Rusya - Hindistan ilişkilerinde yeni perde

Rusya - Hindistan ilişkileri İngiltere’de değişen yönetimin ardından yeni bir sürece doğru ilerliyor. Peki, Rusya’nın Ukrayna savaşının ardından Batı’dan kopmasının da etkisi ile ki ülke arasında ilişkilerin geleceği nasıl şekillenecek?

Rusya, Ukrayna’yı işgal etmesinin ardından Batı blokundan tecrit edildi. Yaptırımlar ile kuşatılan Moskova yönetimi ticari açığını Çin üzerinden kapatmaya çalışsa da Jinping’in tereddütü ile karşılaştı.

Özellikle Şanghay İşbirliği Örgütü’nün Semerkant’ta düzenlenen son toplantısı Rusya - Çin arasındaki kırılma noktalarını bir kez daha gözler önüne serdi.

Bölgede Rusya ile ilişkilerinde dönüşüm geçiren tek ülke Çin de değil üstelik. Rusya - hindistan ilişkilerinde başlayan yeni dönem, Soğuk Savaş boyunca oluşturulan,

- Hindistan - Sovyet silah satışları,
- Ortak kamu sektörü ağırlıklı ekonomik felsefe ve kapsamlı Sovyet yardımları,
- Sovyetler Birliği - Hindistan ya da Amerika Birleşik Devletleri - Pakistan - Çin hattındaki jeopolitik dengeler.

Sovyetler Birliği'nin çöküşü, Hindistan ve Çin'in yükselişi, ABD-Çin gerilimleri, ABD-Hindistan ilişkilerinin derinleşmesi ve Rusya'nın Batı'dan kopması ve Ukrayna'ya karşı savaşla yoğunlaşan Rus-Çin ittifakının sarsılmasına neden oldu.

Aradan geçen zamanda Moskova - Yeni Delhi arasındaki ittifakın yalnızca bir ayağı kaldı; silah ticareti.

Moskova Hindistan’ın bir numaralı silah tedarikçisi olmaya devam etmesine rağmen Hindistan'ın silah tedarikini çeşitlendirme ve kendi savunma sanayisini geliştirme arzusu, son yıllarda Rusya'nın Hindistan'a yaptığı silah teslimatlarının azalmasına neden oldu.

Ukrayna savaşının ardından Batı’dan tamamen koparılmaya çalışılan Rusya, hızla Çin’e yönelirken ABD-Çin ve Çin-Hindistan gerilimlerinin arka planında, Moskova’nın Pekin yönetiminin küçük ortağı olması, Rusya - Hindistan ilişkilerinde dengenin korunmasını da her geçen gün zorlaştırıyor.

Hindistan’ın, Rusya’ya yönelik yaptırımlara katılmaması iki ülke arasındaki ilişkilerin hâlihazıpda sürdürülmesine olanak tanırken ‘bağımsız’ bir dış politika mesajını da iletmiş oldu.

İki asırdır devam eden ilişkilerin Moskova yönetimi için önemli bir silah ve petrol pazarı olan Yeni Delhi’nin önemini artırırken, aynı zamanda ‘zayıf’ bir el ile büyük oynamak olarak da yorumlandı.

Çin'in Rusya'nın Hindistan'a yaptığı silah satışlarına herhangi bir tepki vermesi halinde kısa sürede iplerin kopacağına işaret eden uzmanlar, Vladimir Putin ve Xi Jinping arasındaki coğrafi yakınlık, ekonomik bağlar ve kişisel ilişkiler nedeniyle, Moskova’nın Pekin’i tercih etmesini kaçınılmaz olarak nitelendirdi.

ABD Ulusal İstihbarat Konseyi’nden Eugene Rumer Carnegie’de yer alan makalesinde, Rusya'nın 24 Şubat 2022'de Ukrayna'yı işgal etmesinin ardından iki Rusya - Hindistan ilişkilerinin muhtemel dönüşümünü dört maddede değerlendirdi.

Rusya’nın neden Pekin’i tercih edeceğine de değinen Rumer;

- Rusya, Çin ile daha yakın ilişkiler peşinde,
- Rusya için Çin'le olan bağlarının Hindistan'dan önemi daha büyük,
- Rusya'nın Hindistan'ın dış politika gündemindeki önemi azaldı,
- Hindistan'ın ABD ile artan güvenlik ilişkisi olarak sıraladı.

Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin etkilerinin onlarca yıl hissedileceğinin altını çizen Rumer, NATO’yu harekete geçiren hamlenin Vladimir Putin'in liderliğindeki Rus dış politikasının damgasını vurmasına neden olduğunu da işaret etti.

İlk olarak Rusya’nın 2014 yılında Kırım’ı ilhak etmesinin ardından gelişen Pekin - Moskova ilişkileri, Washington ile giderek artan düşmanca tavır nedeniyle pekişti. Barack Obama döneminde başlayan Washington - Pekin gerilimi ise Asya-Pasifik’te dengelerin de değişmesini beraberinde getirdi.

Hindistan'ın ekonomik gücünün artması, jeopolitik hırslarının genişlemesi ve ABD ile ortaklığının ilerlemesi, Rusya'nın stratejik ve ekonomik bir ortak olarak konumu Soğuk Savaş dönemine göre azaltırken, Çin’in ülkeye olan ilgisini de her geçen gün azalttı.

Hindistan'ın Çin ile ilişkilerinde birkaç kez yumuşama girişiminde bulunulmasına rağmen 1962’den bu yana devam eden sınır krizi, iki ülkenin ayrışmasını hızlandırırken Yeni Delhi uluslararası ayak izini genişletmek ve ABD ile ortaklığını da içerecek biçimde Çin ile ilişkilerini derinleştirmeyi umuyor.

Rusya ise Batı’dan koparken Asya’da Çin - Hindistan geriliminin ortasında yeni bir iletişim dili oluşturmaya çalışıyor. AUKUS’un ardından bölgede artan gerilimin ana hattının Tayvan olarak görülmesine rağmen uzun yıllardır devam eden sınır anlaşmazlıklarının müttefikler üzerinde etkili olması bekleniyor.