Ukraynalılar işgal tehdidini nasıl karşılıyor?

Ukrayna’yı sürekli bir işgal tehdidi altında tutan Rusya, Batı’dan gelen yaptırımlara rağmen bölgedeki tutumundan vazgeçmiyor. Hibrit savaş taktiği yürüten Putin hem sahada askeri olarak hem de içeride ekonomi yoluyla Ukrayna’yı çıkmaza sürüklüyor. Peki, Batı'daki işgal söylemleri ve Putin’in açıklamaları Ukrayna'da nasıl karşılanıyor?

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Ukrayna’nın doğusundaki Donetsk ve Luhansk’ın bağımsızlığını tanımasının ardından krizde yeni bir boyuta geçildi. Moskova yönetimi söylemlerini sertleştirirken, Batı ülkelerinde Rusya’ya yönelik yaptırım kararları alındı.

Ukrayna Parlamentosu, Rus destekli ayrılıkçıların kontrolündeki Donetsk ve Luhansk bölgelerinin bağımsızlığının tanınması ve Ukrayna’daki Rus birliklerinin kullanılmasını destekleyen milletvekilleri de dahil olmak üzere 351 Rus’a yaptırım uygulanması kararı aldı. Yaptırımlar ile Ukrayna’ya giriş yasağı getirilirken, varlıklara ve iş lisanslarına erişim engellendi.

Parlamentoda ayrıca Ukraynalılara ateşli silah taşıma ve meşru müdafaa izni veren yasa tasarısı onaylandı. Yasanın devletin ve toplumun çıkarına olduğunu belirten yetkililer, Ukrayna vatandaşları için mevcut tehlike ve tehditler nedeniyle buna ihtiyaç duyulduğunu dile getirdi.

Ukrayna Dışişleri Bakanlığı tarafından çarşamba günü yayınlanan bildiride, vatandaşların Rusya’ya yapacağı “herhangi bir seyahatten kaçınmasını” ve orada bulunanların ise “derhal” ayrılmaları gerektiğini ifade edildi.

UKRAYNALILAR BATIYA NEDEN GÜVENMİYOR?

Ukrayna krizi büyük ölçüde Rusya veya Batı kaynaklı yayınlar çerçevesinde değerlendiriliyor. Ancak Ukraynalıların söz konusu kriz hakkında neler düşündüğü veya Rusya ve Batı’ya nasıl baktığına ilişkin haberler çok fazla yer almıyor.

Rus destekli ayrılıkçıların kontrolündeki Donetsk’ten kaçan Ukraynalı bir kadın, El Cezire’ye verdiği demeçte, ABD Başkanı Joe Biden’in güvenilir olmadığına yönelik eleştiriler getirdi. Afenkina, ABD’den gelen işgal uyarılarını, Demokratların sonbahardaki seçimlerde oy kazanmasına yardımcı olmak için tasarlanmış siyasi bir oyun olarak yorumladı.

Bağımsız anket şirketi Gorshenin Enstitüsü tarafından 2-14 Şubat tarihleri arasında yapılan bir ankete göre, Ukraynalıların yalnızca yüzde 20,4’ünün Rus işgali olacağını düşündüğünü ortaya koydu. Ankete katılanların yüzde 62,5’i ise işgalin yakın bir gelecekte olmayacağını düşünüyor.

Afenkina gibi çok sayıda Ukraynalı, Rusya’nın işgaline inanmıyor ve gelişmelerin ABD’nin jeopolitik oyunlarından biri olduğunu savunuyor. Batı’dan gelen işgal tahminlerine karşı Ukraynalılardan eleştirel bir tavır var. Birçok Ukraynalı, siyasi ve ideolojik olarak tartışmalar yaşansa bile yabancı bir tehdit karşısında birleşme ve harekete geçme eğiliminde olduklarının altını çiziyor. Ancak söylenenlerin aksine ülkeyi terk eden veya olası bir saldırı sonrası kaçma planı yapan birçok Ukraynalının olduğu da biliniyor. Sadece 13 Şubat’ta 20 charter uçağının ve özel jetin Kiev’den ayrıldığı belirtiliyor.

PUTİN İSTEDİĞİNİ ALIYOR: UKRAYNA EKONOMİSİNDE HİBRİT SAVAŞ  KRİZİ

Önceki yıllarda büyük ölçüde Rusya yanlısı olan Mariupol şehri sakinleri, Ukrayna bayrağı ve ulusal marşlarla Putin’e tepki gösterdi. “Rusya burada hoş karşılanmıyor” mesajı veren göstericiler, Rus “barışı” istemediklerini söyledi.

Azak Denizi’nden gelebilecek saldırılara karşı savunmasız olan stratejik liman kenti Mariupol, çatışmaların tırmanması halinde en fazla risk altında olan bölgeler arasında yer alıyor.

Doğu Ukrayna'da çoğunlukla Rusça konuşuluyor ve Rus devlet televizyonu ücretsiz olarak kullanılabiliyor. Bu da Moskova'ya duyulan sempatinin bir zamanlar yaygın olduğu anlamına geliyor. Bununla birlikte, sekiz yıllık çatışmadan sonra bölgedeki yoksulluk seviyesinin artması Rusya’ya yönelik sempatinin kayıtsızlığa ve hatta düşmanlığa dönüşmesine neden oldu.

Sovyet sonrası devletler üzerine araştırmalar yapan Avrasya Demokrasi Girişimi’nin Direktörü Peter Zalmayev, savaş bölgesinde olmanın bir miyop etkisi yaratarak yanlış bir güvenlik duygusu yarattığı yorumunda bulundu. Ukraynalıların savaşa alıştığını ve günlük hayatlarını etkilemediğini belirten Zalmayev, bunun değişmek üzere olduğunu söyledi.

Ukrayna’daki krizin derinleşmesiyle birlikte başkent Kiev’deki büyükelçilikler ve uluslararası ofisler birer birer kapatıldı. Sigorta şirketlerinin Ukrayna’ya inen uçakları kapsamasına izin vermemesi üzerine uçuşlar ardı ardına iptal edildi. Yüz milyonlarca dolarlık yatırım ise haftalar içinde eridi. Ukraynalı işletmeler ülkedeki savaş ihtimali nedeniyle önlerini görmekte zorlanıyor.

Kievli bir restoran işletmecisi Ievgen Klopotenko, mutfaklarında sadece birkaç günlük stok tuttuğunu söyledi. Uzun vadeli plan yapamadığını belirten Klopotenko, "Bir şey olursa da açık olacağım. Ordu için yemek yaparım" ifadelerini kullandı.

Rusya’nın askeri tehdidini sürdürerek Ukrayna’yı sürekli bir alarm durumunda tutması, ülke ekonomisi açısından da büyük bir kriz yarattı. Diğer yandan, Rusya’nın niyetinin aslında bir hibrit savaş olduğu ve tehdidi sürdürerek Ukrayna’yı ekonomik anlamda da bitirmek istediği öne sürülüyor. Ülkenin ulusal para birimi Grivna, ocak ayında başlayan krizden bu yana istikrarlı bir şekilde değer kaybediyor.

ABD'li diplomat Daniel Fried, Rusya'nın “Ukrayna'nın yavaş yavaş boğulmasını” planladığını ve bunu da başardığını söyledi. Fried, “Havayolları Kiev'den çekiliyor, Rusya'dan değil. Putin istediği bir şeyi savaş olmadan elde ediyor” dedi.

Dünya Bankası, Ukrayna’nın kısa ve uzun vadeli finansmanına destek olmak için mart ayı sonuna kadar 350 milyon dolarlık bir ödeme yapılacağını açıkladı. Cumartesi günü Zelenski ile görüşen Dünya Bankası Başkanı David Malpass, Ukrayna halkını ve ekonomisini desteklemeye devam edeceklerini söyledi.

Avrupa Parlamentosu ise bu yıl finansman ihtiyaçlarını karşılamak için Ukrayna'ya 1,3 milyar dolarlık kredi verilmesini onayladı.

Ocak ayı sonlarında Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski, ülkedeki hesaplardan 12,5 milyar doların çekildiğini söyledi. Geçen hafta ise ülkeden kaçan milletvekillerini ve iş insanlarını geri dönmeye çağırdı.

Ekonomi ve İşletme Merkezi tarafından yapılan bir araştırma, Rusya ile olan çatışmanın Ukrayna'ya 2014 ve 2020 yılları arasında 280 milyar dolarlık gayri safi yurtiçi hasılaya mal olduğunu tahmin ediyor ve bu kayıpların bu yıl artması bekleniyor.

YENİ BİR GÖÇMEN KRİZİ KAPIDA

Ukrayna’yı kuzeyde, güneyde ve doğuda geniş çaplı bir Rus işgali beklerken, Orta Avrupa ülkeleri ise potansiyel bir göçmen kriziyle karşı karşıya. Çek Cumhuriyeti, Macaristan, Polonya ve Slovakya, olası bir göçmen dalgasına hazırlandıklarını açıkladı. En kötü senaryoda beş milyon Ukraynalının ülkeyi terk edebileceği tahmin ediliyor.

Polonya, bir milyona yakın göçmen için hazırlık yapıldığını açıkladı. Putin’e yakın Macaristan Başbakanı Viktor Orban ise yüz binlerce kişinin ülkeden kaçabileceği konusunda uyarıda bulundu. Slovakya Savunma Bakanı Jaro Nad, “Ukrayna’dan çok sayıda göçmenin topraklarımıza gelme olasılığına hazırlanıyoruz” dedi.

Birleşmiş Milletler (BM) tarafından salı günü yapılan açıklamada, Ukrayna’dan ayrılan çok fazla kişi olmadığını, ancak durumun son derece değişken olduğunu ve göçmenleri korumaya hazır olduklarını bildirdi.

Varşova'daki Halkla İlişkiler Enstitüsü Direktörü Dr. Jacek Kucharczyk, “Ukraynalılar AB ve Polonya'ya vizesiz girebilir. Bu yüzden sınır çitlerini zorlayan kalabalıklar görmeyeceğiz. Muhtemelen mülteci statüsü bile aramadan girecekler” yorumunda bulundu.

Kucharczyk’in söylediğini destekleyen bir başka gösterge de Avrupa’nın Ukraynalı göçmenleri almaya hazır olması gösterilebilir. Bölgedeki devletler son yıllarda Afrika ve Orta Doğu’dan gelen göçmenlere kapılarını kapatmıştı. Ancak artan işgücü sorununu çözmek için Ukraynalı göçmenlerin geçişine izin verebilecekleri düşünülüyor. Orta Avrupa’da hâlihazırda iki milyon Ukraynalının yaşadığı belirtiliyor. Bu da yeni gelenlerin entegrasyon problemi yaşama ihtimalini düşürüyor.

RUSYA VE ÇİN ÖNCÜLÜĞÜNDE OTOKRASİ DALGASI

Ukrayna, 2019 seçimlerinde oyların yüzde 73’ünü alan Batı yanlısı Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenski’nin yönetiminde demokratik bir ülke. Zelenski’nin liderliği ve son yıllarda yapılan anketler, Ukraynalıların çoğunun Rusya’dan çok Avrupa veya ABD gibi ülkelerde yaşamak istediğini gösteriyor.

Siyaset bilimciler son yıllarda demokrasinin dünya genelinde düşüşte olduğu konusunda uyarıyor. Ülkelerdeki otokratik eğilim “demokratik bir durgunluk” olarak nitelendiriliyor. Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik baskısı da bir otokrasinin demokrasiyi zorla ele geçirmesi şeklinde yorumlanıyor ve söz konusu demokratik durgunluğa katkı sağlayacak bir olay olarak görülüyor.

Carnegie Moskova Merkezi'nden Alexander Gabuev, “Geleneksel değerleri destekleyen otoriter rejimlere karşı engellenemez bir değişimi yansıtan yeni ve çok kutuplu bir düzen şekilleniyor. Cesaretli, yeniden dirilen Rusya, yükselen Çin ile birlikte bu yeni düzenin arkasındaki ön güç” yorumuyla dünyada değişen dengelere dikkat çekti.

Diğer yandan, Ukrayna krizinde Avrupa ülkelerinin ortak bir strateji çerçevesinde toplanmaması eleştiriliyor. Almanya’nın enerjideki endişeleri nedeniyle Rusya’ya yeterli tepkiyi göstermediği belirtilirken, Fransa Maliye Bakanı Bruno Le Maire’nin “İşgalin, bu durum için doğru kelime olmadığını düşünüyorum” açıklaması tepki çekti.

Cumartesi günü Almanya’nın Münih kentinde düzenlenen Güvenlik Konferansı’nda konuşan Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenski ise Ukrayna’nın Rus ordusuna karşı Avrupa’nın “kalkanı” olduğunu ve daha güçlü bir uluslararası desteği hak ettiğini ifade etti.