Putin Erdoğan'ın Libya teklifini nasıl kabul etti?

Libya’da Hükümet Güçleri ile Hafter, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Putin’in ateşkes çağrısına olumlu yanıt verdi. İlk açıklamasında ateşkesi kabul etmeyen Hafter teklif edilen sürenin bitimine bir saat kala Rusya'nın çağrısına olumlu yanıt verdi. Ne oldu da Hafter Rusya'nın teklifine "Evet" dedi, Cumhurbaşkanı Erdoğan Rusya Devlet Başkanı Putin'i ateşkes konusunda ikna etti?

Libya’da yıllardır süren iç savaş ülkede ağır sonuçlara sebep oldu. Erdoğan ve Putin’in İstanbul’da yaptığı ateşkes çağrısı karşılık buldu. Ateşkesin sağlanması ve tarafların masaya oturması için Ulusal Mutabakat Hükümeti Başbakanı ES-Serrac ve muhalif Hafter Moskova’da Rusya ve Türkiye öncülüğünde bir araya geliyor. Erdoğan ve Putin'in İstanbul'da vardıkları mutabakatla Suriye İdlib'de de ateşkesin başlatılması, Türkiye ve Rusya'nın çifte ateşkes başarısı olarak değerlendirildi. Türkiye ve Rusya Libya konusunda farklı tarafları destekleseler de çok kısa sürede bu kadar büyük adım atmaları diplomatik zafer olarak nitelendirilirken, iki lider yaklaşık 9 yıldır devam eden Suriye iç savaşında neden tarafları ateşkese ikna edemedi (Ya da etmedi)? Başka bir açıdan sormak gerekirse  Libya’da Resmi Hükümeti destekleyen Türkiye, Hafter’e destek veren Rusya’yı nasıl ikna etti?

Rusya Suriye savaşının ilk günlerinden bu yana Esad’a desteğini gizlemiyor. Rusların asırlardır devam eden sıcak denizlere inme hayalini gerçekleştirebileceği imkanı Suriye’de doğmuştu, Putin yanına İran ve Çin gibi ülkeleri de alarak her ne pahasına olursa olsun Şam yönetimini her şartta destekliyor. Türkiye ise özgürlük ve yeni bir anayasa isteyen zaman içinde farklı isimler alan (ÖSO, SMO) muhalifleri destekledi. Rusya, Suriye’de olduğu gibi Libya’da da Türkiye’nin karşı safında yer aldı. Ancak Libya’da ateşkes çağrısında bulunan taraflar nihayet karşılık buldu. Hiç başlamamasını istediğimiz savaş durdu. Rusya’nın Türkiye ile ateşkes çağrısında bulunmasının, Libya’daki milis güçlerini geri çekmesinin, önce ateşkesi kabul etmediğini açıklayan Hafter’i telefon ile ikna etmesinin çeşitli nedenleri var muhakkak.

AKDENİZ HAYELLERİNİ PEKİŞTİRİYOR

Libya’da BM’nin de tanıdığı Ulusal Mutabakat Hükümeti’ne (UMH) karşı savaşan Hafter’i uluslararası arenada destekleyen ABD, Suudi Arabistan, BAE, Rusya, Mısır, Fransa gibi çok fazla ülke olmasına rağmen Moskova yönetimi Suriye’den sonra Akdeniz’e inme hayallerini riske atmama politikası ve birçok konuda iş birliği yaptığı Türkiye ile ortak hareket ederek diplomatik bir başarıya imza attı.

 RUSYA ABD’Yİ GERİDE BIRAKMAK NİYETİNDE

Küresel anlamda iki rakip güç olan Rusya ve ABD Libya’da aynı tarafta yer alıyor, Moskova yönetimi ateşkes çağrısı yaparak hem Hafter üzerindeki etkinliğini artıracak hem de Libya’nın geleceğinde söz sahibi olarak ezeli rakibi Washington’un önüne geçmiş olacak.

 DOĞU AKDENİZ’DE VAR OLMAK İSTİYOR

Doğu Akdeniz’deki enerji tartışmalarında Rusya jeopolitiği gereği çok dahil olamadı, burada saf dışı kalmak istemeyen Putin, TürkAkım projesinin açılışından hemen sonra Erdoğan ile ateşkes çağrısı yapması tesadüf değil. Doğu Akdeniz’deki enerji tartışmalarında Rusya’nın rakipleri; İsrail ve Avrupa’ya karşı bu çekişmenin diğer tarafı olan Türkiye ve Libya’nın yanında olduğunu duyurarak Doğu Akdeniz’deki enerji meselesine dahil olmak istemesi de mümkün nedenler arasında sayılabilir.

 ÇOK FARKLI NEDENLER VAR...

Suriye konusunda tarafların kapsamlı bir ateşkes çağrısında bulunmamalarının çok farklı nedenleri var. Libya’da Hükümet’e karşı Hafter ve Güney’deki çöllerde hüküm süren aşiretler varken Suriye’de durum çok karışık. PKK, DAEŞ, radikal gruplar, muhalifler Suriye’de bazen birbirleri ile çoğu zaman da Esad’a karşı savaşıyor olması bölgesel iki büyük güç olan Türkiye ve Rusya’nın ateşkes çağrısında bulunmasını zorlaştırıyor. Nitekim son günlerde yeniden başlayan İdlib’teki ateşkes konusunda bile farklı grupların olması nedeniyle zaman zaman sorunlar yaşanmakta ve önceki ateşkeslerin sürdürülebilir olmasını engelledi.

SONUÇ

Rusya; Akdeniz'deki varlığının devam edebilmesi için Şam rejiminin de her ne olursa olsun orada olması gerektiğini düşünüyor ve Putin bu keskin tavrından asla taviz vermiyor. Ayrıca ABD'nin de bölgede askerleri ve çeşitli üsleriyle var olması, Suriye'deki savaşı küresel bir hale getiriyor, Rusya'nın burada verebileceği tavizler sonucunda güçsüzleşme endişeleri bulunuyor. Bundan dolayı Esad'a verilen destek, muhaliflerin güçlü olabileceği ve yeniden rejimi saf dışı bırakabilecekleri bölgelerde daha şiddetli olabiliyor. İdlib işte bu gelişmelerle beraber ele alındığında Putin'in asla geri adım atmadığı bir bölge halini alıyor.

Libya'daki durum ise daha farklı, dünyadaki petrol ve doğalgaz ticaretinin hemen hemen yarısının gerçekleştiği bu bölge küresel aktörler için büyük önem arz ediyor, enerji koridoruna yakın bir konumda olan Libya'daki olası büyük ve devam eden bir kriz, küresel enerji problemlerini de beraberinde getirebilir. Rusya'nın yeni enerji hamlelerine imza attığı bu dönemde, bölgesel karışıklıkların vesayet savaşlarına dönüşmesi kimsenin istemeyeceği bir durum. Bu önemli sebepler masaya yatırıldığında Rusya'nın ve diğer ülkelerin Libya konusunda diplomasi kanallarını daha hızlı harekete geçirmeleri, global olarak da beklenen bir gelişmeydi.