Covid-19 değişim çağını başlatmış olabilir

Son yüz yılın savaşlardan sonra en derin konularından biri olan Covid-19 salgını uluslararası ilişkilere dair pek çok normun sorgulanmasına neden oldu. Beraberinde pek çok tartışmayı da getiren Covid-19 salgını, yeni çağa geçiş, güç dengesinde ve uluslararası sistemde değişiklik, yeni dünya düzeni gibi tartışmaların yükselişe geçmesine neden oldu. Peki önümüzdeki dönemde Rusya’yı ne bekliyor?

On binlerce insanın hayatını kaybetmesine neden olan, yüz binlercesine bulaşan ve milyonlarcasının da toplumsal hayattan soyutlanmasına yol açan yeni tip koronavirüs (Covid-19) salgını her geçen gün etkisini artırarak yayılmaya devam ediyor. Uluslararası sisteme ve küresel ekonomiye dair pek çok normun sorgulanmasına yol açan virüs salgını, beraberinde pek çok tartışmayı da getirdi. Covid-19 salgını yeni çağa geçiş, güç dengesinde ve uluslararası sistemde değişiklik, yeni dünya düzeni gibi tartışmaların yükselişe geçmesine neden oldu.  

ULUS DEVLET ANLAYIŞI YÜKSELİŞE GEÇTİ

Covid-19 salgını şiddetini artırarak devam ederken, salgınla mücadelede yaşananlar post-koronavirüs dönemine dair ipuçları barındırmaktadır. Zira salgınla mücadele kapsamında masa etrafında toplanamayan liderler, dayanışma, yardımlaşma, bilgelik ve birliktelikten ziyade kendi ülke çıkarlarına göre hareket ettiler. Bu durumda küresel sağlık krizinin derinleşmesine neden oldu.

Yeni çağa geçiş, güç dengesinde ve uluslararası sistemde değişiklik, yeni dünya düzeni gibi tartışmaları da körükleyen Covid-19, salgın sonrası dönemde ulus devlet anlayışının yükselişe geçeceğini gözler önüne serdi.  Zira ortaya çıkan argümanların, teorilerin ve varsayımların temelinde ulus devlet vurgusunun artacağı, uluslararası kuruluşların güvenirliliklerinin ve geçerliliklerinin sorgulanacağı, liberal dünya düzeninin sona ereceği tartışmaları bulunmaktadır. Hükümetlerin, liderlerin sadece kendi ülke çıkarlarına yönelik politikalar geliştirmesi bu durumu körüklüyor. Trump yönetiminin ‘Önca ABD’ politikası, Birleşik Kralık’ta ‘Önce İngiltere’ ve ‘Önce Fransa’ gibi yaklaşımların ortaya çıkması, Birleşmiş Milletler (BM), Avrupa Birliği (AB), Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO), İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) gibi pek çok uluslararası kurumun, birliğin, ittifakın sorgulanmasına yol açacaktır.

Diğer taraftan devlet yönetimlerine ilişkin de değişimler söz konusudur. Zira karar alma mekanizması etkin ve güçlü hükümetlerin ve liderlerin öneminin artığı, salgınla mücadele konusunda otokratik yönetimlerin demokratik yönetimlere karşı daha ön plana çıktığı da aşikardır. Koronavirüs sonrası dönemde küreselleşmenin sonlanacağı dillendirilse de devletler birbirlerine son derece sıkı bağlandığı için farklı bir yol aranacaktır. Dolayısıyla salgın sonrası dönemde hükümetlerin birbirleri üzerindeki nüfuzlarını sağlık sektörü, eğitim, biyogüvenlik, siber güvenlik, gıda güvenliği, biyomedikal ürünler aracılığıyla artırma yarışına girecekleri tartışılmaktadır. Söz konusu tüm gelişmelerin odak noktasında her ne kadar ABD, Çin ve AB ülkeleri olsa da çok kutuplu dünya düzeninde belirleyici aktörlerden biri olan Rusya’nın koronavirüse yaklaşımı ve yeni dünya düzeni tartışmalarında kendisini nasıl konumlandıracağı aynı derecede önem arz etmektedir.

RUSYA’NIN KORONAVİRÜSLE MÜCADELESİ

Salgınla mücadele kapsamında Rusya’daki vaka sayıları diğer ülkeler göre düşük seyretti. Fakat 7 Nisan’dan sonra vaka sayılarında ciddi oranlarda artış yaşandı. Tüm önlemlere ve sokağa çıkma yasağına rağmen vaka sayısı 4 binlerle artmaya başladı. Toplam enfekte olan hasta sayısı 28 Nisan itibariyle 93 bin 558’e ulaşırken, hayatını kaybedenlerin sayısı ise 867’ye ulaştı. Ülke genelinde yapılan toplam test sayısı ise 3 milyonu geçmiş durumda. Veriler analiz edildiğinde, Rusya toplam test sayısında ABD’nin arkasında dünyada ikinci sırada gelirken test sayısına oranla toplam vaka ve ölüm sayıları oldukça düşüktür.

Uzmanlar alınan tedbirlere halk uyduğu sürece söz konusu artışın test sayısı fazla olduğu için 4 binlere çıkmasının normal olduğunu, sokağa çıkma yasağı erken uygulandığı için sürecin de hastane doluluğu ve tepe noktası hususlarında daha kolay yönetileceğini belirtmektedir. Yüksek oranlarda test ve vaka sayılarına rağmen vefat oranlarının düşük kalması farklı iddiaları da beraberinde getirdi. Muhalefetin ve bazı önde gelen muhalif figürlerin Rusya’da sayıların düşük gösterildiği, ölümlerin ve vakaların solunum yetmezliği veya zatürre olarak kayıt edildiği yönünde öne sürülen iddialar ilk günden beri devam etmektedir.

Öte yandan diğer ülkelerden farklı olarak Rusya’nın sahip olduğu federal yönetim yapısı koronavirüs nedeniyle önemli bir meydan okuma ile karşı karşıyadır. Söz konusu meydan okumanın doğru yönetilememesi salgın sonrası dönemde Rusya’nın kendini konumlandırmasında etkili olacaktır. Meydan okuma Moskova yönetimi ile federal yapılar arasında alınan önlemler noktasında ortaya çıkan anlaşmazlıklardır. Özellikle Çeçenistan Cumhurbaşkanı Ramazan Kadirov merkez yönetimden bağımsız aldığı şehir karantinası gibi tedbirler nedeniyle Başbakan Mişustin’in son dönemde eleştirilerine maruz kalmıştır.

POST-KORONAVİRÜS DÖNEMİNDE RUSYA’YI NELER BEKLİYOR?

Koronavirüsle mücadele kapsamında Rusya pek çok meydan okuma ile karşı karşıya kalmış durumda. Söz konusu meydan okumalar suhl içerisinde çözülemez ise koronavirüs sonrası dönemde Rusya’nın kendini konumlandırma girişiminde olumsuz etkileri olabilir. Fedaratif bir yapıda olan ve nüfusunun yüzde 20’si azınlıklardan oluşan Rusya’da, merkez ile özerk yönetimlerin arası açılırken, azınlık halkların merkeze olan güveni de zayıflayabilir.

Diğer taraftan Rusya’da yapılan yeni anayasa değişikliği ile birlikte Rus etnik kimliğine kurucu unsur özelliği atfedildiği ve verilen önemin artırıldığı görülmüş oldu. Fakat bu durum ülkenin birçok bölgesinde kurucu özelliğe sahip diğer halkların ilk günden beri tepkisi çekmektedir. Dolayısıyla bu perspektiften bakıldığında Rusya Federasyonu altında yaşayan diğer etnik kökene sahip halklar arasında huzursuzluk artabilir, iç politikadaki istikrar ve sürdürülebilirlik zarar görebilir. Ayrıca koronavirüs sonrası petrol fiyatlarının çakılması, milli gelirde devam eden düşüş ve Rus rublesinin değer kaybı Moskova yönetimi üzerindeki baskıyı daha da artırıyor. Ekonomik bunalım –sağlık yönetimi iyi de olsa– iç politikadaki sürecin yönetimini zorlaştıracaktır. Hem etnik ayrımcılık hem de ekonomik bunalım Rusya’yı dönülmez bir krize sürükleyebilir.

Rus dış politikasının ana hedeflerinden birisi ülkenin küresel etki merkezi pozisyonunun muhafaza edilmesinin olduğu görülmektedir. Bunu ulusal güvenlik, toprak bütünlüğü, komşu ülkelerle iyi ilişkilerin geliştirilmesi, Rus vatandaşlarının haklarının korunması, Rus dili ve kültürünün tüm dünyaya yayılması unsurları izlemektedir. Rusya’nın dış politika uygulamalarına baktığımızda da bu unsurlara yönelik atılan adımları ve liderlerin retoriklerini görmekteyiz. Bu kapsamda en belirleyici olarak karşımıza büyük güç statüsünün korunması diğer bir deyişle küresel etki merkezi konumunun muhafaza edilmesi çıkmaktadır.

Liberal düzenin her daim karşısında olan Rusya, bu düzenin salgın ile yıpranmasından memnuniyet duyan ülkelerin başında geliyor. Dolayısıyla virüs salgınının fırsata çevrilerek, Rusya’nın ezelden beri sorguladığı NATO ve AB’nin zayıflatılması gerek. Bu kapsamda AB’nin içerisini düştüğü zor durumu kendi içerisinde sorgulanmasının yolunu hazırlayan Rusya, bu bağlamda AB ülkelerinin çoğuna tıbbi yardım sağlıyor. Ayrıca eski Sovyetler Birliği ülkelerine de yardımlar sağlayarak, nüfuzunu artırmaya çalışıyor. Dolayısıyla dünyanın özellikle Batılı ülkelerin salgın karşısında başarısız olması Rusya tarafından fırsata çevrilmiş durumda.