Putin, SSCB'yi yeniden canlandıran kahraman olabilecek mi?

Rusya'nın Ukrayna'yı işgalinin ardından Vladimir Putin'in son günlerdeki tavırları dünya basınının gündeminde. ABD istihbarat yetkililerinin raporlarının paylaşıldığı analizlerde özellikle Covid-19 sonrası yalnızlaşan Putin'in seçeneklerinin azalması korkularını mı körüklüyor? Putin, SSCB'yi yeniden canlandıran kahraman olabilecek mi?

İtalya’nın faşist diktatörü Benito Mussolini, 1935 yılında Etiyopya’yı işgal etmeden hemen önce “İçgüdülerimi takip ediyorum ve asla yanılmam” ifadelerini kullanmıştı. Fakat İtalya bu işgalden galip çıkmak bir yana devletin iflas noktasına geldiği bir durumda buldu kendini.

Ego savaşına da dönüşen mücadele birçok generalin uyarmasına rağmen 1940 yılında Adolf Hitler ile birlikte II. Dünya Savaşı’na girilmesine yol açtı.

İtalya bu kez de 1945’te anti-faşist partizanlar ile karşı karşıya kaldı. Kendi ülkesinde bir iç hesaplaşmaya dönüşen mücadele ne hızlı bir galibiyet ne de kalıcı bir zafer hikayesi getirdi.

Otoriter liderlerin çevresindeki güçlü propagandanın verdiği destek ile ülkelerini felakete sürükleyen savaşlara Rusya lideri Vladimir Putin’in Ukrayna’yı işgal emri ile birlikte bir yenisi daha eklendi.

Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’ni (SSCB) yeniden kurmak hayali ile yola çıkan Putin, ilk bir haftada Rus ekonomisini sarsıntıya uğratan yaptırımlar ile karşı karşıya kaldı. Tarihte, yeri doldurulamayan liderler arasına adını yazmayı hayal ettiğine inanılan Putin, 22 yıllık iktidarında ülke içerisinde de aykırı sesleri susturması ile biliniyor.

Dünyada geçmişten bugüne tüm güçlü liderlerin ülkesinden aldığı destek ile soyunduğu ‘kahramanlık’ tarihte hep aynı şekilde sonuçlandı.

Ruth Ben-Ghiat‘ın MSNBC’de yer alan makalesinde verdiği bilgiye göre, 2018'de Rusların yüzde 3'ü ülke varlıklarının yaklaşık yüzde 90'ına sahipti ve aslan payı Putin’in yakın çevresinde kümelenmişti.

Fakat başta İngiltere olmak üzere hem Batılı ülkeler hem de ABD'nin Rus oligarkların mal varlıklarına el koyma kararının ardından sesler yükselmeye başladı.

Örneğin; Rusya’nın en zengin isimlerinden eski bankacı Alex Konanykhin, Rus lider Vladimir Putin’in başına bir milyon dolar ödül koydu. Konanykhin, sosyal medya ağı Facebook’ta paylaştığı mesajında subay veya memurlara "Putin'i, Rus ve uluslararası yasalara göre bir savaş suçlusu olarak" para ödeme sözü verdiğini vurgulayarak, "Bir etnik Rus ve bir Rusya vatandaşı olarak bunu ahlaki bir görev olarak görüyorum” ifadelerini kullandı. Konanykhin bir başka mesajında ise "Aranıyor: Ölü ya da diri. Vladimir Putin toplu katliam için” ifadeleri yer alan bir afiş paylaştı.

Tepkisini Konanykhin ile dile getirmeyenler ise mal varlıklarını güvenli bölgelere kaçırmak için sıraya girerken bir yandan da Putin’e savaşı bitirmesi için mesaj verdi.

Ukrayna’da gerçekleştirilen demokratik seçimleri kabul etmeyeceklerini daha ilk günden duyuran Putin, kendi otokratik yönetimi için Kiev’i bir tehdit olarak gördüğünü vurgulayan Ruth Ben-Ghiat, Moskova yönetiminin 2014’te Kırım’ı ilhakında aldığı desteği yeniden alabileceği umudu olduğunu belirtti.

1.3 milyona mal olan ve Karadeniz’de yapılan özel sarayın basına yansımasının ardından Rus halkının da hem yönetimden hem de yolsuzluklardan şikayeti gün yüzüne çıkmaya başladı. Putin’e Rusya’daki desteği araştıran Levada Center, yaşlı kesimin oy oranının sabit kalmasına karşın 18 ila 24 yaş arasındaki katılımcıların yüzde 48'i ülkenin yanlış yöne gittiğini düşünüyor.

ABD Dışişleri Bakanı Madeleine Albright, Ukrayna'nın işgalini Putin açısından potansiyel "tarihi bir hata" olarak nitelendirirken Rusya uzmanı Fiona Hill, Putin'in kendisini sadece "Rus tarihinin bir kahramanı” olarak gördüğünün altını çiziyor.

Ukrayna’daki insani kriz kısa sürede sosyal ağlar aracılığı ile yayılması, kendi ülkesinde de Putin’i zor durumda bıraktı. Sokaklarda yapılan gösteriler Moskova yönetimini rahatsız ederken bir anne ve üç çocuğunun gözyaşları içerisinde gözaltına alınması büyük tepki topladı. Putin’in dünya genelindeki ‘güçlü’ imajı bir hafta içerisinde yerini “kişisel şan ve megalomani” arasında gidip gelen bir otokrata bıraktı.

NÜKLEER SÖYLEMLERİN TERSİNE DÖNMESİ

Batılı yetkililer, Rus kuvvetleri askeri hedeflerine ulaşmak için mücadele ederken Putin'in iktidarı ele geçirmesinin ardından ortaya çıkan sorunlar ve Ukrayna'da giderek daha acımasız ve aşırı taktiklere başvurmasından korkularını sık sık dile getiriyor.

CBSNews’te Olivia Gazis’in yer verdiği iddiaya göre, Kremlin'in gözlemcileri, daha önce ketumluğuyla tanınan eski bir istihbarat subayı olan Putin'in, alışılmadık bir şekilde tedirgin göründüğünü, dolambaçlı konuşmalar yaptığını ve herkesin önünde yardımcılarına saldırdığını bildirdi.

İstihbarattan sorumlu eski savunma müsteşarı, özel harekat subayı ve Afganistan’da önemli görevler üstlenen CIA görevlisi Mike Vickers ise 1980 yılında Sovyet - Afgan Savaşı sırasında gözlemlediği Putin’in son günlerlerdeki ruhsal durumuna ilişkin “Her zaman soğuk, hesapçı ve acımasızdı. Biliyorsunuz, baştan sona bir KGB adamı" ifadelerini kullanarak “Kendini soyutlamasındaki artış ve kendine olan güveninden dolayı şimdi daha duygusal, daha düzensiz, daha başıboş, bence daha pervasız” dedi.

ABD istihbaratına bilgi veren mevcut ve eski yetkililer, Putin'in farklı bir dünya görüşüne sahip deneyimli, hesaplayıcı ve rasyonel bir aktör olduğunu, ancak son yıllarda - ve özellikle COVID-19 salgını sırasında - daha izole ve öngörülemez hale geldiğini savunuyor.

ABD’li kaynaklar 70 yaşındaki Putin’in gerçeklikten kopmasına neden olabilecek nörolojik sorunlarının da olabileceğine dikkat çekerken özellikle de nükleer söylemler toplumların üzerinde büyük bir korku yaratmaya devam ediyor.

Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ilk gününden itibaren sık sık gündeme gelen nükleer tehdit, Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un "Ukrayna'nın nükleer silah edinmesine izin vermeyeceğiz” ifadelerini kullanarak "Üçüncü Dünya Savaşı nükleer ve yıkıcı olur” sözleri hem Avrupa’yı hem de dünyayı harekete geçirdi.

Fakat sosyal ağlarla birlikte dünya basının Putin’in aldığı kararlara yönelik analizleri, ekonomik yaptırımlar, Ukrayna’nın direnişi ve Zelenski’nin tüm dünyadan yardım istemesi Moskova yönetimini ‘sözde’ geri adım attırdı. Ta ki Zaporijya Nükleer Santrali’ni ele geçirmek üzere harekete geçirene kadar.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, uluslararası medya ve RT’ye yaptığı sn açıklamasında ise Avrupa’dan taleplerinin asgari düzeyde olduğunun altını çizerek “Ukrayna’daki duruma çözüm bulunabileceğine şüphem yok” ifadelerini kullanarak, "Batı’nın, elinde nükleer silah bulundurduğunu dile getirmesi bir şeylere işaret ediyor. Nükleer savaş, Rusya’dakilerin değil, Batı’dakilerin akıllarından geçirdiği bir şey" dedi.

Zaporijya Nükleer Santrali’nin Rus birlikleri tarafından ele geçirilmesinin ardından Moskova yönetiminin atacağı adımlar merakla izleniyor.