Savaşların gizli yüzü

Küreselleşmenin dünyaya sağlamış olduğu faydalar götürdüklerinin yanında çok az kalmaktadır. Merkantilizm ile başlamış sömürgecilikle sonlanmıştır, Sanayileşme ile başlamış ve emperyalizme dönüşmüştür. Küreselleşme beraberinde birçok sorun getirmiştir. Özellikle küresel boyutlara ulaşan silah şirketlerinin etkinliğinin devletler üzerinde artmasıdır. Dünyanın en büyük silah üreticileri ABD menşeilidir.

Savaşların gizli yüzü

1490’lardan beri küreselleşen bir dünya ile karşı karşıyayız. Tanım itibariyle küreselleşme ülkeler arasındaki ekonomik, siyasi, sosyal ilişkilerin yaygınlaşması ve gelişmesi, ideolojik ayrımlara dayalı kutuplaşmanın çökmesi, farklı kültürlerin, inanç ve beklentilerin daha iyi tanınması, ülkeleri arasındaki ilişkilerin artarak yoğunlaşması, bir anlamda maddi ve manevi değerlerin milli sınırları aşarak dünya çapında yayılması olarak tanımlanabilir.  
 
Küreselleşme bugün itibariyle karşı karşıya kalmış olduğumuz bir olgu değildir. Küreselleşmenin ilk dalgası 1490’larda merkantilizmin etkisiyle başlamış ve sömürgecilik ile sonuçlanmıştır. İkinci dalga 1890 yılında sanayileşme ile başlamış onun doğurduğu gereksinimler sonucunda yaşanmış ve sömürgecilik emperyalizme dönüşmüştür. İçinde bulunduğumuz bu dönemde ise üçüncü dalgası yaşanmaktadır. Üçüncü dalga 1970 yılında çok uluslu şirketlerin doğmasıyla, 1980’lerde iletişim devriminin yaşanması ve son olarak 1990 yılında SSCB’nin yıkılması sonucunda batının rakibinin kalmamasıyla yaşanmaya başlamıştır. Küreselleşmenin üçüncü dalgası bilgi işlem, iletişim ve üretim örgütlenmesindeki büyük değişim ile bağlantılıdır.  
 
Yaşanan siyasal, ekonomik, kültürel ve sosyal gelişmeler küreselleşmenin birleşenlerini oluşturmaktadır. Bu bağlamda SSCB’nin yıkılması ile ABD’nin ve batının ekonomik ve siyasal anlamda dünya üzerindeki egemenliği arttırması, çok uluslu şirketlerin dünya ekonomisindeki etkilerinin artması, finans piyasalarının uluslararası hale getirilmesi, iletişim ve ulaşım teknolojilerinin gelişip yaygınlaşması, yerel değerlerin sınırlarını aşması küreselleşmenin bileşenlerini tamamlar niteliktedir. 
 
Küreselleşme çok uluslu şirketlerin büyümesine olanaklar sağlamıştır. Özellikle ulaşım ve iletişim alanlarındaki gelişmeler şirketlerin farklı pazarlara açılmasına olanak sağlayarak büyümelerini hızlandırmıştır. Küreselleşme şirketleri dünyanın yeni hakimleri konumuna yükseltmiştir. Küreselleşmenin tüm olanaklarını profesyonel bir şekilde kullanan şirketlerin etki alanları genişleyip ulus üstü bir boyuta ulaşmıştır.  
 
Son 50 yıl içinde dünya ticaretindeki gelişme ve büyümeler küreselleşmenin en çok göze çarpan yönüdür. Ekonomi ve ticaret üzerinde milli devletlerin etkinlikleri ve denetimleri azalmış, uluslararası şirketlerin dünya ekonomisindeki etkinlikleri artmıştır. Küreselleşmeyle birlikte askeri materyal üreten şirketler de ulus üstü boyutlara ulaşmıştır ve bu silah endüstrisinde yapısal değişikliklere neden olmuştur.  
 
Yirmi birinci yüzyılın başlangıcı insanoğluna, devlet, uluslararası sistemle ve savaşlarla ilgili geleneksel tanımların ve yaklaşımların sorgulanmasını gerektiğini göstermiştir. Özellikle güvenliğin sağlanmasında şiddet kullanımının meşrulaştırılması, güvenlik ve şiddetin özelleştirilmesinin ve onun devletin kontrolünden çıkarıp özel çıkarlara verilmesi, devleti hem güçlendirip hem de işlevleri açısından parçalamıştır.  
 
Güvenlik ve şiddetin özel çıkarlara verilmesi, askeri endüstriyi özelleştirmiş ve gelişip büyümesine olanak sağlamıştır. Fakat daha önce devlete özgü bir işlev olan güvenlik, tıpkı ticaret ve finans alanlarında olduğu gibi, devlet dışı aktörler tarafından yerine getirilmeye başlanmıştır. Soğuk savaşın ardından özelleştirmelerin hız kazanması ve kamu sektörünün küçülmesi bu süreci tetikleyen ve hızlandıran nedenlerdendir.  
 
Paralı askerler eski dönemlerden beri kullanılmaktaydı. Öyle ki Antik Mısır’dan Viktoryan İngilteresine kadar her imparatorluk “sözleşmeli” güçleri kullandılar. Örneğin, Pers İmparatoru Darius, Büyük İskender’e karşı savaşırken Yunan paralı askerleri kullandı. Papa, hala İsveçli paralı askerler tarafından korunuyor. Fakat 20. Yüzyılın sonlarına doğru özellikle yabancı taraflardan paralı asker temini yerini askeri teknolojinin tedarikine bıraktı. Teknolojik gelişmelerin bu dönüşüm üzerindeki etkisi yadsınamaz, bu dönüşümlerle birlikte savaş endüstrisi tamamen değişti.  
 
Askeri ekipmanların özel şirketler tarafından üretilmeye başlanmasıyla birlikte güvenlik, tehdit, şiddet ile ilgili geleneksel tanımlar değişmiştir. Devletlerin tehdit unsurlarını yok etmek için geçekleştirdiği savaşlar özel şirketlerin kontrolüne girmesiyle savaşların nedeni değişmiş ve yaşamış olduğumuz bu dönem içinde savaşlar ekonomik kazanç elde etmek için çıkarılmaya başlanmıştır. İç savaşların başlatılmasından terör örgütlerinin desteklenmesine kadar hepsinin arkasında ekonomik ya da farklı çıkarlar elde etmek yatmaktadır. Kimi zaman özel askeri şirketler tarafından ya da bu şirketlerin baskısı altında olan devletler tarafından çıkarılmaktadır.  
 
Özel askeri şirketlerin savaş üzerindeki etkisinin en fazla hissedildiği bölge Ortadoğu olmuştur özellikle Irak. Silah şirketleri bölgeyi deneme tahtası olarak kullanmıştır. Yeni üretilen silahların denenmesi için bölge silah şirketleri için kaçırılmaz bir fırsat olarak görünmüştür.  
 
Dünyanın en büyük silah üreticileri listesine bakıldığında ABD’nin Top 100’de 42 şirketinin yer aldığı görülmektedir. Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü (SIPRI) tarafından 2018 yılında yayınlanan yeni uluslararası savunma sanayi verilerine göre, dünyanın en büyük 100 silah ve askeri hizmet şirketi (SIPRI Top 100) tarafından yapılan silah ve askeri hizmetler satışları, 2017 yılında bir önceki yıla göre %2,5 artarak 398,2 milyar dolara ulaşmış durumda.  
 
ABD’li şirketlerin silah satışında Top 100 içindeki paylarını arttırmışlardır. ABD, ilk 100 içerisinde yer alan 42 şirketi ile 2017 yılında da Top 100 içindeki hâkimiyetini sürdürdü. Birlikte ele alındığında, ABD şirketlerinin silah satışları 2017 yılında yüzde %2 artarak 226,6 milyar dolara ulaştı, bu ise Top 100’ün %57’sine tekabül ediyor. SIPRI Silah ve Askeri Harcamalar Programı Direktörü Aude Fleurant ABD’li firmaların, ABD Savunma Bakanlığı'nın devam eden silah talebinden doğrudan yararlandığını belirtiyor. 
 
Dünyanın en büyük tedarikçisi ABD’li Lockheed Martin, 2017 yılında 44.9 milyar dolarlık silah satışı ile dünyanın en büyük silah üreticisi olmaya devam etti. Dünyanın en büyük iki silah üreticisi olan Lockheed Martin ile Boeing arasındaki fark, 2016’da 11 milyar dolardan 2017’de 18 milyar dolara yükseldi. Listede havacılık ve savunma devi Boeing 2.sırada, ayrıca Raytheon, General Dynamics, United Techologies, L-3 Communications ve Northrop Grumman yüksek cirolar ile yer almakta.