Rusya'ya yönelik yaptırımlar: Küresel ekonomi tehdit altında

Batılı ülkeler, Ukrayna’nın işgal edilmesi halinde Rusya’ya karşı ciddi yaptırımlar uygulamakla tehdit ediyor. Söz konusu yaptırımların büyük bölümünün ise ekonomik kaynaklı olması bekleniyor. Ancak dünyanın en büyük ekonomilerinden biri olan Rusya’ya uygulanacak yaptırımlar, Avrupa başta olmak üzere küresel ekonomiyi de etkisi altında bırakabilir.

Rusya-Ukrayna sınırındaki gerilim çatışmalara dönerken, olası bir işgalin engellenmesi için yaptırım seçenekleri tartışılıyor. ABD ve Avrupa ülkeleri, Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesi halinde ciddi yaptırımlar uygulamakla tehdit ediyor. Rusya ise saldırı ve işgal iddialarını reddediyor.

Yaptırımlar büyük ölçüde Rusya’nın ekonomisini hedef alıyor. Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) ülkelerin GSYİH oranlarını baz alarak yayınladığı “Dünyanın En Büyük Ekonomileri 2021” raporuna göre, Rus ekonomisi 1.647.568 dolar ile 11’inci sırada yer aldı. Bu büyüklükteki bir ekonomiye verilen zarar yalnızca Rusya’yı değil küresel ekonomiyi de etkileyecek.

ABD ve İngiltere, Rusya’ya karşı yaptırım uygulanması konusunda çağrıda bulunan ülkeler arasında ön saflarda yer alıyor. ABD Başkanı Joe Biden, geçen hafta yaptığı açıklamada, Putin’i kişisel olarak hedef alan yaptırımlar da dahil olmak üzere birçok karşılığın verilebileceğini gündeme getirdi.

İngiltere Başbakan Yardımcısı Dominic Raab ise, “Rusya bu hamleyi hem işgal hem de kukla bir rejim kurmak için yaparsa çok ciddi sonuçlar doğuracaktır” dedi.

Yaptırımların ne zaman ve nasıl uygulanacağında ise belirsizlikler bulunuyor. Batılı müttefikler arasında Rusya’nın Ukrayna’ya karşı eylemlerinin temelinde ne olduğu konusunda yaşanan anlaşmazlıklar, verilen tepkilerde de uyumsuzluk yaratıyor.

HANGİ YAPTIRIMLAR UYGULANABİLİR?

Batı’nın Rusya’ya karşı uygulaması beklenen yaptırımlardan en çok ses getireni SWIFT oldu. Küresel para transferinin gerçekleştirilmesi için kullanılan sistem, 200’den fazla ülke ve binlerce finans kurumu tarafından kullanılıyor.

İngiltere Başbakanı Boris Johnson, Rusya’nın SWIFT sisteminden çıkarılmasının “güçlü bir silah” olacağını söyledi. Böylelikle Rus bankalarının diğer ülkelerde iş yapması fiilen zorlaştırılacak.

SWIFT yaptırımı, 2012 yılında İran’a karşı kullanıldı. İran, yaptırım nedeniyle petrol gelirlerinin ve dış ticaretinin büyük bir kısmını kaybetti.

Diğer yandan SWIFT yaptırımının Rus finans kurumlarıyla bağları olan ABD ve Almanya gibi ülkeler için de ciddi ekonomik maliyeti olacağı öngörülüyor. Ayrıca Rusya’nın Çinli SWIFT sistemini kullanması veya kripto paralar üzerinden para transferlerini gerçekleştirmesiyle bu yaptırımları aşabileceği düşünülüyor.

Bir diğer yaptırım seçeneği ise Rusya’nın ABD doları içeren finansal işlemlerden men edilmesi. Bu yaptırım kapsamında, bir Rus kurumunun dolar cinsinden işlem yapmasına izin veren herhangi bir firma ceza ile karşı karşıya kalacak. Bu da Rusya’nın dünya genelindeki ticari faaliyetlerini oldukça sınırlıyor. Özellikle petrol ve gaz satışlarının çoğu dolar üzerinden yapıldığı için Rusya ekonomisi üzerinde ciddi sonuçları olabileceği belirtiliyor.

SWIFT veya dolar yerine Rusya’nın uluslararası kredi piyasalarına erişiminin engellenmesi de tartışılıyor. Batılı kurumların ve bankaların hâlihazırda Rus tahvillerini alması kısıtlanıyor. Yaptırım ile bu kısıtlamaların daha da artırılması söz konusu olacak. Böylelikle Rusya, ülke ekonomisini büyütmek için ihtiyaç duyduğu finansmana erişimden mahrum bırakılacak. Ayrıca ülkenin borçlanma maliyeti yükselerek Rusya’nın para birimi rublenin değeri düşecek. Ancak Rusya, olası bir yaptırım ihtimaline karşı yabancı yatırımcıların elindeki borç miktarını azaltarak kendini bu duruma hazırladı.

Kurumsal düzeyde bir başka yaptırım seçeneği ise ABD’nin bazı Rus bankalarını kara listeye alması olarak görülüyor. Kara listeye alınan bankalar dünyadaki herhangi bir kurum ile işlem yapamayacak. Moskova ise bankalarını kurtarmak, enflasyonun yükselmesini ve gelirlerin düşmesini önlemek için gerekenleri yapmak zorunda kalacak. Söz konusu yaptırım, Rusya kadar Rus bankalarında parası olan Batılı yatırımcıları da etkileyeceği için piyasalarda olumsuz etkiye neden olabilir.

Rusya’ya uygulanacak yaptırımlar kapsamında Batı, kilit önemdeki malların Rusya’ya ihracatını kısıtlayabilir. ABD, Amerikan teknolojisi, yazılımı veya ekipmanını içeren ürünleri üreten şirketleri bu doğrultuda engelleyebilir. Küresel çip krizi göz önüne alındığında bu yaptırım otomobillerden akıllı telefonlara kadar birçok sektörü etkileyebilir. Rusya’nın savunma ve havacılık sektörlerinde üretim krizine yol açabilecek kısıtlamalar, ülke ekonomisine de darbe indirebilir.

Rusya’nın ekonomisi büyük ölçüde gaz ve petrol satışlarına bağımlı ve ülke ekonomisi buradan büyük bir gelir elde ediyor. Batı, ülkelerin ve özel şirketlerin Gazprom veya Rosneft gibi büyük Rus enerji şirketlerinden petrol satın almasını yasadışı hale getirebilir. Rusya’dan Almanya’ya uzanan Kuzey Akım 2 doğalgaz boru hattının faaliyetleri de bu kapsamda engellenebilir. Ancak Rus gazı üzerindeki kısıtlamalar, hâlihazırda enerji krizi yaşayan Avrupa’da da fiyatların artmasına ve talebin karşılanamamasına neden olacaktır.

Batı’nın yaptırımları, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin de dahil olmak üzere çevresindeki kişileri hedef alabilir. Bu kapsamda varlıkların dondurulması ve seyahat yasakları uygulanabilir. Ancak benzer yasaklar Rusya’nın önde gelen bazı kişileri için uygulanıyor ve caydırıcı bir etkisinin olduğu görülmedi. Diğer yandan Batı, Rusya’daki seçkin ailelerin yabancı ülkelerdeki varlıklarına erişememeleri ve çocuklarını Batılı okullarda okutamamaları nedeniyle Putin’e baskı uygulayabileceğini düşünüyor.

Kişisel yaptırımların bir diğer ayağı olarak da Rusların Londra’da yatırım yapmalarının ve yaşamalarının kısıtlaması tartışılıyor. Birleşik Krallık’taki banka ve mülklerdeki Rus varlığını nitelendirmek için “Londragrad” tabiri kullanılıyor. Bu da İngiltere’deki Rus yatırımının ne kadar fazla olduğunu gösteriyor. Bazı Amerikan kuruluşlar, Beyaz Saray’ın bu konuda İngiltere’yi daha fazla zorlamasını talep ediyor.

EMTİA FİYATLARINDA ARTIŞ

Rusya’ya karşı uygulanabilecek yaptırım olasılığı, Rus şirketlerin ürettiği ve ihraç ettiği önemli emtia arzına da zarar verebilir. Nikel ve alüminyum fiyatları, arz kesintisi endişesi nedeniyle son birkaç yılın en yüksek seviyelerine ulaştı.

Rusya merkezli Rusal, Çin’den sonra dünyadaki en büyük alüminyum üreticisi. Avrupa, Asya ve Kuzey Amerika şirketin ana pazarları arasında yer alıyor. Bir diğer Rus şirketi olan Nornickel ise dünyanın en iyi rafine nikel üreticisi olarak biliniyor.

Nikel ve alüminyumun yanı sıra Rusya, Avusturya ve Çin’den sonra dünyanın en büyük üçüncü altın üreticisi ve küresel maden üretiminin yaklaşık yüzde 10’unu oluşturuyor. Rus altını, Polyus (PLZL.MM) ve Polymetal (POLYP.L) tarafından ülkenin ticari bankalarına satılıyor ve daha sonra da ihraç ediliyor.

Rusya, kobalt, bakır, paladyum, çelik ve elmas gibi emtiaların arzında da öne çıkıyor. Ayrıca dünyanın en büyük buğday ihracatçısı olan Rusya, 35 milyon buğdayı Türkiye ve Mısır başta olmak üzere diğer ülkelere ihraç ediyor.

PUTİN’İ NE DURDURABİLİR?

Batı, Rusya’ya yönelik yaptırımları tartışırken, Putin’i durdurabilecek tek şeyin olası bir askeri harekatta kaybedeceği insani bedel olduğu öne sürülüyor. CNN’e yazan Matthew Schmidt, Ukrayna birliklerinin saldırıyı durdurması mümkün olmasa da olası bir saldırıyı yavaşlatacak ve Rusya’ya binlerce zayiat verecek kadar profesyonel olduğuna dikkat çekiyor.

GlobalFirepower verilerine göre, Rusya dünyanın en iyi ikinci ordusuna sahip. Ukrayna ise 22’nci sırada yer alıyor. Ancak Ukrayna’nın sivillere silah eğitimi verdiği ve kendini savaşa hazırladığı belirtiliyor.

Diğer yandan analistler, Batı'nın Moskova'yı gerçekten endişelendirebilmesi için Avrupa ve ABD'nin yaptırımlar konusunda tek ses halinde konuşması gerektiğini vurguluyor. ABD'nin Rusya ile olan yıllık ticareti (30 milyar dolardan az), Avrupa'ya kıyasla (yaklaşık 200 milyar dolar) daha küçük olduğu için Avrupa ülkelerinin yaptırımlar konusunda ikna edilmesi gerekiyor. Avrupalı ​​liderler ise Moskova Ukrayna'yı işgal etmedikçe veya sınırda daha ciddi bir krize neden olmadıkça Kuzey Akım 2 ve SWIFT gibi yaptırımlara sıcak bakmıyor.

Rusya'nın Avrupa üzerindeki enerji kaldıracının da ilerleyen dönemlerde etkisi azabilir. Moskova, ticari sebepler nedeniyle gaz arzını durdurabiliyor. Ancak savaş gibi siyasi nedenlerle doğalgaz arzı kesilirse, Avrupa'nın başka kaynaklara yönelmesi gerekecek. Bazı ülkeler ise bu olasılığa şimdiden hazırlanıyor. Bu ayın başlarında Suudi Arabistanlı petrol şirketi Aramco, Polonya rafinerisinde hisse satın aldı. Diğer Avrupa ülkeleri de aynı yolu izlemeye başlarsa Moskova’nın enerji kozu uzun vadede geçerli olmayabilir.

Sonuç olarak, her iki taraf da birbirini tehdit etse de karşılıklı bağımlılıklar ülkelerin hamlelerini kısıtlıyor. Sert ekonomik yaptırımlar her iki tarafı da olumsuz etkileyeceği için söylemden öteye geçirilemiyor. Söz konusu yaptırımlardan biri veya birkaçı uygulamaya konsa bile mevcut sorunun çözümü için yeterli olmayacak ve küresel ekonomide daha büyük sorunlara yol açacaktır.