Quad İttifakı: ABD liderliğinde Asya NATO’su

ABD, Japonya, Hindistan ve Avustralya arasındaki Dörtlü Güvenlik Diyaloğu (QSD), Çin’in uluslararası sahnede giderek yükselmesiyle yeniden canlandırıldı. Mart ayında Biden’ın çağrısıyla bir araya gelen ittifak liderleri, Hint-Pasifik bölgesinde koordinasyonun artırılmasına odaklandı. Peki, Asya’da şekillenen yeni dünya düzeninde Quad ittifakının rolü ne olacak?

Dörtlü Güvenlik Diyaloğu (QSD) ya da diğer adıyla Quad ittifakı, ilk olarak 2004 yılında Hint Okyanusu’nda meydana gelen yıkıcı deprem ve tsunaminin ardından ABD, Japonya, Hindistan ve Avustralya'nın bölgedeki insani yardım faaliyetleri sırasında ortaya çıktı. Ancak ilk somut adım, 2007 yılında Japonya Başbakanı Şinzo Abe’nin girişimiyle atıldı.

Yaklaşık 10 yıl boyunca etkinlik göstermeyen ittifak, 2017 yılında eski ABD Başkanı Donald Trump’ın Çin’e karşı politikaları sertleştirmesiyle yeniden ön plana çıktı. İttifak ülkeleri, 2017 yılında Filipinler’in başkenti Manila’da bir araya gelerek, “Quad’ın yeniden doğuşu”na imza attı.

Dört ülkenin Quad çerçevesinde görüşmelerini artırmasından rahatsız olan Çin, tepkisini ülkelere nota göndererek gösterdi.

Ülkeler arasındaki ideolojik ve coğrafi farklılıklar, ittifakın niyeti ve geleceği hakkında tek bir varsayımın oluşmasına neden oldu. Bu da Çin’in yükselişini kontrol altına alacak bir ağ oluşturmak.

Nitekim dönemin dışişleri bakanlarının Tokyo’da bir araya geldiği 6 Ekim 2020 tarihinde ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Çin’in bölge için bir tehdit olduğunu dile getirdi. Quad çatısı altında Çin’in ilk kez tehdit olarak nitelendirilmesi, ittifakın bundan sonra nasıl bir yol izleyeceğini de göstermiş oldu.

DÖRTLÜNÜN ÇİN’İ KUŞATMA ÇABASI

Dünyanın en büyük ekonomik ve askeri gücüne sahip olan ABD, Doğu Asya’dan başlayarak tüm dünyayı etkisi altına alan Çin’e alan açmak istemiyor. Rusya ve Çin’i ulusal güvenlik stratejisinde rakip olarak tanımlayan ABD, iki ülkenin iş birliği kurmasından rahatsız. Dolayısıyla NATO ve Quad gibi ittifaklarla Çin’i kuşatarak bölgedeki etkisini azaltmaya çalışıyor.

Avustralya, Çin ile olan ilişkileri nedeniyle ittifakın kurulma aşamasında daha mesafeli duruyordu. İttifak çatısı altında yapılan ilk tatbikat olan Malabar deniz tatbikatına katılmak istemeyen Avustralya, 2017 yılından itibaren grubun canlanmasıyla daha çok dahil oldu. Ardından 2020 yılında gerçekleştirilen Malabar tatbikatına katılarak Çin’e karşı tavrını ortaya koymuş oldu.

Avustralya Başbakanı Scott Morrison’un mart ayında yaptığı bir açıklamada ittifakın gayri resmi devam edeceğini açıklaması, Pekin yönetimindeki endişeleri yatıştırma çabası olarak yorumlandı.

Çin ve Japonya arasındaki ticaret hacminin büyük olmasına rağmen iki ülke arasında ilişkilerde gerginlikler meydana geldi. Çin’in bölgede toprak ihlali yaptığı konusunda endişelerini dile getiren Japonya, Pekin yönetiminin askeri faaliyetlerine de sık sık tepki gösteriyor.

Japonya Başbakanı Yoşihide Suga’nın yurt dışı ziyaretleri sırasında dörtlü ittifaka işaret ederek bir Asya NATO’su kurma niyetinde olmadıklarını belirtti.

Çin ile ekonomik bağı olan bir diğer ülke de Hindistan. Ancak Güney Çin Denizi’ndeki askeri faaliyetleri nedeniyle Çin-Hindistan ilişkilerinde de tansiyon arttı.

Quad ittifakını başlangıçta tehlikeli görmeyen Çin ise 2020 yılında yeniden canlandırılan ve kendisini hedef alan gruba daha sert tepki gösterdi. Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, Washington’u bir “Hint-Pasifik NATO’su” kurmakla itham etti.

Üye ülkeler Çin ile doğrudan karşı karşıya gelmemek için ittifakın Çin’e karşı olduğu iddialarını reddetti. Ancak 2020 yılında gerçekleştirilen Malabar ortak deniz tatbikatı, Çin’in söylemlerini haklı çıkardı ve grubun niyetini bir kez daha gözler önüne serdi. Savaş gemileri, denizaltılar ve savaş uçaklarının bulunduğu Malabar tatbikatı, ittifakın Pekin’e karşı en ciddi hamlesi olarak nitelendirildi.

BIDEN DÖNEMİ İLE İTTİFAK GÜÇLENDİ

Joe Biden’ın 2021 yılının başında başkanlığa gelmesiyle ittifaktaki diyalogları en üst seviye taşıdı.

Biden’ın göreve gelmesinden yalnızca bir ay sonra Quad Dışişleri Bakanları düzeyinde görüşmeler yapıldı. Bakanlar, “Serbest ve Açık Hint-Pasifik” vizyonu doğrultusunda iş birliği mesajı verdi.

Ardından bir ay sonra mart ayında ilk kez liderler düzeyinde zirve gerçekleştirildi. 12 Mart’taki Quad ittifakının ilk liderler zirvesi, pandemi nedeniyle çevrimiçi olarak yapıldı. Zirveye ABD Başkanı Joe Biden, Japonya Başbakanı Yoşihide Suga, Hindistan Başbakanı Narendra Modi ve Avustralya Başbakanı Scott Morrison katıldı.

Ortak basın açıklamasında, Güney ve Doğu Çin denizlerinde güvenliğin sağlanması ve zorlukların aşılması için iş birliği mesajı verildi.

Zirvenin ardından dört liderin ortak olarak yazdığı makale, Washington Post gazetesinde yayınlandı. Burada da daha önceden olduğu gibi bölgedeki denizlerde hareket serbestisine vurgu yapıldı.

Biden’ın göreve gelmesinin ardından ivme kazanan ittifakın daha da geliştirilmesinin önündeki en büyük engel, dört ülkenin birbirine karşı güven sorunu yaşaması. Birçok konuda fikir birliğine varan dörtlü, bazı önemli konularda büyük görüş ayrılıkları yaşıyor. Ancak Çin’in bölgedeki saldırganlığı arttıkça ülkeler arasındaki iş birliğinin önemi daha çok ön plana çıkıyor.

YENİ DÜNYA DÜZENİNDE ASYA NATO’SU

Quad 1.0 olarak nitelendirilebilecek 2007’den 2017’ye kadar olan 10 yıllık süreç, bölgedeki şartların gelişmesiyle ülkelerin ortak çıkarlar etrafında buluşmasını sağladı. Çin’in Asya’da artan saldırganlığı ittifak üyelerini etkileyerek iş birliği alanlarının oluşmasına neden oldu. Jeopolitik ve jeoekonomik ağırlığın Trans-Atlantik’ten Hint-Pasifik’e geçişi, Quad 2.0 dönemine girişin habercisi oldu.

21. yüzyılın jeopolitiği, Asya ve Orta Doğu'da hızla değişen güç dinamiklerinin Çin'e gücünü kullanması için alan açmasına, Afganistan'dan güçlerin çekilmesine ve Orta Asya'da Çin'in İran ile ilişkilerinin artmasına işaret etti. Doğu, Çin'e ideolojik etkisini genişletme ve ABD’ye karşı koyma fırsatı sağladı.

Covid-19 salgını, Çin'in zayıf ekonomilerle geliştirdiği aşı diplomasisi ile dünya düzenini daha da etkiledi. Dünya ekonomisi duraklarken, Çin milyarlarca dolar kazandı ve GSYİH açısından ABD ile rekabet etmeye yaklaştı. Covid-19 salgını ve Çin'in Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) üzerindeki etkisi, ABD'nin küresel kurumlar üzerindeki etkisine meydan okudu. Ancak ittifak üyeleri arasındaki aşı diplomasisi iş birliği, başarının artmasını ve Asya’da Çin’e karşı bir güç oluşturmayı sağladı.

Küresel ticaret ve iletişim, Çin'in Güney Çin Denizi'ndeki askeri ilerlemesinden etkilenmeyi sürdürüyor. Söz konusu deniz tatbikatları ise Güney Çin Denizi'nde gözetleme ve ittifaktakilerin birbirine desteği ile Asya'daki jeopolitiği değiştirebilecek. Dolayısıyla bu durum da Asya NATO'sunu ortaya çıkaracak.