Protestolarla sarsılan Lübnan’da neler oluyor?

Lübnan’da son olarak vergi karşıtlığı üzerine başlayan protestolar, hükümetin istifası ve rejimin devrilmesi taleplerini de içerecek şekilde büyüyerek devam ediyor. Peki, Lübnan’da neler oluyor? 

Protestolarla sarsılan Lübnan’da neler oluyor?

Arap ve Orta Doğu ülkesi Lübnan’da, hükümetin sosyal iletişim ağları uygulamalarından vergi alma kararı başta başkent Beyrut olmak üzere ülkenin birçok bölgesinde protesto edilmeye devam ediyor. Başbakan Saad el-Hariri krizi çözmek için vergilerin iptal edildiği yeni bir ekonomik paket sundu ancak protestocular hükümetin istifasını istemeyi ve başlattıkları genel grevin devam etmesi çağrısını sürdürüyor. Gösterileri Lübnan’ın kendi iç sorunlarının bir oluşumu olarak ele alan bazı analistler, Lübnan’ın mezhep siyasetinin sebep olduğu güvenlik ikilemine dikkat çekiyor.

Etnik dağılıma bakıldığında; yüzde 95 Arap, yüzde 4 Ermeni ve yüzde 1 diğerleridir. Dini dağılıma bakarsak; yüzde 59,7 Müslüman, yüzde 39 Hristiyan ve yüzde 1,3 Yahudilerden oluşmaktadır. Lübnan için esas önemli konu olan mezheplere baktığımızda ise; yüzde 32 Şii, yüzde 23 Marunî, yüzde 20 Sünni, ve yüzde 5,7'nin Dürzi olduğunu görebiliriz.

 Lübnan, iç savaşın yarattığı yıkımı Müslüman ve Hristiyan toplumları arasında gücün eşit paylaşımıyla toparlamaya çalışan ancak bu iki dini grubun kendi içinde birden çok mezhepsel alt gruba ayrılması sebebiyle mezhep siyasetine mahkum olmuş bir ülke. Birçok kez siyasi krizler yaşamış, hükümet kurma süreçlerini sancılı atlatmış ve siyasi istikrarsızlığın yol açtığı birçok sorunla boğuşmuş olan Lübnan, şimdi de görünürde ekonomik sorunların doğurduğu gösterilere tanıklık ediyor. Son gösterilerde protestocuların ortak fikri vergilere itiraz etmek olsa da, ülkedeki elit kesimin yaşam standartları ve yolsuzluk haberleri halkın isyan etmesine sebep olmuş gibi görünüyor.

Öte yandan göstericilerin gün geçtikçe güvenlik güçleriyle çatışmaya girmesi ve Emel Örgütleri’nin güçlü olduğu bölgelerde protestocularla Şiiler arasında çıkan çatışmalar, toplumda derin izler bırakmış iç savaş günlerini hatırlatıyor. Ülkeye öyle bir isyan dalgası yayılmış ki, Başbakan Saad el-Hariri’nin protestocuları dağıtmak için yaptığı vergi iptali açıklamaları karşılıksız kalıyor. Öye ki, Lübnan'ın İlerici Sosyalist Partisi "PSP" Genel Başkanı ve Dürzi topluluğunun en tanınmış lideri olan, Velid Canbolat’ın tansiyonu düşürme girişimleride göstericileri teskin etmeye yetmiyor. Anlaşılan o ki, mezhep gruplarının siyasi liderlerine duydukları güvensizlik artmakta ve bu durum hali hazırda hiçbir siyasetçinin tek başına dindiremeyeceği bir öfkeye dönüşmekte.

Gösteriler Arap isyanlarını akıllara getirdi

Her geçen gün şiddetlenen gösterileri “İkinci Arap Baharı” olarak adlandırılan ve Cezayir, Sudan ile başlayıp Mısır ve Irak’ta da kendini gösteren protestoların bir devamı olarak gören çok sayıda analist var. Bu bağlamda gösterilerin arka planında bölgesel sorunların bulunduğuna işaret eden analistler, aynı zamanda yaşananların ekonomik buhranın bir yansıması olduğuna dikkat çekiyor. Suriye iç savaşına aktif olarak katılan Hizbullah faktörü, savaşla bağlantılı olarak mülteci meselesinin ekonomik sorunları derinleştirmesi ve iç siyasetin Suriye ile ilişkiler hususunda ikiye bölünmesinin sebep olduğu siyasi tıkanıklık analistlerin dikkat çektiği konular arasında yer alıyor.

Özetle ülkede yaşanan siyasi iktidarsızlık, yıllar içinde kronikleşen ve her an yeni krizlere sebep olabilecek bir siyasi yapının gün yüzüne çıkmasına sebep oldu. Lübnan Güçleri lideri Samir Caca’nın hükümeti istifaya davet etmesi ve hükümetteki dört bakanını çekmesi, hükümetin düşeceği yönünde bir beklenti oluştursa da Hariri, hükümet ortaklarına seslenerek yapmayı planladığı reforma engel olmamalarını istedi. Aksi takdirde ise istifa edeceği imasında bulunan Hariri, paydaşlarına verdiği 72 saatlik sürenin sonunda bir reform paketi açıkladı. Buna göre ekonomik krizin yükünün alt ve orta gelir grubunun sırtından bir nebze alınarak üst tabakayla bölüştürülmesi vaad edilse de protestocular henüz eve dönmeye ikna olmuş değil.

Hükümet istifa ederse ne olur?

Beyrut yönetimi, protestolar başladıktan sonra yaptığı açıklamada 2020 bütçesinde herhangi bir yeni vergi ve harç olmayacağını belirtti ancak ülke yönetimin aldığı bu karar, sokaktaki gösterileri dindirmeye yetmedi. Uzmanlar, Hariri hükümetinin istifa etmesi halinde, hükümetin Hizbullah destekçisi siyasilerin kontrolüne gireceği ve bunun da dışarıdan ülkeye girmesi muhtemel paraya engel olacağını belirtiyor. Lübnan hükümetinin istifa etmesi, bölgede yeni bir kaosun başlamasının önünü açabilir. Bu da ülkede, ekonomik durumun daha da kötüye gitmesi anlamına geliyor. Lübnan toplumsal yapısı sebebiyle bölgedeki birçok aktörün doğrudan etkin olabildiği bir ülke konumunda. Öte yandan ülkede, 1975 ile 1990 yılları arasında devam eden iç savaşın yarattığı bölünmüş fay hatları hala varlığını devam ettiriyor.