. Başka kim var Feridun Bilgin var. Hani bunlar dürüsttü ya? Dürüstlüğü bunlar kimseye bırakmıyordu.” ifadelerini kullandı.

OKUL, MARMARA ÜNİVERSİTESİNE DEVREDİLDİ

YÖK, gündemde olan İstanbul Şehir Üniversitesi meselesine ilişkin açıklama yaptı. Üniversitenin "garantör üniversite olan Marmara Üniversitesi'ne devredildiğini" belirtti.

YÖK'ten yapılan yazılı açıklamada ''Yüksek Öğretim Kurumu'ndan "Üniversitenin mevcut mali durumunun eğitim öğretim faaliyetini sürdürülemeyecek hale getirdiği; öğrencilerin, akademik ve idari personelin mağduriyetini büyüteceği ve eğitim-öğretim faaliyetlerinin aksamasının artık kaçınılmaz hale geldiği anlaşıldığından Vakıf Yükseköğretim Kurumları Yönetmeliğinin 25/d-3 maddesi uyarınca İstanbul Şehir Üniversitesi’nin 'Faaliyet İzninin Geçici Olarak Durdurulması'na ve idaresinin garantör üniversite olan Marmara Üniversitesine devrine karar verilmiştir" denildi.