Raportör Amor ne demek istedi?

Avrupa Parlamentosu’nun yeni Türkiye Raportörü olan Nacho Sanchez Amor, Türkiye ile ilgili açıklamalarda bulundu. Türkiye’nin meşru güvenlik kaygılarını anlayışla karşıladıklarını belirten Amor, “Türkiye'nin meşru güvenlik kaygılarını gidermek için attığı adımlar, uluslararası hukukla bağdaşmıyor." diyerek gelir gelmez aba altından sopa göstermeye çalıştı lakin, sopa Türkiye’nin elinde bulunuyor.

Raportör Amor ne demek istedi?

Terör sempatizanlığı ile bilinen Kati Piri’nin yerine gelen Amor’u zor bir görev bekliyor. Selefi, terör mensupları ile kol kola poz vermekten çekinmeyen, her fırsatta Türkiye aleyhine açıklamalar yapan ve Türkiye lehine herhangi bir haletiruhiyeye sahip olmayan bir raportördü. Bu algının yıkılması adına yeni raportör Amor’un ismi ümit vadediyor. 

FETÖ firarisi Aykan Erdemir ve Kati Piri

 

Türk silahlı Kuvvetleri’nin Barış Pınarı Harekatı nedeniyle Türkiye-AB ilişkileri gergin günler geçiriyor. Türkiye’yi tehdit eden başta Fransa olmak üzere birçok Avrupa ülkesi , Türkiye’ye yaptırım uygulamak için toplandı lakin, bir sonuç elde edilemedi. Özellikle Fransa Cumhurbaşkanı Emanuel Macron’un SDG/PKK sözcüsünü ağırlaması, Avrupa’nın düştüğü acziyeti gözler önüne seriyor.

Türkiye ile ilişkilerinde Türkiye’nin hep AB’ye muhtaç olduğu algısı üzerinden bir tutum sergileyen Avrupa Birliği, iplerin elinden kaydığını anladıkça itibar kaybına neden olacak tuhaf davranışlar sergiliyor.  Türkiye'nin operasyonuna engel olamayan ve ABD-Rusya-Türkiye üçlüsünün dışında kalarak Ortadoğu’daki varlığını kaybetmeye başlayan AB ülkeleri, bunu açıkça belirtiyor. Fransa’da yayın hayatını sürdüren France24 gazetesi, Türkiye’nin operasyonunun Suriye denkleminde Avrupa’ya çok büyük darbe vurduğunu kaydetmişti.

Tüm bu olumsuzlukların arasında Avrupa Parlamentosu’nun yeni Türkiye Raportörü Amor, adıyla şimdilik ümit vadediyor. İsminin Türkçe karşılığı ‘aşk’ olan raportör, ayağının tozuyla ilk mülakatını Anadolu Ajansı’na verdi. Amor, Türkiye ile ilgili:

“Türkiye, sadece güvenlik ve göç değil her açıdan çok önemli bir ortak. Bunu sürekli dile getiriyoruz. Bu nedenle keskin eleştiriler, büyük sorun teşkil ediyor. Türkiye'nin sığınmacılar konusunda yaptıkları ise Avrupa değerlerini yansıtan belirgin bir örnek. AB, her zaman sığınmacıları kabulü konusunda Türkiye'yi takdir etti."

ifadelerini kullandı. Buna ek olarak Türkiye’nin meşru güvenlik kaygılarını anladıklarını lakin Suriye’nin kuzeyine düzenlenen operasyonun uluslararası hukuka aykırı olduğunu belirterek aba altından sopa gösterdi ancak sopa, Türkiye’nin elinde bulunuyor.

Avrupa için Türkiye, Ortadoğu ve Asya merkezli enerji kaynaklarına ulaşmak için belkide yegane alternatif. Rus enerjisine bağımlılığını azaltmanın en ucuz yolu, Türkiye üzerinden gelen enerji hatları. Rusya’nın 2008 yılındaki Ukrayna krizinde doğalgazı kesmesi, bu gücü bir tehdit unsuru olarak da kullanacağını göstermesi sadece AB için değil tüm ülkeler için bir ulusal güvenlik sorunu oluşturuyor.

Bir diğer mesele ise boğazlar. Boğazlar, Türkiye’nin stratejik konumunun göz bebeği. Rusya’nın dünyaya açılmak için Türk boğazlarına muhtaç olması durumu, Türkiye ile iyi ilişkilere sahip AB için bulunmaz bir nimet olarak bulunuyor.

Ayriyeten, belkide AB için en önemlisi sığınmacılar meselesi. Türkiye, sığınmacılar için ‘AB’den önceki son çıkış’ konumunda. Bu çıkışında kapanmasıyla birlikte, sığınmacıların büyük çoğunluğunun istikameti Almanya ve Fransa olacak. Mültecileri kabul etmek istemeyecek olan bu iki ülke, mültecileri paylaşmak isteyecek lakin, İtalya gibi birçok AB üyesi devlet bu anlaşmaya şimdiden karşı.

Bu mesele, AB’nin dağılması noktasında kendi içinde çok önemli dinamikleri barındırıyor. Aşırı sağın yükselmesi, Schengen serbest dolaşım sisteminin ortadan kaldırılması, iç çatışmalar, sınırların kapatılması, siyasi kopuşlar ve ardından ekonomik kopuşlar gibi dinamikler, birliğin bütünlüğü için adeta bir korkulu rüya. Tüm bunlara Brexit süreci ile Birleşik Krallık’ın AB’den çıkışı ve Frexit’in sağcı lider Le Pen tarafından dillendirilmesi dinamiklerin adeta dinamit olduğu, Avrupa Birliği’nin artık bir gerçeği.

Türkiye’ye yaptırım yapmak için toplanıp birbiriyle tartışmaktan başka şimdilik bir iş yapamayan AB ülkeleri, bütün bunlara rağmen Türkiye’ye yönelttiği hakaret ve tehdit içerikli açıklamalar, kendilerinde yüzyıllardır alışkanlık haline gelmiş "tek taraflı kazanç" anlayışını açığa çıkarıyor. Bu minvalde, yeni göreve başlayan Amor’un gelir gelmez Türkiye ile ilgili iyi niyet şemsiyesi altından diş gösteren açıklamaları, Türkiye tarafından yukarıda belirttiğimiz kronik kibrin ve gelecek korkusunun tek çare olan kelimelerle dışa vurumu olarak algılanıyor.