Bilim insanları robot nesli oluşturuyor!

Yapay zeka ve robotik çalışmalarının bir araya geldiği noktada bilim insanları, kendi kendisini geliştirebilen robotlar üretmeyi hedefliyor. Evrimsel robotik olarak adlandırılan bu alan, bir nevi robot nesilleri oluşturarak türünün en iyisinin ortaya çıkmasını sağlıyor.

Şeyda Kübra Ayaz

seydaayaz@intell4.com

Yapay zeka teknolojilerinde giderek daha insana yakın modellemeler yapılıyor. Aslında bu süreç birbirini besleyen iki alan. Bilim insanları insan beynini anlamak için yapay zeka modellemelerini kullanırken, yapay zeka teknolojileri de bu modellemeler üzerinden daha da geliştiriliyor. Dolayısıyla da beynin temel işlevleri nesneler üzerinde yeniden modellenmiş oluyor.

İnsanın, kendi dışına çıkarak bir nesne olarak kendisini incelemesi yapay zekanın geliştirilmesindeki temel motivasyon. Geliştirilen teknolojiler itibariyle de yapay zeka çalışmalarının insanı anlamak ve daha iyi bir modelini yapmak için olduğu söylenebilir. Nihayetinde insan zihninin birebir modellenebilmesi ise mevcut çalışmalara göre çok da uzak bir gelecek değil. Üstelik bu modelleme, insanların fiziksel yetersizliklerine sahip olmayacak şekilde tasarlanmış olacak.

ROBOT NESİLLER NASIL OLUŞTURULACAK?

Robot denildiğinde birçok kişinin aklına daha geleneksel anlamda tüm hareketleri kodlanmış ve basit hareketler yapabilen robotlar gelebiliyor. Dolayısıyla da bu robotların yaptığı her şeyin önceden belirlenmiş olduğu algısı oluşuyor. Ancak gelinen noktada, robotlara davranış ve öğrenme algoritmaları yükleniyor. Davranış temelli robotik sayesinde artık robotlar konuşulanı anlama, çıkarım yapabilme ve korelasyon kurma gibi becerilere sahip oluyor.

Biyolojik olmayan zeka, kendi kendini geliştirerek tasarımını daha üst seviyelere de çıkarabiliyor. Evrimsel robotik olarak adlandırılan bu alanda aslında insanların tasarım becerilerine muhtaç olmayan ve kendi kendini geliştirebilen robotlar geliştirmek hedefleniyor.

Evrimsel robotik, Lozan Teknoloji Enstitüsü’nde (EPFL) görev yapan Dario Floreano, Laurent Keller ve Francesco Mondada’nın 1990’lı yılların başında yapmış olduğu çalışmalarla daha da tanınırlık kazandı. Sürü davranışları üzerinde çalışan ekip, doğada görülen davranışları robotlarda modellediler. Ardından da robot sürüsü içerisindeki tekil robot davranışlarının, sürünün tamamının davranışlarını doğrudan bir şekilde etkilediğini ortaya koydular.

Belirli bir programlamaya sahip olmayan, rastgele özellikteki robotların tabi tutulduğu görevlerden en başarılı sonuçları alanlar seçiliyor. Böylece “robot nesilleri”nde en iyi olanlar ayıklanarak, bir sonraki nesilde kendi kendisini geliştirmeye devam ediyor. Bu algoritma, önceden belirlenmiş bir süre geçene veya bazı hedef performans ölçütleri aşılana kadar sürüyor.

Evrimsel robotik alanındaki çalışmalar, simülasyonlar üzerinden değerlendiriliyor. Çünkü binlerce veya milyonlarca üretilen tasarımların fiziksel olarak test edilmesi hem zaman hem de ekonomik açıdan oldukça külfetli.

İNSANSI ROBOTLAR ÇIĞIR AÇACAK

Son yıllarda servis yapan robotlar gibi farklı alanlarda geliştirilmiş basit robot uygulamaları örnekleri çıktı. Ancak bunların yanı sıra, çok daha gelişmiş hem yerli hem de yabancı robot örnekleri bulunuyor. Asimo, Atlas, Romeo, Nao, Turgay ve Lale gibi birçok insansı robot geliştirildi. Bu robotlar oturabiliyor, merdiven çıkabiliyor, konuşabiliyor ve hatta duygulanabiliyor.

Japon otomotiv şirketi Honda tarafından geliştirilen Asimo, insanlar gibi yürüyebiliyor ve koşabiliyor. 2005 yılında yapılan geliştirmelerle birlikte Asimo’ya insanlarla konuşabilme ve servis yapabilme gibi özellikler de eklendi.

Robot Sophia

 
İnsana en çok benzeyen robot olarak nitelendirilen Robot Sophia, Hong Kong merkezli Hanson Robotics tarafından geliştirildi. 2017 yılında Riyad’da düzenlenen Geleceğin Yatırım Girişimleri adlı etkinlikte Sophia, vatandaşlık hakkına sahip olan ilk robot olarak Suudi Arabistan vatandaşlığı aldı. Özel bir yazılıma sahip robot, insanlarla göz teması kurabiliyor ve insanları tanıyabiliyor. İnsansı robot, son dönemde ürettiği sanat eserleriyle yeniden gündeme geldi.

Google’ın sahibi olduğu Boston Dynamics’in ABD Savunma İleri Araştırma Projeleri Ajansı ile geliştirdiği Atlas, insan gibi yürüme, ellerini kullanma ve tırmanma yeteneğine sahip. Atlas’ın yeni geliştirilen versiyonunda enerji ihtiyacını karşılayabildiği bataryası da bulunuyor.

Yapay zeka alanında çalışan bilim insanları, robotların kendini geliştirmesini bebeklerin öğrenme sürecine benzetiyor. İnsanlarla iletişim kurarak ve zaman içinde kendini geliştiren bebekler gibi yapay zekaya sahip robotlar da çevresiyle iletişim kurarak bilişsel yeteneklerinin geliştirebiliyor. Bu mantıktan yola çıkarak geliştirilen iCUB, birden fazla Avrupa üniversitesinin katılımından oluşan RobotCubConsortium tarafından oluşturuldu. iCub’un ismi “Cognitive Universal Body” yani “bilişsel evrensel vücut” kelimelerinin baş harflerinden oluşuyor.

Japon robot üreticisi Softbank’ın geliştirdiği Pepper, ilk duygusal robotlardan biri. İnsan gibi hareket eden ve çeşitli duygulara tepki verebilen robot, bazı basit komutları da yerine getirebiliyor.

Robotik alanında Türkiye’de de birçok çalışma yapılıyor. Boğaziçi Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. H. Levent Akın liderliğinde doktora ve yüksek lisans öğrencileri tarafından geliştirilen Robot Turgay, insanların konuştuklarını anlayabiliyor ve birden fazla dilde konuşabiliyor. Robot Tugay’ın müze gibi insan kalabalığının ve dinamiğinin fazla olduğu ortamlarda kullanılması amaçlanıyor.

Yapay zekanın kullanıldığı insansı robotların yanı sıra akıllı telefon, akıllı ev cihazları, sağlık sektöründe kullanılan cihazlar gibi birçok örneği de bulunuyor. Bu örneklerin zamanla insan hayatının vazgeçilmez unsurları haline geldiği de bir gerçek. Öte yandan, bilim insanları, yapay zekadaki önemli gelişmelerin de insansı robotlardan ziyade yazılım olarak gerçekleştirileceğini belirtiyor.

TEKNOLOJİK TEKİLLİK ÇAĞI MI GELİYOR?

Peki, yapay zeka insanlardan bağımsız olarak sürekli kendini geliştirmeye devam ederse ne olur? Vernor Vinge’nin 1993 yılında yazdığı “The Coming Technological Singularity” ile tam karşılığını bulan teknolojik tekillik kavramı, yapay zekanın kendi kendine gelişmeye devam ederek insan zekasının ötesine geçeceği noktayı işaret ediyor. 

Vinge, teknolojik tekilliği açıklarken, "Yakında kendimizden daha büyük zekalar yaratacağız. Bu gerçekleştiğinde, insanlık tarihi bir tür tekilliğe, bir kara deliğin merkezindeki düğümlü uzay-zaman kadar aşılmaz bir entelektüel geçişe ulaşacak ve dünya anlayışımızın çok ötesine geçecek" ifadelerini kullanıyor.

Yapay zekanın teknolojilerinin gelişiminin farkında olan birçok kişi bu alanı takip ediyor ve yatırım yapıyor. Bunlar arasında Google (2014 yılında Deep Mind isimli firmayı satın aldı), Facebook (Yapay Zeka Laboratuvarı’nı kurdu) ve Elon Musk (yapay zeka çalışmalarına milyon dolarlar harcadı) gibi teknoloji alanındaki önde gelen isimler bulunuyor.

Stephan Hawking ve Bill Gates gibi isimler ise yapay zekanın ve robotların geleceğine dair uyarıyor. Bu uyarıların altında yatan temel neden, insan zekasına sahip biyolojik olmayan sistemlerin bilgi ve becerileri elektronik hızlarda paylaşmak gibi insanların yapamadığı eylemlerin gerçekleştirilmesini sağlayabilecek olması. Bu seviyeye ulaşan bir yapay zeka, insanların düşünmediği fikirleri kavrayabilir ve bugün sahip olduğumuz her şeyden daha gelişmiş teknolojik araçlar icat edebilir.

Bilim insanları bu tekillik hedefinin çok da uzak olmadığını düşünüyor. Düşünebilen, algılayabilen, duygulara sahip olan ve kendi kendini geliştirebilen robotların geliştirilmesi artık uzak bir gelecek değil. Bu hedefe aslında kısmen de olsa ulaşıldı. Yapay zekaya sahip birçok farklı robot çeşidi geliştirildi ancak bu özelliklerin birleştirilmesi henüz yapılamadı. İnsan beyninin daha iyi anlaşılmasıyla yapay zeka gelişmeleri de beraberinde gelecek. Mevcut gelişmelere bakınca geleceğin yapay zeka ve robotik teknolojileri etrafında şekilleneceğini söylemek mümkün.